Puan vermedi·416 syf.··
2026 54. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 00:00
Şahika Giray hayatını anlatacağı bir röportaj için Isparta'ya gitmek Karen için yeni bir başlangıç olacaktır. Genç ve güzel bir kadın olan Karen'in yaralı yüreğini hemen tanır alzheimer hastası Şahika hanım ve aralarında güçlü bir bağ kurulur. 2 yıl önce bir davette karşılaşan iki kadını, kesişen yolları, geçmişinin tüm defterlerini Karen'e açması ve derin yaraların izleri artık ortaya çıkmaktadır. Aral Şahika'nın vasisidir, aralarındaki gizemli bağ, Karen ile aralarındaki çekim ile bu zarif adam aşık olunmayacak gibi değildir. Karen'e teslim edilen günlükler geçmişin sırlarını, acılarını tek tek gün yüzüne çıkarıyor. Aral'ın Şahika ile bağı itirafı zorlaştırsa da okunan günlükler ile genç Şahika'nın özlemleri, acıları güzel kalbini tek tek anlatıyor. Ve onu çok seven eşi Sina beyin hayatına girişini. Yazardan okuduğum ilk kitap ve Türk filmi tadında, akıcı dili mekanları yaşatır hisle yazılmıştı. İnşallah diğer kitaplarını okumak kısmet olur. Çocukluğun yaraları, fırsatçı insanlar, sevgiyle iyleşme, güzel bir kalp yani her duyguya yer veren güzel bir kitap. Akıp giden sayfalar ile hızlı okunan kitabı türü sevenlere tavsiye ederim. Beni ikna etmenin mutlu etmek kadar kolay olduğunu söylerdi hep. Haklıydı. Çok kıymetli fakat işe yaramaz bir biblo gibiydim. Kaybetme korkusu bildim bileli benimleydi ve babamın ölümünden sonra kaybedecek kimsem kalmayınca yalnızlık korkusuyla yer değiştirmişti.
ŞahikaFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 202584 okunma
Pumking Spıce kafe Kitap Yorumum
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 20:21
"Bazı yerler vardır, insan daha ilk adımını attığında eve gelmiş gibi hisseder." ‎ ‎Merhabalar canlarım ‎ ‎Ben geldim ve bugün sizlere sonbaharın tüm güzelliğini, kahve kokusunu ve küçük kasaba sıcaklığını sayfalarına sığdırmış o kitapla geldim. Laurie Gilmore'dan Pumpkin Spice Kafe ile sizlerleyim. ‎ ‎Jeanie Ellis, Boston'da yaşayan ve yıllardır aynı düzen içerisinde sıkışıp kalmış bir yönetici asistanıdır. Sürekli başkalarının hayatını kolaylaştırırken kendi hayallerini erteleyen Jeanie, teyzesi Dot'un vefatının ardından Dream Harbor kasabasındaki Pumpkin Spice Kafe'yi miras alır. Hayatında ilk kez kendisi için bir karar veren Jeanie her şeyi geride bırakarak bu küçük kasabaya taşınır ve yeni bir başlangıç yapmaya çalışır. ‎ ‎Logan Anders ise Dream Harbor'ın sessiz, huysuz ve insanlarla arasına mesafe koyan çiftçisidir. Geçmişinde yaşadığı olaylar nedeniyle insanlara güvenmekte zorlanan Logan, mümkün olduğunca kendi hâlinde yaşamayı tercih etmektedir. Ancak Jeanie'nin kasabaya gelişiyle birlikte kurduğu