GERÇEK KIYAMET İNSANIN İÇİNDE KOPANDIR!
7/10
·274 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:24
Bir insanı hayatta tutan şey gerçekten umut mudur? Yoksa bazen sadece unutamamak mıdır?.. Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Bugün sizlere Oğuz Yılmaz ’ın Şimal Yıldızı kitabını inceleyeceğim. Hazırsanız başlayalım! Öncelikle şunu söylemeliyim ki bilimkurgu, çok sık tercih ettiğim bir tür değil. Ben daha çok edebi yönü güçlü, karakterlerin iç dünyasına derinlemesine inen, melankolik tarafı ağır basan kitaplarda kendimi buluyorum. Bu yüzden Şimal Yıldızı’nı okurken de dikkatimi en çok çeken şey kurulan distopik dünya ya da teknolojik unsurlar değil, karakterlerin yaşadığı duygusal çatışmalar oldu. Özellikle Leke karakteriyle bağ kurdum diyebilirim. Çünkü kitabın merkezinde büyük bir sistem, bir mücadele ve bir gelecek tasarımı olsa da beni en çok etkileyen şey onun yaşadığı insani kırılmalardı. Şimal’e dair yaşadığı hayal kırıklığı, buna rağmen tamamen teslim olmaması, sorgulamaya devam etmesi ve kendince direnmeye çalışması oldukça etkileyiciydi. En çok da burada hikâyenin bilimkurgudan çıkıp insanın en tanıdık yaralarına dokunduğunu hissettim. Çünkü bazen insanın hayatındaki en büyük yıkım, dünyanın değişmesi değildir; güvendiği bir insanın değişmesidir. Asıl kıyameti orada kopar insanın… Yabancıların kötülüğüne karşı kendimizi hazırlayabiliriz belki ama sevdiğimiz insanların bizi hayal kırıklığına uğratmasına hiçbir zaman tam anlamıyla hazır olamıyoruz. Bu yüzden Leke’nin yaşadığı kırgınlıklar bana kitabın distopik atmosferinden çok daha etkileyici geldi. Gölge ile kurduğu bağ da bu nedenle hoşuma gitti. Dünyanın bütün düzenleri değişse bile insanın anlaşılmaya, görülmeye ve yanında yürüyen birine ihtiyaç duyması değişmiyor çünkü. Kitabın temelinde yer alan hafıza, duygu, özgür irade ve insanlık üzerine kurulan sorgulamaları da değerli buldum. Özellikle kusursuz
Edebiyat
Şimal YıldızıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202649 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
Selammm Bir çocuk okurken hem eğlenebilir hem de fark etmeden yeni şeyler öğrenebilir mi? İşte bu kitapla mümkün Her şey küçük bir gizemle başlıyor ama sonrasında kendinizi Yerebatan Sarnıcı’nın serin koridorlarında, eski taşların arasında dolaşırken buluyorsunuz.Her yeni ipucu onları farklı bir keşfe götürürken, okur olarak biz de onların peşinden sürükleniyoruz. Tarih, macera ve dostluk öyle güzel iç içe geçmiş ki hiçbir bölüm diğerinin önüne geçmiyor. Doruk’un cesareti, Sena’nın dikkatli gözlemleri ve Ayaz’ın ekibe kattıkları da birbirini çok güzel tamamlıyor. Hiçbiri tek başına kahraman olmaya çalışmıyor; birlikte hareket etmeleri hikayeyi daha sıcak hissettiriyor. Yapay zeka dostumuz Lumo’yu ayrıca çok sevdim. Ama en sevdiğim karakter Aylin teyze oldu. Merak etmeyi seven çocukların elinden kolay kolay bırakamayacağı türden bir kitap. Bir ipucunun peşinden koşarken dostluğun, cesaretin ve birlikte düşünmenin ne kadar önemli olduğunu da hissettiriyor. Verdiği mesajlar tam yerindeydi. Biz çok sevdik, siz de seversiniz umarım. Zaman yolculuğuna hazır mısınız? Hazırsanız başlayalım o zaman • Çizimlerinin güzelliğine de değinmeden geçmek istemiyorum. Çizimleri sayesinde okuduklarımızı gözümüzde canlandırmak, hayal etmek çok daha kolaydı. Sanki o anların içindeymişiz gibi.
Zaman Dedektifleri / Sarnıcın SırrıFunda Yalçınkaya · Gülbey Yayınları · 20267 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ekmek herkese yetecekti aslında...
