Ilgıt ılgıt esen yel ile ağıt, destan, efsaneler, Anadolu beşiğinde; birbirine harmanlanır. Toprağından bereket fışkırırcasına anlatılar, gök ekin sarı buğday başağı gibi her yere kulaktan kulağa yayılır. Destancının sesinde hayat bulur. Üç Anadolu Efsanesi’nde Yaşar Kemal, çağın Dede Korkut’u efsanelerin hayat verenidir. Medeniyetler beşiği Anadolu’da söylenegelen “Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik “ efsanelerinin derlemesidir. Kitabın ilk bölümü olan Köroğlu efsanesinde Anlatıcının etkisi çok belirgin olarak görülür.
Köroğlu Efsanesi: Bolu; yüce karlı dağlara sırtını dayamış Bolu Bey’inin yurdudur. Ve bu beylik ki, engin ovalarında yetiştirdiği yağız, doru, yılkı atarıyla yedi iklim dört bucağa ün salmıştır. Hanlar, Padişahlar tavlalarının en seçme küheylanlarını hep gelip Bolu Bey’inden alırmış. Hanlar, Padişahlar kapılara elçiler dizerken, cihana ün salmış küheylanların da bir padişahı olmalıydı elbet… İşte bu adam da seyis Koca Yusuf’tur. İyi atı, gözünün bebeğinden ak yelesinden tanırdı. Bolu Bey’inin herkesle arası vardı da bir tek Osmanlı mülkünün sultanı ile arası iyi değildi. Düşündü taşındı tavlasında ki en derli atı Sultana hediye ederse arası düzelirdi. Buyurganlar çağırıldı Koca Yusuf huzura geldi. Bey üç at istedi Koca Yusuf’tan. Orta da şan, şeref var ise ne gelir elden gözü gibi baktığı üç tay seçti ahırdan Beye sundu. Bey tayları görür de kükremez mi bunlar mı koca Osmanlı sultanına layık! Deyip tayları, şavka gelen atları gördükçe gözleri ışıldayan Koca Yusuf’a ceza olsun diye gözlerini aldı, onu kara kuyulara saldı. Her kör kuyunun bir Yusuf’u vardır. Koca Yusuf’un yusufcuğu da Ruşen Ali’dir. Yağız atlar şahlandı, koç yiğit pusatlandı. Er meydanı kuruldu. Ruşen Aliye’ Köroğlu namı vuruldu. Bakalım bize ozan ne söyler. Söyler ise hak söyler görelim