Puan vermedi
Kuru Kız; adı bile olmayan, kendisine takılan bu lakapla yaşayan, kimsenin dikkatini çekmeden var olmaya çalışan bir kadın. Yalnızlığıyla baş başa bırakılmış, kim olduğu, ne istediği, nelerden hoşlandığı hiç merak edilmemiş kadınlardan sadece biri. Hayatın yükü daha küçücük yaşlarda omuzlarına bırakılmış, örselenmiş ve hep kenarda kalmış bir kız çocuğu. Onun bir adı yok; varlığı da sanki varla yok arasında bir yerde. Çevresindeki insanlar onun saf, hatta biraz akıldan yoksun olduğuna inanıyor. Bu durum ise Kuru Kız’ın işine geliyor; çünkü kimsenin ona yaklaşmamasını, hayatına müdahale etmemesini sağlıyor. İnsanlar ona kimi zaman acıyarak, kimi zaman da tiksinerek bakıyor. Daha küçük yaşlarda annesinin hastalanmasıyla ona bakmak zorunda kalıyor. Annesinin ölümünün ardından evin tüm sorumluluğunu üstleniyor. Sonrasında babasının geçirdiği kaza nedeniyle yıllarca onun bakımını da üstlenmek zorunda kalıyor. Babası da öldüğünde, hayatta kardeşinden başka kimsesi kalmıyor. Ancak onu da kaybedince yapayalnız bir yaşamın içinde buluyor kendini. Kuru Kız, yıllar boyunca başkaları konuşabilsin diye kendi sesini kısmış, kendi varlığını yok saymış bir kadın. Hiç duyulmamış, hiç görülmemiş biri. Çünkü kadınsanız, yaşınız kaç olursa olsun, hayatın yükü bir şekilde omuzlarınıza bırakılıyor. Yazar da bu gerçeği az ama etkili cümlelerle anlatıyor; söylemek istediklerini yalın bir dille, doğrudan okurun kalbine ulaştırıyor. Kitap, görünmez kılınan kadınların, sessizce taşınan yüklerin ve duyulmayan hayatların hikâyesi. Kuru Kız’ın yaşadıkları, sadece ona ait değil; birçok kadının hayatından izler taşıyor. “Aptal olmak üzücüydü ama aptal görünmek özgürlüktü…”
Kuru KızAyfer Tunç · Can Yayınları · 20237,9bin okunma
Puan vermedi·504 syf.··
2026 25. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 20:16
Bu destanın bence en ayırt edici yanı, insanın kader karşısındaki çaresizliğine bir karşı çıkış olarak zekasıyla karşılaştığı engelleri aşabilmesinin işlenmesi. Kahramanlık, bu destanda yalnızca fiziksel güçle özdeşleştirilmez, aynı zamanda zeka, sabır ve stratejiyle ilişkilendirilir. Odysseus tanrılar tarafından bahşedilmiş, doğuştan gelen niteliklerle değil, baş etmeyi yaşayarak, deneyimleyerek öğrenir. Harekete geçer, risk alır: "...insan atılgan olmalı başarmak için bir işi..." (s. 114). Machiavelli'nin bayılacağı cinsten biri. Bu destanı siyasal olarak okumak da zor değil, Homeros sık sık iyi hükümdarın öneminden dem vurur: "bilirsin sen de, uşakların kaderidir yaşamak korku içinde, hele hizmet ettikleri efendileri akılsız olursa." (s. 237). Emek verenle emekten yararlanan arasındaki eşitsiz ilişkiden söz etmekten de geri durmaz: "...asıl biz çekeriz bu ak dişli domuzların kahrını, oysa bizim emeğimizi başkaları sömürür hiç korkmadan..." (s. 247). Yalnızca kralları, kahramanları okumayız destanda, gündelik hayatın gerçekliği canlı bir şekilde yansıtılır. Kahramanda gördüğümüz bir başka özellik de tek başına yiğitliği yeterli bulmaması, ittifak kurmaya, dayanışmaya ihtiyaç duymasıdır: "Zordur bir sürü insana karşı koyması bir tek insanın, ne kadar yiğit olursa olsun, yenerler onu." (s. 274). Bireysel kahramanlığın sınırlılığını, başkalarıyla birlikte hareket etmenin zafere götüreceğini belirtirken Homeros, Bauman'ın neoliberal bireycilik eleştirisine geçmişten bir ışık yakar. Bauman okuduğunda (eğer okuduysa) bu satırların altını çizmiştir muhtemelen.
OdysseiaHomeros · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20187,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsan ancak kalbiyle baktığında doğruyu görebilir.
