Puan vermedi·500 syf.··
2026 38. kitabı
Buket Uzuner ile tanışıklığım bu kitapla başlamadı. Daha önce Kız Neşesi’ni okumuş ve sevmiştim. Bu yüzden Kumral Ada Mavi Tuna’ya da merakla başladım. Kitabın en güçlü yanı benim için akıcılığıydı. Sayfalar hızlı ilerliyor, özellikle Kuzguncuk’un atmosferi oldukça başarılı aktarılıyor. İstanbul’un dokusu, geçmişe yapılan göndermeler ve tarihsel anlatılar da ilgimi çeken bölümler oldu. Ancak kitabı bitirdiğimde bende kalan duygu hayranlık değil, ikna olmamışlık oldu. Roman boyunca karakterlerin neden böyle davrandıklarını genel hatlarıyla anlayabiliyordum. Fakat yaşadıkları olaylarla verdikleri tepkiler arasındaki bağ bana çoğu zaman gerçekçi gelmedi. Karakterlerin yaşadıkları duyguların, travmaların ve fedakârlıkların sürekli büyütüldüğünü hissettim. Bu yüzden romanın merkezindeki ilişkiler ve çatışmalar beni duygusal olarak yakalayamadı. Kitap hakkında en çok konuşulan konulardan biri olan büyük aşk hikâyesi de bana geçmedi. Tuna’nın Ada’ya duyduğu şey, aşkın ötesinde bir takıntı gibi geldi. Karakterler arasındaki çekimi anlayabiliyorum ancak bunun neden bu kadar büyük ve unutulmaz bir aşk olarak görüldüğünü hissedemedim. Hatta zaman zaman karakterlerin yaşadıkları duyguların kendisinden çok, bu duygulara yüklenen anlamların büyütüldüğünü düşündüm. Romanın bir diğer problemi ise uzunluğu oldu. Bana göre anlatılan hikâye çok daha kısa bir hacimde de aynı etkiyi yaratabilirdi. Bazı bölümlerde yazarın aynı duygu ve düşüncelerin etrafında gereğinden fazla dolaştığını hissettim. Özellikle kitabın sonunda, yüzlerce sayfa boyunca hazırlanan sonucun beni beklediğim kadar tatmin etmediğini fark ettim. Ayrıca romanda yer alan bazı kimlik ve toplumsal meselelerin işleniş biçimi de beni rahatsız etti. Bu konuların varlığından değil, hikâyenin önüne geçecek kadar görünür
Duygu ve Düşünce
Kumral Ada Mavi TunaBuket Uzuner · Everest Yayınları · 202113,1bin okunma
10/10
·103 syf.··
2026 5. kitabı
Kitaba bir pazar sabah başladım o kadar akıcıydıki akşama bitirdim. Zaten sayfa olarakta kısa sayılır. Derin bir psikolojik yalnızlık temalı guzel bir kitap.
Yalnız Bir OperaMehmet Fatih Işıldak · Ark Kitapları · 2025466 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İyilik nedir?
8/10
·128 syf.·
2026 21. kitabı
Sayfa sayısı az, dili oldukça akıcı ve kolay okunuyor; ancak Gloria'nın hayatını, yaşadığı yoksulluğu, hayal kırıklıklarını ve maruz kaldığı istismarı düşündükçe kitap zihnimde giderek ağırlaştı. Başlarda Gloria'nın öfkeli ve karamsar tavırları beni rahatsız etmişti. Fakat geçmişine dair parçalar ortaya çıktıkça ona kızmak yerine onu anlamaya başladım. Aslında onun umutsuzluğu, yalnızca kişisel bir ruh hâli değil; yaşadığı hayatın ve dönemin acımasız koşullarının bir sonucu. Kitap boyunca beni en çok etkileyen noktalardan biri Robert'ın dedesinin sakatlanan atı vurmasını anlatan bölümdü. Dedesinin bunu bir merhamet ve iyilik olarak görmesi beni derinden sarstı. Çünkü bu sahne, iyilik kavramını yeniden sorgulamama neden oldu. Bir canlı artık yalnızca acı çekiyorsa onu yaşatmak mı iyiliktir, yoksa acısını sonlandırmak mı? Roman tam da bu rahatsız edici soruyu okurun önüne bırakıyor. Buna rağmen kitabın sonu beni hayal kırıklığına uğrattı. Gloria'nın yaşadığı onca acıdan sonra, küçük de olsa bir umut ışığı görmek istedim. Belki de bu yüzden son sayfaları kapattığımda üzüntüden çok burukluk hissettim. Ancak sanırım yazarın amacı da buydu: Okura teselli vermek değil, onu rahatsız eden sorularla baş başa bırakmak. İnce bir kitap olmasına rağmen uzun süre etkisinden çıkılamayacak, insanın merhamet, umut ve yaşam üzerine düşünmesine neden olan güçlü bir roman.
