Spoiler İçerebilir
8/10
·360 syf.··
2026 28. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 20:00
Anna Burns'ün *Sütçü* romanını genel olarak beğensem de bazı önemli eksikleri olduğunu düşünüyorum. Roman özellikle başlangıç bölümünde oldukça sürükleyici. Sütçü karakterinin yarattığı gizem, anlatıcının üzerindeki baskı ve mahallede yayılan dedikodular güçlü bir psikolojik gerilim atmosferi oluşturuyor. Ancak ilerleyen bölümlerde tempo belirgin şekilde düşüyor. Özellikle anne ile anlatıcı arasındaki uzun diyaloglar ve gerçek sütçüyle ilgili bölümler bana göre romanın ritmini yavaşlatıyor. Bu kısımlar tematik açıdan bazı katkılar sunsa da olay örgüsünü ileri taşımakta yetersiz kalıyor. Benzer şekilde erkek arkadaş karakteri de roman boyunca önemli bir yere sahipmiş gibi kurulmasına rağmen hikâyeden oldukça hızlı ve yüzeysel biçimde çıkıyor. Romanla ilgili en büyük eleştirim ise adını kitaba veren Sütçü karakterinin yeterince derinleştirilmemiş olması. Sütçünün retçiler içindeki siyasi konumu, mahalledeki gerçek gücü, insanlar üzerindeki etkisi ve en önemlisi neden anlatıcıya bu kadar takıntılı hâle geldiği gibi konuların daha ayrıntılı işlenmesini isterdim. Kitap boyunca merkezde duran bir karakter olmasına rağmen onun hakkında çok az şey öğreniyoruz. Aynı şekilde Sütçü'nün devlet güçleri tarafından vurularak öldürülmesi de bana göre fazla yüzeysel geçiliyor. Romanın en önemli figürlerinden birinin ölümünün birkaç cümleyle geçiştirilmesi beklediğim duygusal veya dramatik etkiyi yaratmadı. Yazarın bilinçli olarak belirsizliği tercih ettiğinin farkındayım; ancak bu tercih karakterlerin ve ilişkilerin yeterince derinleşmesini engellemiş. Sonuç olarak *Sütçü*, atmosfer yaratma konusunda son derece başarılı, toplumsal baskı ve paranoya hissini etkileyici biçimde aktaran bir roman. Buna karşılık karakterlerinve ilişkilerin gelişimi ve bazı olayların sonuçları açısından
SütçüAnna Burns · İthaki Yayınları · 2020522 okunma
9/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 00:00
Aklın Rüyası, felsefe tarihi yazımı içinde “okunabilirlik” ile “tarihsel ciddiyet” arasındaki nadir denge noktalarından birinde duruyor. Kitap, Antik Yunan’dan Rönesans’a kadar Batı düşüncesini kronolojik bir hikâye gibi anlatmakta. Bunu da fikirlerin birbirini nasıl doğurduğunu gösteren bir entelektüel anlatı olarak yapıyor. Gottlieb, filozofları kutsal figürler gibi ele almıyor; onları hata yapan, tartışan, kimi zaman da açıkça yanılan insanlar olarak sunuyor. Bu tavır, metni daha “insani” yapmış ama bazı cümlelerini de itiraza açık bırakmış. Bu yüzden zaman zaman "Haydi ya öyle miymiş!" cümlesini kurarken buldum kendimi. Platon ve Aristoteles bölümleri kitabın omurgası sayılabilir. Gottlieb burada hem açıklayıcı hem de eleştirel bir yaklaşım göstermiş. Platon’un ideal dünyasını tarihsel bağlamına yerleştirirken, Aristoteles’i daha sistematik ve “bilimsel düşünceye yakın” bir figür olarak göstermiş. Sonuç olarak kitap, felsefeye teknik uzmanlıkla değil, tarihsel bir merakla yaklaşanlar için yararlı olabilecek bir başlangıç olabilir. Felsefe tarihine aşinaysanız şaşırtıcı cümleler okuyabilirsiniz.