8/10
·216 syf.··
2026 13. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 23:02
Devran Çağlar'dan iki çift sözle başlayalım, Kırmızı Sakallı Topal Karınca'nın dilinden: Yıkılmaz gururum bana engeldir Aslında kaybeden çekip gidendir Zalimler sultanı meydan senindir Elinden geleni ardına koyma Hikayemiz karıncalara misafir olan Ulukepez'in, bu diyardan dönüşünde Filler Sultan'ına, karıncaların nasıl çalışkan, kalabalık ve refah içinde yaşadıklarını anlatmasıyla başlar. Filler Sultanı da Hüdhüdler başı Ulukepez ile bir olup, karıncaların çalışkanlığı ile herşeye sahip olabileceğini düşünür. Ancak Zalimler Sultan'ına karşı gelen bir Demirci Kırmızı Sakallı Topal karınca vardır ve kitap bu üç baş kahraman çevresinde döner durur. (Spoiler verdim sanmayın, ilk 10 sayfada geçen şeyler bunlar.) Neyzen Tevfik'in dediği gibi: Ekmek herkese yetecekti aslında, Tarlaya karga dadandı. Ambara fare, fırına hırsız, memlekete harami… Haramilerin dadandığı bir karıncalar diyarının hikayesidir okuduğumuz. Filler ve karıncalar üzerinden insanların da tasvir edildiği bir güzel hikaye idi. Severek okudum, tavsiye de ederim.
1000Kitap
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal KarıncaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202515,7bin okunma
8/10
·590 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 20:51
İstanbul Hatırası – Ahmet Ümit "İstanbul artık sadece bir şehir değil benim için; bir hafıza, bir yara, bir sevda" Başkomiser Nevzat serisinin değerli bir parçası olan bu kitap, Ahmet Ümit'in kalemine iyiden iyiye ısındığımı hissettirdi ben de diyebilirim. Tamamen hayal kırıklığı demek abartı olur ama her şey de pembe değildi. Olumlu yanlarıyla başlayalım: Kitabın İstanbul'u anlatışı gerçekten başarılı. Sarayburnu'ndan Ayasofya'ya, tarihi yarımadanın her bir taşına işlenmiş gizem ve geçmiş... Yazarın şehre duyduğu sevgiyi her sayfada hissediyorsunuz, mekan tasvirleri oldukça başarılı. Yedi tarihi mekan ve yedi cinayet konsepti de kurgu olarak oldukça zekice. Ancak bazı noktalarda Ümit'in kalemi fazla coşmuş ve ana hat olan polisiye kurgunun önüne geçmiş. Romanın bazı yerlerinde konudan kopmalar yaşanıyor ve uzayan diyaloglar insanı yorabiliyor. Hatta bir kaç defa kitabı yarım bırakmayı düşündüğümü itiraf edeyim. Bu yüzden bazı okurlar kitabı "ağır ve sıkıcı" da bulabiliyor . Üstelik bu kadar sayfa sonunda ulaştığımız sonu çok da şaşırtıcı değildi. Bununla birlikte yazarın kalemine alışmaya başladığım ve bu dünyanın içinde kaybolduğum için tamamlamış oldum. Genel olarak, sonuna kadar sabredince dolu dolu bir İstanbul gezisi sunuyor ama polisiye tansiyonu çok yüksek bir kitap beklentisi ile girilmemeli. Bu kitaptan bana asıl kalan, tarihi bilgiler oldu diyebilirim, daha fazlası değil. Peki Ya Siz? · Kitaptaki tarihi mekanlar ve İstanbul betimlemeleri sizce başarılı mı, yoksa bu kısımlar da kitabı bölüp duruyor muydu? · Ahmet Ümit'in Başkomiser Nevzat serisinin en iyi kitabı sizce hangisi? · Polisiyeden çok bir "İstanbul Rehberi" olarak okunursa daha mı iyi olur bu kitap?
İstanbul HatırasıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201943,1bin okunma
Sil baştan başlayalım mı?
