Puan vermedi·195 syf.··
Beğendi
·
2026 282. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 21:51
Manga daha ilk ciltten ana konusunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Tanrılar, insanları uslanmaz ve yıkıcı varlıklar olarak görüp insanlığın sonunu getirmeye karar veriyor ancak Brunhilde'nin ortaya attığı fikirle bu karar bir ölüm kalım mücadelesine dönüşüyor. İnsanlığı temsil eden savaşçılarla tanrıların bire bir karşı karşıya geleceği bu turnuva fikri, hikâyeyi ilk andan itibaren ilgi çekici hâle getiriyor. Özellikle farklı dönemlerden ve kültürlerden gelen tarihi figürlerin aynı sahnede buluşması serinin en eğlenceli yanlarından biri. Çizimler de en az hikâye kadar güçlü; karakterlerin sahneye çıkışları, yüz ifadeleri ve dövüşlerin ağırlığı sayfalara ciddi bir enerji kazandırıyor. Genel olarak hem konsepti hem de temposuyla kendini rahatça okutan, sürükleyici bir başlangıç yapıyor. İyi okumalar.
İnceleme
Record of Ragnarök #1Takumi Fukui · コアミックス · 2018117 okunma
Hamnet
Puan vermedi·293 syf.·
2026 14. kitabı
Maggie O'Farrell'ın, Shakespeare’in adını bir kez bile geçirmeden eşinin dünyasını anlatan Hamnet, etkileyici bir roman. Kitap, hakkında orman cadısı efsaneleri dönen, insanların ellerine baktığında onlar hakkında bir şeyler gören/hisseden, bitkilerle karışımlar hazırlayıp insanları iyileştiren mistik bir karakter olan Agnes’in hikayesini anlatıyor. Aslında bir kadının yaşayabileceği birçok duyguyu; onun farklı oluşunu, insanlar tarafından sürekli dışlanmasını, aşkını, ailesini, çocuklarını, kayıplarını ve derin yalnızlığını Agnes’in hayatında görebiliyoruz. Roman, Agnes’in oğlu Hamnet’in kardeşiyle evde tekken kardeşinin hastalanması ve ona yardım etmeye çalışmasıyla vurucu bir başlangıç yapıyor. Biz de bir yandan Agnes’in geçmişini, bir yandan da Hamnet’in kardeşinin hastalanmasıyla başlayan bugünlerini anlatan, iki farklı zamanın iç içe geçtiği bir hikayeyi okuyoruz. Başlarda kitabın dilini pek sevemesem de karakterleri tanıyıp hikayenin içine girdikçe anlatım çok daha akıcı bir hale gelmeye başladı. Ancak kitabın ikinci yarısının ilk yarısına kıyasla biraz daha sönük kaldığını ve olayların bir anda hızlandığını düşünüyorum. Bir dönem hem kitabın hem de filminin sosyal medyada çok konuşulması üzerine, kitaptan sonra filmi de izlemek istedim. Fakat film, ne yazık ki zihnimde kurduğum dekorlardan çok farklıydı. Olaylar filmde aşırı hızlı işlenmişti; özellikle Agnes’in insanların eline bakınca gördüğü şeylerin sahneye dökülüşü bence çok sığ kalmıştı ve oluşturulan o hype sosyal medyanın abartısıydı. Kitabı okurken aslında kafamda çok daha sinematik bir film dönüyordu, adeta okurken bir film izliyor gibiydim. Yine de kitaptan bağımsız, büyük bir beklenti içine girmeden izlerseniz kendi içinde izlenebilir bir film ortaya çıkmış diyebilirim. Ama Agnes’in o mistik ve
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·74 syf.··
2026 36. kitabı
“Bir sabah Gregor Samsa, huzursuz düşlerinden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş buldu.” Bu cümle sadece bir başlangıç değil, insanın işlevi bittiğinde değerinin nasıl sorgulandığını gösteren bir kırılma noktasıdır. Kafka, dönüşümü fiziksel değil, toplumsal bir dışlanma olarak kurar.
Psikoloji
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268,1bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 57. kitabı
Sümer uygarlığını yalnızca arkeolojik bir geçmiş olarak değil, insan düşünce tarihinin başlangıç noktalarından biri olarak ele alır. Metinlerdeki yasalar, mitler ve günlük kayıtlar; yazının icadıyla birlikte insan zihninin soyuttan somuta nasıl geçtiğini açık biçimde gösterir. Sümerler’de dikkat çeken unsur, yalnızca “ilkler” listesi değildir; şehirleşme, hukuk ve inanç sisteminin birlikte gelişmiş olmasıdır. Bu yapı, erken devlet organizasyonunun nasıl oluştuğunu anlamak açısından temel bir referans sunar. Türkiye’de ise bu konuya erken dönemde ilgi gösteren isimlerden biri Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk, Türk Tarih Tezi kapsamında Sümerleri insanlık tarihinin önemli başlangıç halkalarından biri olarak değerlendirmiş, Mezopotamya uygarlıklarına akademik ilginin artmasını teşvik etmiştir. Bu yaklaşım, tarih yazımında yerli bir bakış açısı oluşturma çabasının parçasıdır. Sonuç olarak bu eser, sadece eski bir medeniyeti anlatmaz; aynı zamanda insanlık tarihinin nasıl okunması gerektiğine dair bir perspektif sunar.