düzen yavaş yavaş değişmeye başlar. ‎ ‎Öncelikle kitabın en sevdiğim yanı kesinlikle atmosferi oldu. Yazar öyle güzel bir kasaba yaratmış ki okurken kendimi Dream Harbor'ın sokaklarında yürüyormuş gibi hissettim. Sonbahar yaprakları, sıcak kahveler, kasabanın küçük dükkânları, insanların birbirini tanıması ve o samimi ortam beni kitabın içine çok kolay çekti. (Kitabı okurken sürekli battaniyeye sarılıp yağmurlu bir günde kahve içme isteği geldi. ) ‎ ‎Kasaba halkını da çok sevdim. Hazel, Annie, Noah ve diğer yan karakterlerin hikâyeye kattığı sıcaklık bence kitabın en güçlü yanlarından biriydi. Sadece ana karakterleri değil kasabada yaşayan herkesi tanıyor gibi hissettim. (Bazı yan karakterlerin hikâyelerini daha fazla okumayı isterdim açıkçası. ) ‎ ‎Jeanie
Pumpkin Spice KafeLaurie Gilmore · Juno Kitap · 20251,177 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
gölgede kalan
Puan vermedi·236 syf.··
Beğendi
·
2026 79. kitabı
​Çocukluğu sevgisizlikle büyüyen, aile içi şiddet ve baskıların gölgesinde derin psikolojik travmalar alan bir adam: Yusuf. Bursadan İstanbula gelip eski bir ev kiralayarak yeni bir başlangıç yapar. Zorlu hayatındaki tek dayanağı hep yanında olan, birlikte yaşadığı can yoldaşı Hüseyindir. İki arkadaş kiraladıkları evi temizlerken eski çekyatın altında bir defter bulur. Bu, evin yakın zamanda vefat eden sahibi Hikmete ait bir günlüktür. ​Yusuf sayfaları çevirdikçe Hikmetin dünyasına çekilir; o da tıpkı kendisi gibi baskıcı bir babayla büyümüş, anne sevgisinden mahrum kalmış yaralı biridir. Günlükte Hikmetin gençlik yıllarında yeşil gözlü Hayriyeye sevdalandığı ancak korkuları ve aile baskısı yüzünden bu aşkın yarım kaldığı yazmaktadır. Hikmet daha sonra Esma ile evlense de ömrü boyunca bunun pişmanlığını yaşamıştır. Yusuf, Hikmetin bu yarım kalan hikâyesini tamamlamayı ve emaneti sahibine ulaştırmayı tek amacı haline getirir. Ancak günlüğü okudukça kendi yaşamıyla günlükteki olaylar birbirine karışmaya başlar. ​Bu süreçte karşı apartmanda, küçük oğluyla yaşayan Yeşime karşı içinde saplantılı bir ilgi büyütür. Ona sığınmak, evlenmek ister ancak bu ısrarcı tavrı Yeşimi korkutur ve kadın onu kesin bir dille reddeder. Reddedilmek, Yusufun içindeki yalnızlığı iyice tetikler. ​Hikâyenin sonunda ise şaşırtıcı bir gerçek gün yüzüne çıkar: Yusufun kitap boyunca konuştuğu, güvendiği en yakın arkadaşı Hüseyin aslında gerçek değildir; yalnızlığının zihninde yarattığı şizofrenik bir sanrıdır. Yusuf başka bir adamın geçmişini tamir etmeye çalışırken aslında kendi zihninin derinliklerindeki ağır akıl oyunlarıyla ve "hiçliğiyle" o metruk odada tamamen yalnız kalır. Kitabın finalindeki o çaresizlik ve beklemediğim son içimi gerçekten çok acıttı.