Puan vermedi·288 syf.··
2026 6. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 23:06
Bazı kitaplar bir hikâye anlatır, bazıları ise insanın hayatına küçük bir ayna tutar. *Hyunam-Dong Kitabevi* benim için ikinci gruba ait kitaplardan biri oldu. İlk bakışta bu roman, kurumsal hayatı bırakıp bir kitabevi açan bir kadının hikâyesi gibi görünüyor. Ancak sayfalar ilerledikçe bunun bir meslek değişikliği hikâyesinden çok, modern insanın yorgunluğunu anlatan bir roman olduğunu fark ediyorsunuz.Yeongju toplumun başarılı saydığı her şeye sahip biri. İyi bir eğitim, iyi bir kariyer ve düzenli bir hayat... Fakat bütün bunlara rağmen mutlu değil. Çünkü bazen insan istediği hayatı değil, ondan beklenen hayatı yaşıyor. Romanın merkezindeki kriz de tam olarak burada başlıyor.Bu noktada kitap bana sık sık Byung-Chul Han'ın modern yorgunluk üzerine düşüncelerini hatırlattı. Günümüz insanı artık başkaları tarafından baskılanmıyor; kendi performansının yükü altında eziliyor. Yeongju'nun yaşadığı tükenmişlik de bu durumun çok tanıdık bir örneği.Romanın en sevdiğim yanı ise büyük dönüşümler vaat etmemesi oldu. Kitabevi açıldıktan sonra her şey mucizevi biçimde düzelmiyor. Müşteriler akın etmiyor, hayat bir anda anlam kazanmıyor. Tam tersine, karakterler küçük adımlarla iyileşiyor. Çünkü yazarın asıl anlatmak istediği şeyin bu olduğunu düşünüyorum: Hayat bazen büyük değişimlerle değil, küçük duraklarla dönüşüyor.Kitabevine gelen karakterlerin hemen hepsinin ortak bir noktası var. Başarısız hissedenler, yönünü kaybedenler, yalnız kalanlar, kendini ait hissedemeyenler... Aslında hepsi modern hayatın farklı yüzlerini temsil ediyor. Bu yönüyle kitap bana Viktor Frankl'ın insanın temel ihtiyacının mutluluk değil, anlam arayışı olduğu fikrini de sık sık hatırlattı.Roman ilerledikçe kitabevinin kendisi bir karaktere dönüşüyor. İnsanlar oraya sadece kitap almak için değil, biraz
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma
6/10
·320 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:28
Matt Haig’le ilk kez Gece Yarısı Kütüphanesi kitabı sayesinde tanışmıştım. O kitabı okuduğum dönemde bana oldukça iyi hissettirmişti. Bu yüzden bu kitaba başlarken beklentim de ister istemez biraz yükselmiş oldu ama bu kitap maalesef ki beklentimi karşılayamadı. Kitabın arka kapak yazısını okuduğumda hikâye oldukça dikkat çekici gelmişti. Nadir görülen bir hastalık nedeniyle hücre yaşlanması neredeyse hiç gerçekleşmeyen ve yüzyıllardır aynı görünümünü koruyan bir hastalığa sahip olan Tom’un hikâyesini okuyoruz. Genel olarak Tom’un geçmişe dönük anıları ve günümüzdeki hali olarak ilerliyor. Tom gibi aynı hastalığa sahip başkaları da mevcut. Bu insanlar kendilerini dışarıdan gelecek tehlikelere karşı korumak için bir cemiyete üyeler. Cemiyete göre hepsinin uyması gereken iki önemli kural var: Aşık olmamak ve bulunduğu yerde sekiz yıldan fazla yaşamamak. Bu yönüyle oldukça ilgi çekici ve farklı bir kurgu olduğunu düşünmüştüm ama bana göre bu fikir çok daha etkileyici şekillerde işlenebilirdi. Kurguyu zayıf buldum ve hikâyenin potansiyelinin tam olarak aktarılamadığını düşünüyorum. Sonunu spoiler olmaması adına söylemiyorum güzel bir şekilde bittiğini söyleyebilirim kitabın sonuna kadar zorlayarak okusamda sonu gerçekten güzel bağlanmıştı. Yine de beklentinizi çok yüksek tutmadan okumak isterseniz şans verebilirsiniz. Şimdiden okuyacak herkese keyifli okumalar diliyorum
İnceleme
Zamanı Durdurmanın YollarıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202215,2bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 30. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:56