İnsan ve Hayat
SümerlerSamuel Noah Kramer · Alfa Yayınları · 0197 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 83. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 16:33
Psikoloji alanında neredeyse hiç okuma yapmamama rağmen bu kitabı görür görmez okumak istedim. Yazardan okuduğum ilk kitap olmasına rağmen oldukça rahat ve keyifli bir şekilde okudum. Kitap 12 bölüme ayrılmış, kısa ama bir o kadar da kapsamlı bir eser. Bu yüzden sindire sindire, altını bol bol çizerek okudum. Kitabın temel konusu insanın yaşamdaki yeri ve konumu. Bunun yanında aşağılık duygusu, üstünlük kompleksi, rüyalar, çocukluk, sosyal uyum ve evlilik gibi birçok konuya da değiniyor. Kısa olmasına rağmen örneklerle desteklenmiş, dolu dolu bir içerik sunuyor. Okuduğum bazı şeylere ilk başta şaşırsam da üzerinde düşününce oldukça mantıklı geldi. Yazar, aslında herkesin belli ölçüde aşağılık duygusuna sahip olduğunu, bunun anormal bir durum olmadığını ve insanın yaşamını, ilişkilerini ve davranışlarını nasıl etkilediğini başarılı örneklerle açıklıyor. Psikoloji denince akla sıkıcı ve ağır kitaplar gelebiliyor ancak bu kitap tam tersine oldukça akıcıydı. Verdiği örnekler sayesinde anlatılanları anlamak kolaylaşıyor ve okuma süreci çok daha keyifli hale geliyor. Psikolojiye giriş yapmak isteyenler için güzel bir başlangıç kitabı olduğunu düşünüyorum.
Yaşama SanatıAlfred Adler · Cem Yayınevi · 20203,690 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 24. kitabı
Toplumun Aynasına Gülümseyerek Bakmak: Rıfat Ilgaz'ın Sosyal Kadınlar Partisi Bazı yazarlar vardır; aradan yıllar geçse de anlattıkları insanlar hiç değişmemiş gibi gelir. Rıfat Ilgaz benim için tam olarak böyle bir yazar. Sosyal Kadınlar Partisi'ni okurken sık sık "Bu karakteri sanki tanıyorum" diye düşündüm. Çünkü Ilgaz'ın anlattığı insanlar sadece kendi dönemine ait değil; bugün de çevremizde yaşamaya devam ediyorlar. Kitabın ilk dikkatimi çeken yanı, mizahın hikâyelerin merkezinde olmasına rağmen asla yüzeysel kalmamasıydı. Rıfat Ilgaz güldürmek için yazmıyor; güldürürken düşündürmek, düşündürürken de topluma küçük ama etkili eleştiriler yöneltmek istiyor. Bu yüzden birçok öykünün sonunda yüzümde oluşan tebessüm kısa sürede yerini sorgulamaya bıraktı. Eserde karşılaştığımız karakterler oldukça tanıdık. Kendi çıkarlarını toplum yararının önüne koyanlar, görünüşe ve gösterişe fazlasıyla önem verenler, farklı görünmeye çalışırken aslında birbirine benzeyen insanlar... Ilgaz, onları yargılamadan ama bütün kusurlarıyla gözler önüne seriyor. Belki de bu yüzden karakterler karikatür gibi değil, gerçek insanlar gibi hissettiriyor. Kitabın adını taşıyan "Sosyal Kadınlar Partisi" öyküsü ise özellikle dikkat çekici. Rıfat Ilgaz burada yalnızca kadınlar üzerinden değil, toplumun genel yapısı üzerinden bir eleştiri kuruyor. İnsanların sosyal görünme çabalarını, popüler olma isteğini ve zaman zaman samimiyetten uzaklaşan davranışlarını ince bir ironiyle anlatıyor. Okurken birçok sahnenin günümüzde sosyal medya çağında bile geçerliliğini koruduğunu fark etmemek mümkün değil. Rıfat Ilgaz'ın kalemini sevdiğim noktalardan biri de dili. Ne süslü ne de yorucu. Son derece doğal bir anlatımı var. Hikâyeler sanki bir arkadaşınız size yaşanmış olayları anlatıyormuş hissi veriyor.
Sosyal Kadınlar PartisiRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 2008182 okunma