Kapitalizm aşkı da insanlığı da yok eder.
9/10
·242 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
Öncelikli olarak kitap tasarımını çok beğendim.Bir diğer yandan ise iç(sel) şiirleri. Şair,adını yansıtmış kendi şiirine ,şair kendi ismine yakışır gibi Yalın ,samimi aynı zamanda güçlü. Bazı yerleri anlamakta zorlandım. Şiirleri çok derin olmasıyla birlikte içten düşüncelerini sanki kendi şiiri ile sohbet edip hayat hakkında entelektüel bir sohbet etmiş gibi... Bizi bizden daha iyi anlayan kim var ki zaten dünya denilen mezarlıkta ? Kendi kalemimizle sohbet etmek kadar muhteşem bir şey varmı ki ? Okuduğum şiir hakkında bende bir şiir yazayım dedim (çünkü çok sevdim ) Aşkın ıstırabı Hayat telaşında Entelektüel bir sohbet iyi gelir Kalemimizle Kelimeler dans ederken Bir hüzün içinde &&& Kapitalizm her şeyi yok eder Aşkla birlikte İnsanlığı da yok eder Başlıksız bir şiirde Bunu yazdım Duygulanarak İşte şimdi okuduğum şiir beni bu dizelere yazmaya şevk etti şairimiz ,içsel yalnızlığını,Türkiye'de entelektüel bireylerin fildişi kulelerine mahkum edilmesi ve paranın aşk gibi kutsal bir değeri de satın almasını hissettim şiirlerinde. Teşekkürler ,
Adının AnlamlarıYalın Tunalı · Verdonis Yayınları · 20253 okunma
8/10
·103 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2025 00:01
Söze, bu eserin ilk e-kitap / pdf okuma deneyimim olduğunu belirterek başlamak istiyorum. Yazarın daha doğrusu şairin, inisiyatifi ile okurlara sunduğu, eserin pdf haline ücretsiz ulaşabilme imkanı için teşekkürlerimi sunmak isterim. Zira, telif haklarından dolayı, hak geçmesinden endişe ettiğim için pdf'lerden uzak durmayı tercih ediyorum. E-Kitap da pek tarzım değil ama bu eserin basımı olmadığı için kendimi şiirleri okurken buldum. Evet incelemeye gelecek olursak... Ben, okurken satırları, dizeleri çizer; şiirin bende bıraktığı etkiye göre sayfalara kendimce işaretler iliştiririm. Eğer bu eseri kanlı canlı edinebilmiş ve sayfaların hışırtısına karışarak okuyabilmiş olsaydım, alıntılarıma eklediğimden fazlasını çizmiş ve birkaç işaret iliştirmiş olurdum. Bazı satırları yalnızca kendime sakladım. Çoğunu ise sizinle alıntı vesilesiyle paylaşmış oldum. Dizeler yahut cümleler, bende bıraktığı etkiyi sizlerde de bırakır mı bilemem, lakin, biri değilse bile diğerinin gönlünüze dokunacağını düşünüyorum. Okunmaya ve vakit ayırmaya değer bir eser... ☆Sayfalar arası boşlukların oluşu ve bu boşluğun sanatsal bi dokunuşla dolduruluşu hoşuma gitti. Zira şiir, estetiğin harfler ile nakışıdır. Bundan mütevellit hem harflerin nakışı hem de çizimlerin latif ahengi görsel bi derinlik katmış. Şiirler arası bi nefeslik paya kapı aralamış. ☆Ve ayrıca şiirlere başlık yazılmayışı da bende iyi anlamda iz bırakan nüanslardan biri oldu. Daha evvel denk gelmişsem de hatırlamıyorum ama ilk defa başlıksız şiirler okudum... Sanki başlık, görünmeyen iplerle manayı çevreleyen, sıkıştıran bi detay oluveriyor bazen... Bundan mütevellit, yalnız şiirin hürriyeti esas alınmış diye zannediyor ve mânanın hakikatinden nasiplenebilmiş olmayı ümit ediyorum. Not: Üzülerek değinmek istediğim birkaç
Sözün Bittiği YerdeCuma Bozkurt · Play Kitaplar · 202542 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Overrated
3/10
·183 syf.··
2025 39. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 04:03