Puan vermedi·48 syf.··
2026 42. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:42
youtu.be/yjGigzkkXMM?si=... Sil baştan sevmek gerek bazen, Her şeyi, unutmak... Ve Haziran sayısı... "Bu sayı bu hayatı öyle de böyle de sevenlere... Sil baştan yapabilenlere, şarkılara, eskilere, gidenlere, dönenlere..." Yerden yere vurduğum mayısın bir sonrası: #303789894 Bazen diyorum fazla mı hassasız, umurunda değil kimsenin kötüye giden ne varsa. Neyi dert edinsek yalnız bulduk kendimizi. Neyi dert edinsek dert edinmişliğimizle kaldık. Sen kendi resmini kendin de yapamazsın, Bir açılıp bir kapanır kapılar yüreğinde, diyen Nazım Hikmet Ran'ın dizeleriyle başlıyor bu ayki sayı. Akabinde, kuşların şarkısını söylüyor Aylin Balboa, "İnsan üzülmekten hasta olabilen aciz bir canlıydı." Hiçbir şeyim yok, diyor Nermin Yıldırım, sahi, ne kadar hiçbir şeyimiz yok değil mi? Damardan giriyor Gökhan Dağıstanlı, "Suçlusu da yok suçu da yok bu hikâyenin. Bana hiç uğramayan bir hayale kanmışım." Saplantılı bir aşkın anatomisinden bahsediyor Beyhan Budak: Limerence, sıcağı sıcağına kitabını bitirmişken... #306430650 Ve şiir gibi Bedia Ceylan Güzelce, "Dünyanın bütün kapılarını yükleyip ruhun gemisine, seni bir de öyle sevmek vardı." İnsan bazen olması gerekeni değil, kendisini mahvedecek şeyi seviyor. Gitme iki gözüm, "Mauro Emanuel İcardi Rivero" youtube.com/shorts/kpxnhBAW... "Yüz kere Eyşan, bin kere Eyşan diyen Ömer gibi, yüz kere Icardi, bin kere Icardi." Toksik bir ilişkinin dışavurumu gibiydi Hilal Serbes'in yazısı. "Can Kırıkları" çıktım "Hangi Şebnem Şarkısısın" anketinde. Hiç kimseye huzur yok, derken Murat Menteş, Ferdi Tayfur düştü aklıma, "Huzurum kalmadı, şu fani dünyada." Günün Hikâyesi'ni anlatıyordu Cem Davran, zihnimin arka fonunda Ferdi Baba
Dergi
Kafa Dergisi - Sayı 141 (Haziran 2026)Kafa Dergisi · Kafa Grup Yayıncılık · 202636 okunma
Mengenede Zihinler
Puan vermedi·224 syf.··
2026 27. kitabı
Sondan başlayalım ve diyelim ki: "Belki Roger Graudy, Avrupa'da yetişmiş bir Hans'ta bazı taşları yerinden edebilir; ama Anadolu'nun suyundan içmiş Rauf'a değemez." Bu kitabın iddiası şudur: Batı'lı kültür/bilim yazıcılığı sakattır; dünyayı kendi merkezli tariflerinde emperyalizm/kapitalizm etkisi vardır. Bu bakış açısı yanlıştır. Bu yanlışlığı ispat için ufak derlemelerle "potpori" hazırlamış Graudy, dünyanın çeşitli coğrafyalarından verilerle. Hindistan, Çin/Japonya, İran, Afrika, Amerika vs... Bu derlemeler şu an günümüzde vikipedi'nin ilk paragrafı okunduğunda elde edilebilecek bilgilerden fazlasına sahip değildir, ne yazık ki! Ayrıca Graudy'inin Avrupa merkezli kültür ve bilim reddini açıklamak adına yeterince incelenmiş ya da tartışılmış durumda da değildir. Bu bilgileri serptikten sonra da kısa bir son bölüm ile Graudy'i der ki; yaşamak için medeniyetlerin kaynaşması gerekmektedir. Neden sorusunun cevabı ise bana "kapalı" kalmıştır. Örneğin sormak lazım Graudy'ye neden en iyisini tespit edipte onun istikameti üzerinden ilerlemiyoruz da; hepsini bir potada eritmeye çalışıyoruz! Ak koyunu kara koyunu neden belirlemiyoruz ki! Eğer Batı medeniyeti (ki gerçek anlamda bir medeniyet sahibidirler mi, tartışmak lazım) doğru yol üzerinde değil ise; neden ondan istifade etme gayesi. *** Rönesans- kapitalizm ilişkisi hakkında alıntı Rönesans, bir kültür hadisesi olmaktan daha çok, kapitalizmle sömürgeciliğin eş zamanda doğmaları hadisesidir. Kapitalizmle sömürgecilik iç içe ve sarmaş dolaş hâldedir. İkisi de kültür plânında, git gide Allah'a karşı kayıtsız bir tavır takınan ferdin güç gösterisinin övülüp yüceltilmesini esas alır. İkisi de hikmetten (bilgelikten) koparılan bilimi, tabiat ve insanlar üzerinde hâkimiyet kurma ihtirasının kölesi yapar. İşte o zaman
İnsanlığın Medeniyet DestanıRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 20181,961 okunma