✊ Zulme Karşı Tek Ses! FİLİSTİN’de ve DOĞU TÜRKİSTAN’da kardeşlerimiz yıllardır işgal, zulüm ve baskı altında yaşıyor. Sesimizi ne kadar çok duyurursak, adalet o kadar yakın olacak! 📌 Yapman gereken: • Aşağıdaki linklere tıkla • "İmzala" butonuna bas • E-posta adresine gelen onay linkini tıkla • Bu paylaşımı herkese gönder Lütfen kimse sessiz kalmasın! 🇵🇸 FİLİSTİN için imzala: chng.it/PSB9cRV2Cq 🇹🇷 DOĞU TÜRKİSTAN için imzala: chng.it/78hQtBxW5K 📢 Ne kadar çok imza, o kadar güçlü ses! Sessiz kalmayalım, mazlumların yanında olalım inşallah, âmin.
#GazzeİçinBirleşelim
Baskı altında olan çocuklar biraz öyledir.
4'üncü sınıfa gidiyorum öğretmen tahtaya bir şeyler yazmış bende deftere geçiriyorum , yazıyorum siliyorum, tekrar yazıyorum, tekrar siliyorum... o kadar çok yazıp siliyorum ki sildiğim yer incelip deliniyor. (bir baskı!... ) Başımda öğretmen, ve beni yazmama zorluyor, oysa çok güzel yazan bir çocuğum, neyse Baskı altında olduğum için öğretmen beğenmez diye yazımı yazıp yazıp siliyorum, mükemmel olsun istiyorum, korkuyorum... daha çok berbat ediyorum! o gerginliğimi bastırmak için de silgimi her deftere bastırdığımda rahatlama hissi geliyor. O an sınıfta herkesin gözü üstümde ama ben kimseyi görmüyorum... Sadece elimdeki deftere bakıyorum; Yazdıkça yetmiyordu, sildikçe de düzelmiyordu. O küçük bedenimin içinde kocaman bir şey vardı: “Yanlış yaparsam sevilmem” korkusu. Öğretmen başımda bağırıyor 'yaz!' diye, Her bağırışında daha çok korkup daha çok yazıp siliyorum, Sonra öğretmen daha çok sinirleniyor, O sinirle annemi okula çağırıyor, ve annem geldi, Anneme; ' kızın sabahtan beri yazıp yazıp siliyor' dedi, Annemi yanıma oturtturdu, bir anda her şey değişti, Sanki o sınıf bir anda sessizleşmişti. Annemin sesi yumuşaktı: “Yaz kızım.” dedi sadece... O kadar basit bir cümleydi ki… Ama içimdeki bütün düğümü çözen şey de o oldu. Kalem elimde titremedi o sefer. Silgiye uzanmadım bile. Yazdım. Sadece yazdım... Ve o an fark etmiştim; ben yazmayı bilmiyordum değil, ben korkarak yazıyordum. Öğretmenin yüzündeki öfke, annemin sessizliği, sınıfın o ağır havası… hepsi bir anda uzaklaşmıştı. Ama içimde bir şey kalmıştı: “Ben aslında yapabiliyorum.” Yine de o günün içinde bir şey eksik kalmıştı. Kimse benim neden yazıp sildiğimi sormamıştı. Kimse “neden bu kadar korktun?” dememişti.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ay bu insanlar kim ve neden her şeye karışıyorlar? Baskı yapmayın, burası benim profilim. İster şarkı sözü paylaşırım, ister “bugün kimseyi görmek istemiyorum” yazarım, ister dedemin takma dişlerini atarım.
Mobbing olaylarının arkasında çoğu kez karmaşık teoriler yok. Çirkin olan güzel olanı, başarısız olan başarılı olanı, özgüvensiz ve baskıyla yaşayan özgür ve cesurca yaşayanı kıskanıyor. Bununla başa çıkamadığı için baskı, yalan, dedikodu ve iftira gibi her yolu kullanıyor.
Deli kurt, güveninin kırıldığını ve diğer konularda uzlaşmaya varmadığım için mesafeli durduğunu biliyorum. Senin pencerenden bakmadığımı düşünme. Çabalayacağım. Sana da göstereceğim. Ama değiştirmem dediğim tek bir şey var. Onda da yine seni anlıyorum. Sadece şu an kafamdakini söyleyemem. Yüzyüze gelmeden bu konu hakkında nolur tek bir baskı kurma. Sen kaydetme yapınca ben anlıyorum. Bazı kaydetmelerin bunu beğendim hoşuma gitti, bazı kaydetmelerin de bir uyarı bırakmak bu hoşuma gitmedi demek için. Martılı paylaşımı kaydetmene alındım sadece. Oturduğun yerden koordine memuru gibi tövbe yarabbim. Müziği de en güzel şekilde sunmak istediğin için bekletiyorsun biliyorum. Bi de sen böyle ilgi senden az bir çekildi mi ya da istediğin olmadı mı suratını düşürüyorsun soğuk yapıyorsun yani normal paylaşımlarla müziklerle bile gönderme yapmayı kesiyorsun. Tamam tamam alacağım gönlünü merak etme. Sıra bende. Sadece nasıl bir şey yapacağımı zamanla bulmam lazım. 🙃
Şu an CHP'nin içinde bulunduğu durum, eski siyasal genetik ile yeni kurumsal iddiaların bir laboratuvar deneyi gibi: Özgür Özel’in "Denklem Dışı" Hamlesi: Bu hamleyi tek başına "fedakarlık" olarak okumak da "mecburiyet" olarak okumak da resmi eksik bırakır. Gerçekçi olan, bunun rasyonel bir kurumsal tahkimat olmasıdır. Özel, karizmatik figürlerin (İmamoğlu ve Yavaş) gücünü kabul ederek kendini geriye çekmiş, ancak kurduğu "Aday Ofisi" ve "Ön Seçim" vaatleriyle o devasa şahsi güçleri kurumsal bir koridorun içine sevk etmeye çalışmıştır. İmamoğlu Denklemindeki Risk: Çerçevemizin tam isabetle yakaladığı gibi, partinin "A, B, C ve Z" planlarının tamamen İmamoğlu’nun şahsına (ve üzerindeki yargı tehdidine) endeksli olması, kurumsal yapının hâlâ dışsal ve kişisel bir kadere ne kadar bağımlı olduğunu kanıtlıyor. Kurum mekanizma üretiyor, ancak o mekanizmanın içini dolduracak olan enerji hâlâ tamamen "karizma" merkezli. 2017 referandumu muhasebesinin yapılamamış olması (Amnezi Dişlisi), partinin yapısal olarak geçmişin elit ağlarından tamamen kopamadığını gösteriyor. Ancak 2026'nın bu erken seçim sath-ı mailinde, tüzüğe işlenen kurallar ve genel başkanın sergilediği kurumsal hakemlik rolü, partinin en azından bu kez "aynı hatayı bile bile tekrarlamama" yönünde bir refleks geliştirdiğini gösteriyor. Dediğimiz gibi, önümüzdeki aylar bu gerilimi çözecek. Mekanizmalar (Aday Ofisi, kurullarla yönetim) kağıt üzerinde hazır; ancak iktidarın yargı hamleleriyle ya da liderlerin şahsi hırslarıyla ilk ciddi "baskı" geldiğinde bu barikatların yıkılıp yıkılmayacağını göreceğiz.
Siyaset