Gölgede KalanAyten Yağmur · İkinci Adam Yayınları · 2025113 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 119. kitabı
“Adım Hayrünnisa. Kadının hayırlısı, uğurlusu demek… Ama benim adım on üçümden beri Nisa. Adım kadın.” Kadını anlatan her türlü kitabı okurum çünkü her biri, insanlığın en eski ve en derin hikayesinde açılan ayrı bir kapı gibidir bence. Tarihler ve isimler değişir ama değişmeyen yaşananlardır ve de duygular. Yoksa dünya döndükçe zaten birbirini tekrar eden yoksunluklar, tamamlanmaya çalışılanlar biraz aynı biraz farklı kadınlar için. Her kadının hikayesi, kaleminin izini taşır. Ben o kitaplarda ise tek bir “kadın” aramıyorum, farklı zamanların, farklı acıların ve farklı direnişlerin peşinden gidiyorum. İşte size bir kadın hikayesi daha… Annesi ve babası tarafından sahip çıkılmayan kadınlara… Ne güzel bir başlangıç… Kendi yolunu, kendi kalbiyle açmak zorunda kalanların hikayesine öyleyse. Hayrünnisa… Nisa… Kitabın henüz başlarında ailesini ve hikayesini anlatmaya başladıkça daha da çok merak ederek okudum. Doğumundan altı ay sonra babası İstanbul’a mecburen çalışmaya gitmiş. Çünkü köy yerinde ne elde var ne avuçta. Hamallık yaparak geçimlerini sağlamaya çalışmış babası ve kazandığını da annesine gönderirmiş. Fakat bir gün hastalanınca annesini köyden getirmeye karar vermiş. Dolayısıyla ablası hariç annesi ve erkek kardeşiyle İstanbul’un yolunu tutmuşlar. Elbette bunları okurken bir aile tablosu zihnimizde hemen canlanıyor. Yoksulluk… Nisa öyle güzel anlatıyor ki yaşamını ben hiç bitmesin istedim, zaman hiç akmasın. Ama sayfa aralarında günler hızlıca geçti gitti ve evlendi Nisa. Bir zamanlar çok sevdiği adamla kurduğu ev, zamanla bir hayalin değil bir kırılmanın mekanına dönüştü. Sevginin yerini hayal kırıklığı, güvenin yerini ise her gün biraz daha ağırlaşan bir yorgunluk aldı. Yoksulluk, şiddet, kıskançlık da diğer yandan iyice yük olmuştu. Kitap aslında tek bir
NisaFiliz Aygündüz · Doğan Kitap · 20265 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 75. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 10:54
Psikolojik gerilim severlere tavsiye ederim. Kitap çok sürükleyici. Kısa kısa bölümlerden oluşuyor, bu da her seferinde "Bir bölüm daha okusam" düşüncesini uyandırıyor. Sonra bir bakmışsınız, kitap bitmiş. Travmaların ve intikam arzusunun insanı nasıl değiştirdiğini, kötülüğün kötülüğü doğurduğunu; iyiliğin ise kötü olana bile merhamet gösterip vicdanlı kalabilmekte olduğunu hatırlatan, intikam ve adaleti bize sorgulatan güzel bir başlangıç kitabı olmuş.
HizmetçiFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 202311,4bin okunma
Puan vermedi·58 syf.··
2019 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2019 00:00
Okuyan kadinlar kulubu ile birlikte #türkklasikleriserisi nin beşinci kitabı olan #şairevlenmesi ni okuduk. Şair Evlenmesi ilk Türkçe oyun olarak kabul ediliyor, bu yüzden de Türk tiyatro edebiyatının öncüsü sayılıyor. İlk oyun okumama böylesi güzel bir başlangıç yaptığım için çok mutluyum. Oyunda şair Müştak Bey sevgilisi ile evlenmek için dönemin koşullarında arabuluculardan kendilerini evlendirmelerini istemek durumunda kalıyor. Her şey ayarlanıyor, nikah kıyılıyor ama görücü usulü olduğu için eşini ancak nikahtan sonra görmesi gerekiyor. Karşısına sevgilisi değil, onun yaşlı ablası çıkınca cümbüş başlıyor. Konuya dahil olan mahalle halkının hal ve hareketleri, konuşmaları, ileri gelenlerin ettiği sözlere kayıtsız şartsız inanmaları hiç yabancı değil. Hele imam efendi hiç değil. İmamlığı tartışılır ama laf cambazı olduğu kesin "İmam böyle yaparsa, neyyyse" dediğim doğrudur. Kısacık oyunda anlatılan, eleştirilen herşeyi çok sevdim. Sonrasında: milleti dilsizlikten kurtaran, edebiyat sevgisi ve bir siyasi düşünce veren, zulümden nefret ettiren, zalimleri: yılandan korkunç, akrepten iğrenç, cellattan merhametsiz tanıtan, edep ve zekanın canlı örneği olarak algılanan Şinasi'nin hayatının son günleri anlatılmış. Bu da gülerek başladığım okumaya, buruk veda etmemi sağladı. Okuyunuz efendim.
Şair Evlenmesiİbrahim Şinasi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202520,4bin okunma