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 2026488 okunma
8/10
·471 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 00:00
Merhaba, Kitap gayet akıcı ve merak uyandıran bir anlatıma sahip, bu sebeple okurken pek sıkılmadım ki bu konuda mimliyimdir :) Merak uyandıran ve hoş bir anlatımı olan bu kitap yıllar sonra bitirdiğim ilk kitap olmasıyla bende ayrı bir yere sahip olmakla beraber bunun hiç bir özel sebebi de yoktu.. Kütüphanede göz gezdirirken orta kalınlıkta farklı bir kitap ararken bu kitaba denk gelip okumaya başladım ve daha sonrasında kitaplıkta başladığıma pişman olduğum kitaplar göz önünde bulundurulursa şansımın yaver gittiğini söyleyebilirim :)
Düşünce
Aklından Bir Sayı TutJohn Verdon · Koridor Yayıncılık · 20231,618 okunma
yara.
Puan vermedi·198 syf.··
2026 27. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 01:19
Kitabı bölük pörçük okuyarak başladım. Bir çocuğun gözünden hayatı anlamak bu kadar zorken bir de savaş ortamındaki çocukları anlayabilmek istemedim belki de. Sonra kitap aktı. Kalbimle duygularımla okudum. Yazarın sadeliği kişideki o temel duygularla başbaşa bırakıyor insanı. Kitabın devamı olduğunu ögrendim hemen almalıydım şimdi zaman girdi tekrar o duyguya dönmek istediğimden emin değilim. Hassas kalpler için bazı kitaplar vurucu. :( Çocuklar kırdi kalbimi ama doktor daha derinde hissettirdi bu kırıklığı.
Çizgili Pijamalı ÇocukJohn Boyne · Tudem Yayınları · 202150,6bin okunma
Puan vermedi·567 syf.··
2026 4087. kitabı
Okurken sadece bir hastane koğuşunu değil, bir dönemin ruh hâlini de okuduğumu hissettim. İlk başta kanser hastalarının hikâyesini anlatan bir roman gibi görünse de aslında çok daha derin ve politik bir metin. Koğuştaki her karakter farklı bir geçmişi, farklı bir korkuyu ve farklı bir yüzleşmeyi temsil ediyor. Özellikle Oleg Kostoglotov’un iç dünyası beni çok etkiledi. Hem hastalığıyla hem de sistemle hesaplaşması, insanın çaresizliğini ve direncini aynı anda gösteriyor. Kanser burada sadece fiziksel bir hastalık değil; toplumun içine işlemiş bir çürümenin de sembolü gibi. Kitap yer yer ağır ilerliyor ama bu yavaşlık bana bilinçli geldi. Çünkü Soljenitsin karakterlerin düşüncelerine, tartışmalarına ve iç hesaplaşmalarına geniş yer veriyor. Koğuşta geçen diyaloglar sadece hastalık üzerine değil; hayat, özgürlük, inanç ve baskı üzerine de. Okurken zaman zaman boğucu bir hava hissettim ama bu atmosfer hikâyeye çok yakışıyor. Umut ile umutsuzluk arasındaki ince çizgi sürekli hissediliyor. Bazı bölümler düşündürdü, bazı bölümler içimi burktu. Kolay okunan bir roman değil ama etkisi kalıcı. Sabır isteyen, derinlikli ve sorgulatan bir kitap. Bitirdiğimde sadece karakterleri değil, kendi hayatıma dair bazı şeyleri de düşünmeye başladım. Bence güçlü ve zamansız bir eser.
Kanser KoğuşuAleksandr Soljenitsin · Altın Kitaplar · 1970111 okunma