Çok kimse vardır ki, ticaret maksadı ile Hindistan'a, Herat'a ka dar gitmiş, oralarda alışverişten başka bir şey görmemişlerdir!
Gezip dolaşan kişi renkten, kokudan başka bir şey görmezse, yani gördüklerinin dış yüzünde kalırsa, isterse bütün dünyayı dolaşsın hep bunu görür: Kendi nasılsa, her tarafı öyle görür!
Kurumuş, kadit olmuş et parçası gibi tabiat mıhına asılıp kalmış kişinin cam, sebeplere bağlanmıştır, bundan ötesini göremez!
Ey başköşede oturan ulu kişi; sebeplerin kalktığı ova, Allah'ın geniş yeryüzüdür! Allah'ın geniş yeryüzü her an suret değiştirir, mevsimler oluşturur!
Şekilden şekile girer de ruh, yaşadığı o geniş yeryüzünde yeniden yeniye, apaçık bir başka alem görür! Fakat sen bir sıfata bü rünür de donar kalırsan, bulunduğun yer cennet olsa, orada cennet ırrnaklan aksa, orası sana kupkuru, çirkin bir ova gibi görünür! Onun için, bir yere yapışıp kalmamak, daima ileri doğ ru gitmek ve yaşadığı günü bir gün evvelinden daha iyi yaşa mak, kemale ulaşmanın gereğidir!
(Hz. Mevlanl, Cevllhir-i Mesneviyye, cilt 1, s. 299, çev. S. C.)