Kitabın ilk sayfası ile başlayalım: "... Kitapları: Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1988), Metinler (1990), Kırmızı Kahverengi Defter (1993) ve Sylvia Plath'in Şairliğinin İntiharı Bağlamında Anlizi (2006). 13 Ekim 1987'de aramızdan ayrıldı." Şairin kitapları ölümünden sonra basılmıştır. 29 yaşındayken evinin penceresinden atlayıp intihar etmiştir. Bipolar bozukluğu vardı. Hayatını araştıranlar, eşi ile ilgili değişik rivayetlerle karşılaşıyorlar. Örneğin; eşinin, "Nilgün'ün şiir yazdığını bilmezdim, bir köşede pıtır pıtır bir şeyler yazardı." dediği bir iddiadır. Vatan Kitap'ta 2010 yılında yayımlanan bir röportajda yer almıştır. Fakat eşi Kaan Önal'a ulaşanlar, bu konuda bir doğrulama veya yanlışlama alamamışlardır. Nilgün Marmara, edebiyat dünyasından birçok şairle tanış ve ahbap olmasının yanı sıra yaşadığı dönemde şiirleri matbu edilmişti. Haber linki: malumatfurus.org/nilgun-marmara-... Nilgün Marmara, eşi Kağan Önal’a bıraktığı mektupta intiharından önce, daktiloya çekip dosyaladığı şiirleri isterse bastırabileceğini vasiyet etti. Önal da Marmara’nın vasiyeti üzerine dosyalanmış bu şiirleri “Daktiloya Çekilmiş Şiirler” adıyla yayımladı. Şairin kısa yaşam öyküsünü değerli bulmakla birlikte kitaptaki şiirlerini beğenmedim. Kötücül veya karamsar bir hava içinde olmaları benim için önemli değildi, çünkü öyle şiirleri de okur ve sevebilirim. Asıl konu, bu şiirlerin sanki "anlaşılmamak üzere yazılmış" gibi olmasıydı. Eski tartışma konusudur: Sanat sanat için mi, sanat halk için mi... Ben bu ikilemin belli bir tarafı olamadım hiçbir zaman. Bir yandan, "Halk cahildir; sanattan anlamaz!" diyorum; diğer yandan, "Yalnızca belli bir zümrenin anlayacağı sanattan ne çıkar!" diyorum. Evet sanat elitisttir ama belli duyguları uyandırmak için de
Şiir
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)Nilgün Marmara · Everest Yayınları · 20144,772 okunma
Puan vermedi·686 syf.··
2025 447. kitabı
·
129 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2025 19:13
''Gün Doğmadan, Türk edebiyatının usta şairlerinden olan Sezai Karakoç'a ait tüm şiirlerinden oluşmaktadır. Diriliş yayınları tarafından çıkarılan kitap, şimdiye dek 20. baskıyı geçmiştir. En güncel olarak piyasada 22. baskısı bulunmaktadır. 1933 doğumlu olan şairin birçok şiir kitabı bulunmaktadır. Bu şiir kitaplarını tek tek satın alabileceğiniz gibi, bir arada da alabilirsiniz. 682 sayfadan oluşan Gün Doğmadan şiir derlemesi ilk olarak Monna Rosa şiir kitabı ile başlıyor. Bu kısımda 7-39 arasını kaplıyor. Şairin en bilindik şiirlerinden biri olan Monna Rosa da burada yer alıyor. Kısaca üzerinde düşünüldüğünde, bu şiirin insan üzerinde ki etkisi; hafif bir rüzgârın sonbahar yaprağının üzerinde ki etkisi gibi. Çok hafif bir dokunuş ve asil bir süzülüş. Aynen bu şekilde, şiir ruhumuza dokunuyor, bizi selamlıyor ve sonra köşesine çekilip düşüşümüzü izliyor. Bizler de seve seve düşüyoruz. Yine bu kısımdaki şiirler genel olarak aşk, çaresizlik ve çelişki üzerinde duruyor. İkinci kısmın adı ise: Şahdamar. Bu kısım 39-79 arasını kaplıyor. Şairin 1953-1957 yılları arasında yazdığı şiirleri bu kısımda yer alıyor. Lili, Kan İçinde Güneş, yine Muazzez Akkaya'ya yazdığı söylenilen Pinpong Masası, Şahdamar gibi ilgi çekici ve derinden etkileyen şiirlerinin yer aldığı bölümde, aşkın yanı sıra, şairin dünyayla konuşması gözlemlenebiliyor. Biz hayret eder, kuvvet eder, dudağımızı bükeriz; Dudağımızı kör makaslarla dilim dilim ederiz İki tane elimiz var deriz; Bin tane elimiz olsaydı Bini birbirinin aynı olurdu deriz. ... Siz kalbe hançer gibi giren Siz kalpten ağaç gibi çıkan Siz bize şahdamarımızdan yakın Siz yüzükler içinde kan (Şahdamar - Sezai Karakoç) Bölüme ismini veren bu şiirden de anlaşılacağı üzere, şair sürekli birisine sesleniyor. Sanki kendini ve kendine
Gün DoğmadanSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20232,521 okunma
Puan vermedi·686 syf.··
Beğendi
·
2025 77. kitabı