Vanya Dayı , Rus yazar Anton Çehov tarafından 1890'ların sonunda yazılmış, modern tiyatronun en önemli eserlerinden biri kabul edilen bir oyundur. İlk bakışta sakin bir taşra yaşamını anlatıyor gibi görünse de, derinlerinde boşa harcanmış hayatlar, gerçekleşmeyen hayaller ve insanın kendi varoluşuyla hesaplaşması yer alır. Oyun, kırsaldaki bir çiftlikte geçer. Vanya, yıllardır eniştesi olan Profesör Serebryakov'un mülkünü yönetmektedir. Ancak profesörün genç ve güzel eşi Yelena ile çiftliğe dönüşü, evdeki dengeleri bozar. Vanya, Yelena'ya âşık olur; doktor Astrov da aynı duyguları paylaşmaktadır. Bu sırada Vanya, hayatının en verimli yıllarını profesör için harcadığını fark ederek büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Oyunun merkezindeki tema budur. Vanya, yıllarca çalışmış olmasına rağmen yaşamının anlamını sorgular. Çehov, insanların çoğu zaman hayallerini ertelediğini ve sonunda pişmanlık duyduğunu gösterir. Karakterlerin hemen hepsi ulaşamadıkları hedefler veya karşılıksız aşklarla mücadele eder. Bu durum esere melankolik bir atmosfer kazandırır. Doktor Astrov'un ormanların yok edilmesine dair görüşleri, dönemi için oldukça ileri fikirlerdir. Çehov, çevre sorunlarına dikkat çekerek insanın doğaya karşı sorumluluğunu vurgular. Oyundaki aşk ilişkileri çoğunlukla karşılıksızdır. Karakterler birbirlerine yaklaşmaya çalışsalar da gerçek bir mutluluk yakalayamazlar. Karakter Analizi Vanya: Hayatını başkaları için harcadığını düşünen, öfkeli ve kırgın bir karakterdir. Yelena: Güzelliğiyle dikkat çeker ancak kendi yaşamından da memnun değildir. Astrov: İdealist, zeki ve çevreye duyarlı bir doktordur. Oyunun en ileri görüşlü karakterlerinden biridir. Sonya: Sabırlı, fedakâr ve çalışkan bir genç kadındır. Oyunun sonunda söylediği sözlerle umut temasını temsil eder. Çehov'un en
Vanya DayıAnton Çehov · Kitap Zamanı Yayınları · 201111,4bin okunma
Aşık Olma Korkusu I
7/10
·496 syf.··
2026 19. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:00
**" Kimse olduğu gibi kalmaz. Hayat onu bir şekilde değiştirir. Olmak istediğimiz kişiyle olduğumuz kişi arasında gidip geliriz. -Han " ** Herkesin kendisinden birgün uzaklaşacağını düşünen Elisa Tanyeli, daha doğrusu onun içindeki gerçek Elisa'nın hikayesini okudum ben bu satırlarda. Ailesinin kendisinden gitmesiyle birlikte herkesin kendisine sırtını dönmüş bir şekilde bulan bir karakter. Dört yıl önce gözlerinden operasyon geçiren ve o sırada hayatındaki en derin noktalardan bir koku alan bir karakter Elisa... Dört yıl önce kendisini hastane koridorlarında en gizli noktasında keşfeden bir karakter Han. Yoksa diğer adını mı söyleyeyim. Hayır, bunu siz bulun... Dahlia Parfüm'ün gizli ortağı, Elisa'nın kendisini keşfetmesine izin verdiği ama bir türlü bulamadığı Derin Nota. Hangisini bulacak acaba. Bunu bende çok  erik ediyordum açıkcası. Sürekli bir aksiyon olmasa da kitabın sonlarına doğru gerilim seviyesi biraz da olsa yükseliyor. Rs'den çıkmaya çalışırken okuduğum kitaplardan birisidir Aşık Olma Korkusu. Kendimi nasıl bu satırlarsa buldum bende bilmiyorum. Yazımına gelirsek, bence akıcı ama çok detay verilmiş. Aksiyon tarafı istenilen kadar olmasa da biraz gizem var. Bolca kıskançlık, azcık entrika ama çokca sevgi... Evet, evet... İstediğimiz romantık komedi temasında işlenilen bir kitap. Hem de tek değil. İkinci kitabı olan Aşkı Kaybetme Korkusu adlı fırından yeni çıkan birisi var. En kısa zamanda Aşkı Kaybetme Korkusu satırlarında buluşmak üzere. Ben şimdi buradan direkt Kızıl Sarmaşık'a geçiş yapıyorum. Sizlere iyi okumalar. Mutlaka yorumlarda nasıl geçtiğini, kitabı hangi duygularla okuduğunuzu bana yazın olur mu? " Sen kendini korumuyorsun. Sen kaçıyorsun. Biriyle bağ kurmaktan kaçıyorsun. Sevgiden. Aşktan. -Han " " Demek ki birilerini mutlu etmek
Aşık Olma KorkusuZeynep Sey · Athica Yayınları · 2024167 okunma