Aklın RüyasıAnthony Gottlieb · Vakıfbank Kültür Yayınları · 20252 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 16:36
Hikâye, İstanbul’un boğucu ortamından uzaklaşıp, üniversite eğitimi için Anadolu’nun sakin bir şehrine yerleşen Orkun’un etrafında dönüyor. Tek başına bir eve çıkan Orkun, çok geçmeden rüya ile gerçekliğin birbirine girdiği esrarengiz olaylar yaşamaya başlar. Bu süreçte hayatına iki önemli figür girer: Eğlenceli, her konuda bilgi sahibi, gizemli ama bir o kadar da yapmacıklıktan uzak ve samimi üslubuyla öne çıkan Faysal Ergişi ve Orkun'un önceki aşkının ihanetiyle tuz buz olmuş ve toparlamaya çalıştığı kalbini kaptıracağı Tomris. Orkun’un rüya ve gerçeklik algılarının birbirine karışmasına neden olan sanrılar, tanıdıklar ve tevafuklar Faysal ve Tomris’inkilerle de bir şekilde kesişmektedir. Olayların merkezinde Kaşgarlı Mahmud’un yüzyıllardır kayıp olan eseri bulunmakta. Karakterlerimiz kendilerini bu kayıp kitabın ve onun getirdiği gizemlerin peşinde, adeta bir "bulma ve arama" serüveninde buluyorlar. Öyle ki hikâyenin bir aşk serüvenine dönüşmesini değil, kayıp kitabı arama odağında devam etmesini tercih eden yazar, okuru üzen, Orkun’u adeta yıkan bir izlek kurgulamış; Kılavuzun Pusulası’nın çizdiği rota bazı tasarruflara izin vermiyor adeta. Soyut bir bakış açısıyla şunu ifade etmek de mümkün; sevilen birini geri dönüşü olmayan bir şekilde kaybetmek metaforik olarak ulaşılamayan bir hakikati veya geç kalınmış bir sevgiyi, de temsil ediyor olabilir. Final kısmında karakterlerden birinin hapse girmesini de aynı bakış açısıyla; kişinin neden hapse girdiğinden çok bir bedel ödeme süreci olarak görmek mümkün. Kitapta en özgün bulduğum husus, kapak sayfasındaki araç plakasının (60 TO 34) arayışın devam ettiği Anadolu şehrine vurgu yapması ve metaforik bir zorlamayla GO TO 34 olarak okunabilecek plakanın, arayışın aslında olayların başlangıç noktasına yani özüne
Kılavuzun PusulasıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2022310 okunma
5/10
·48 syf.··
2026 58. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 15:52
Venedik Taciri (Çizgi Roman) William Shakespeare’ın Venedik Taciri eserini daha önce okumuştum. Bu kez çizgi roman uyarlamasını okuma fırsatı buldum. Elbette tiyatro metniyle birebir aynı değildi. Diyaloglar kısaltılmış, bazı bölümler sadeleştirilmiş ve karakterler görsel olarak yeniden yorumlanmıştı. Buna rağmen eserin ana çatışması ve temel mesajları korunmayı başarmış. Özellikle Shylock, Antonio ve Portia karakterlerini görseller eşliğinde takip etmek hikâyeyi daha akıcı ve anlaşılır hâle getirmiş. Klasik eserlerden çekinen okuyucular için oldukça iyi bir başlangıç olabilir. Görseller sayesinde olayları zihinde canlandırmak kolaylaşıyor ve okuma süreci daha eğlenceli bir hâl alıyor. Orijinal eserin derinliği ve karakter çözümlemeleri elbette çizgi romanda tam olarak hissedilmiyor. Ancak uyarlamanın amacı da zaten Shakespeare’ı daha geniş bir okur kitlesiyle buluşturmak. Bu açıdan oldukça başarılı buldum. Sonuç olarak, Venedik Taciri’nin çizgi roman uyarlaması keyifle okunan, klasik bir eseri daha ulaşılabilir hâle getiren başarılı bir çalışma. Orijinal eseri okuyanlar için hoş bir alternatif, henüz okumayanlar için ise güzel bir başlangıç niteliğinde.
Venedik TaciriWilliam Shakespeare · 1001 Çiçek Kitaplar · 201914,7bin okunma
Kitabın başkarakteri Reşha, bir kaza sonucu ailesini kaybettiğinde hikaye oldukça trajik bir başlangıç yapıyor. Ancak sonrasında cinlerin ortaya çıkması ve içlerinden birinin yıllardır ona aşık olduğunu itiraf etmesiyle olaylar fantastik bir yöne evrilmiş. Yazar belli ki cinler ve perilerle farklı bir dünya yaratmayı hedeflemiş, ama maalesef bu çaba bana pek başarılı gelmedi. İlk kez bir kitabı yarım bırakmak zorunda kaldım. Kimseye önerebileceğim bir eser değil...
Ötekiler Tılsımın AteşiAsuman Sarıtaç · Librum Kitap · 201621 okunma
Puan vermedi·540 syf.··
2018 120. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2018 00:00
Kitap için sayfa sayısına rağmen 24 saatte biterek bir ilk'e imza attı diyebilirim. Çünkü konuya girmek için gereksiz yere uzatılan sayfalar karşılamadı beni. İlk sayfalardan içine hapsedince bitirmeden çıkmak olmuyor malumunuz. Tabi ki çok sevdiğim ve bir kaşık suda boğmak istediğim henüz iyi miii, kötü mü olduğuna karar veremediğim gizli kahramanlarım vardı. Bunların yanı sıra hayrete düşürenler de vardı ki ana karakterde bunu sık sık yaşadım. "sen insansın" diye tutup sarsmak istedim. "evet yakışıklı olabilirsin, çekici olabilirsin, zeki olabilirsin, pratik zekaya sahip olabilirsin, dirayetli olabilirsin, sadık olabilirsin, iradeli olabilirsin, romantik olabilirsin, düşünceli olabilirsin, detaycı olabilirsin, merhametli olabilirsin, acı çekmiş olabilirsin, dürüst olabilirsin, güvenilir olabilirsin ... Ama hepsi birden olamazsın kendine gel" demek istedim. Ama bu büyüyü bozmak istemediğim için sustum. Bir karakterde bu saydıklarımın hepsi var ve bu yüzden başına gelenleri, verdiği tepkileri, olaylara yaklaşımını, bulduğu çözümleri merak ve hayretle okuyorsunuz. Sanırım kitabın sıkmaması da bundan kaynaklanıyor. Şahsen ben sıkılacak vakit bulamadım. Karakterlerin ağzından, geçmişlerine yönelik anlattıkları hayat kesitleri de çok etkileyiciydi. Hepsinde ayrı bir kırılma noktası mevcut. Eh böyle olunca yan karakterlerin hayatları da okuyanı sıkmaktan uzaklaşıyor. Tepkileri hafif bulduğum kısımlar yok değil, ama karakterlerimiz daha sonra birbirlerine anlatırken ya da hatırlarken yaşıyorlar asıl yoğunluğu. Bu yüzden devamını çok merak ediyorum. Tek kötü yanı var, fazla kahve içirtiyor. Okuyunuz efendim, hayatın içinde ki her duygudan dozunda bulacaksınız. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Acı Bir Tebessüm-BaşlangıçBarış Demirbaş · Anatolia Kültür Yayınları · 201857 okunma