Sezai Karakoç’un Gün Doğmadan adlı eseri, Türk edebiyatının önemli şairlerinden birinin tüm şiirlerini bir araya getiren toplu bir şiir antolojisidir. Diriliş Yayınları tarafından yayımlanan kitap, 686 sayfadan oluşur ve Karakoç’un 1959’dan 2000 yılına kadar yazdığı şiirleri kronolojik bir sırayla sunar. Eser, şairin dokuz ayrı şiir kitabını (Monna Rosa, Hızırla Kırk Saat, Taha’nın Kitabı, Gül Muştusu, Körfez, Şahdamar, Sesler, Zamana Adanmış Sözler, Ayinler, Leylâ ile Mecnun, Ateş Dansı, Alınyazısı Saati) içerir ve her bölüm için kısa yorumlar eklenmiştir. Gün Doğmadan, Karakoç’un “Diriliş” düşüncesini merkeze alan metafizik ve mistik bir şiir anlayışını yansıtır. Şair, sevgi, ölüm, kadın, doğa ve medeniyet gibi temaları işlerken, İslamî ve geleneksel değerleri modern şiir diliyle harmanlar. Eserdeki şiirler, özellikle “Monna Rosa” gibi ikonik eserleriyle tanınan Karakoç’un, aşkı gerçekçi ve derin bir boyutta ele aldığını gösterir. Akademik bir çalışmada, kitabın sevgi teması üzerine yoğunlaştığı ve bu değerin Türkçe öğretiminde önemli bir yer tuttuğu belirtilmiştir. Karakoç’un şiirleri, İkinci Yeni hareketiyle biçimsel benzerlikler taşısa da, onun kendine özgü mistik ve İslamî içeriği, bu akımdan ayrışmasını sağlar. Şair, “varoluşu idrak farkı” ile diğer şairlerden farklı bir çizgi çizer. Kitap, Karakoç’un şiirlerinde kullandığı imgeler, soyutlamalar ve metafizik vurgularla dikkat çeker. Örneğin, “gül” imgesi kurtarıcı bir sembol olarak sıkça yer alır. “Hızırla Kırk Saat” bölümü, 40 şiirden oluşan ve başlıksız numaralandırılmış şiirleriyle özgün bir yapı sunar. “Taha’nın Kitabı” ise hikâyevari bir anlatımla dikkat çeker. Okuyucular, eserin zengin ve doyurucu içeriğiyle şiir severler için bir başyapıt olduğunu belirtir. Ancak bazıları, hacimli yapısı nedeniyle
Gün DoğmadanSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20252,521 okunma
HÜSEYİN NİHAL ATSIZ "RUH ADAM" ROMANI...
Puan vermedi·308 syf.··
2024 29. kitabı
Ruh Adam romanında birçok konuya değinip eşsiz bilgiler sunan Atsız, romanın ismine rağmen tasavvufu inceden inceye eleştirir. Ama gelin görün ki eser, eleştirdiği tasavvufun romanın başkarakteri Selim Pusat tarafından değişik boyutlarıyla yaşanması üzerine kuruludur. Çok sevdiği askerlik mesleğinden ihraç edilen Selim Pusat, sonradan arkadaşlarının da yardımıyla Tarihi Evrak Komisyonu’nda işe başlar. Selim Pusat bulunduğu anı özümseyemeyen, etrafındaki insanlardan tiksinen bir hâlet-i ruhiye içindedir. Onun için kurtuluş yolu tarihin gizemli sayfalarına dönmektir. Buradaki iş arkadaşlarının tasavvufi yaşantıları nedeniyle aşırı huzurlu olmaları (bunu da çok anlamsız bulur) daha önce hiçbir bilgisi ve ilgisi olmadığı tasavvuf konusuna eğilmesini sağlar. Yaptığı okumalarla Hallac-ı Mansur’un Enel Hak meselesine ulaşan Selim Pusat Hallac-ı Mansur’un kendini Tanrı olarak göstermesine tasavvufi söyleme aşina olmadığı için aşırı tepki göstererek tasavvufun saçmalığına karar verir. Lakin romanın ilerleyen bölümlerinde saçmalık olduğunu düşündüğü tasavvufa çok yakın bir hayat sürer. Romanda Atsız, bilerek düştüğü bu tezadı, ustaca bir ironiyle okuyucunun aklına kazır. Ruh Adam, Hallac-ı Mansur’un anlaşılmayan tasavvuf anlayışının dini saçmalaştıran boyutuna ve insanların tasavvuf sebebiyle etkisizleştirilmelerine bir tepki olarak değerlendirilmelidir. Çünkü sömürgeci mantık da İslam'ı bu noktadan vurmuştur. Selim Pusat’ın büyük mahkemede yaşadığı sorgu olayında kul kimliğiyle varlığı önemlidir. Bu noktada onun kendini Tanrı yerine koymayıp hesap vermesi insani bilincinin/kul bilincinin açık olduğu anlamına da gelmektedir. Atsız Türkçü bir yazar olarak tanımlanmasına karşılık bu romanda Türk tarihini sadece İslam öncesi tarih olarak tanımlamaz. İslami unsurları görmezlikten
Edebiyat & Roman
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma