Kütüphanemin baştacı
Puan vermedi·688 syf.··
2026 54. kitabı
Bu kitabın satılmasını uygun bulmuyorum. Bu kitap her Türk gencinin okuması gereken bir kitaptır. Genç nesile Vatan-Millet sevgisini ve değerini aşılayacaktır. Atalarımızın bizlere bıraktığı bu ülkenin ve verilen canların anlamını açıklayacaktır. O yüzden satılmamalı bence herkesin ulaşabilmesi için ücretsiz olmalı.Benimle beraber çoğu kişi bu kitabı her Türk okusun istiyor.Doğru fakat 1.4 milyon nüfuslu Estonya'dan 1.4 milyar nüfuslu Hindistan'a kadar her yerde Atamızın isminin verildiği müzeler, caddeler, mahalleler vs. var. Bu yüzden bu kitabı bütün dünya insanları okumalıdır. Türkiye Cumhuriyeti kurucusu M.Kemal Atatürk'ün ağzından ülkemizin kuruluş hikayesi, yaşanılan zorluklar ve sonrası düzen hakkında detayların verildiği önemi,Mustafa Kemal'in cümlelerini, fotoğraflarla desteklenmiş, gençler için baş yapıt. Anlayamadılar, anlayamadınız, anlayamadık. Onu kimse anlatmadı. Yalancıyı, dalkavuğu çıkardılar ekrana. Unutturmak istediler. Unutmadık. Kalbimiz vatan aşkıyla çarpıyorsa kalbimizin attığını kim unutturabilir? Kimse anlatmadıysa biz de kendi ağzından dinlemeliyiz vatanı kurtarmak için verdiği savaşı. Yalancılara ve dalkavuklara inanmayı bırakmalıyız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı ve rahmetle anıyorum... Ne mutlu Türküm diyene
NutukMustafa Kemal Atatürk · Parola Yayınları · 201434,5bin okunma
10/10
·88 syf.··
2026 63. kitabı
Evet, beni Ayfer Tunç okumaya iten cihan2239 aşkitomu öpücüklerimle selamlıyorum. Yazardan bu ay iki kitap okudum. Ama toplamda 3 kitap okumuş oldum. İlki araştırma türündeydi, diğeri romanı bu kitabı da daha çok öykü gibi. Ama tek öykü. Bu kitabında o eski üstad klasik öykücülerin havasını aldım. Ayfer Tunç daha yenilikçi ve çok anlaşılır dile sahip. Ne yazdığı #kurukız romanına ne de #azizbeyhadisesi 'ne sadece kurgu gözüyle bakamadım. İkisinde de birileri yaşamış, birilerinin hayatından kesintiler geçmiş gibi düşündüm. Geçen ki incelemede de gördüğüm gibi bir kez daha Cihan' ımın yazara olan tutkusunu anladım. Sanırım ben de onun kulübüne üye olacağım. Konuya geçelim diyeceğim ama aslında anlatılacak bir durum yok. Burada mesele Aziz Bey nasıl Bi tip olduğunu anlatsam hikaye zaten ortaya çıkar. Bi kere bence Aziz efendi, aslan burcuydu. Yoksa bu kadar ego takıntı başka kimde olur? Yükseleni ya yaydı ya da balık. Takıntısını ve depresyonunu tamamlayacak başka burç yok yani Bi kere kızın tekine aşık oluyor ona takılıp ülke dışına çıkıyor. Orada hâlâ gerçeği görmezden gelip sersefil olup tekrar yurda dönüyor. Burcuna tükürdğm, ailesi kucak açacak sanıyor ama onları hiçe sayıp gidince olanlardan birhaber derken o baştacı ettiği egosunu cebine sokup meyhanecide müzisyen oluyor. Ego geliyor, yeniden aşık oluyor diyeceğim. Ama olmuyor... Aziz efendinin gözleri kör, kulağı sağır ve dünya etrafında pervane sanıyor. Ve nihayetinde sonuç pişmannlığa ulaşıyor. Ey gidi aziz saçmalamasaydın olmaz mıydı he? Esefle Gınadım, cıkcıkladım. Ama 10 puan verdim
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,7bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
6/10
·216 syf.··
2019 18. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2019 00:00
Yılın son kitabı da @jaguarkitap’tan: Japon edebiyatının değerli isimlerinden Natsume Soseki’nin “kurmaca/belgesel” karışımı Madenci’si, insanın kendi iç dünyasının karanlık tarafını aydınlatma üzerine yazılmış, keyifle ve gizemle okunan çok değerli bir eser. Meiji Döneminin Aşio Bakır Madeni’nde çalışan işçilerden bir gencin aşk anılarıdan yola çıkarak -tabii aşk hikayesini büyük ölçüde törpüleyip- bu metni yazmış. Öncelikle, kitabın baş karakterini madene varmadan önceki anlatım şekli, biçimi ve kurduğu dünyayı, Murakami’nin son sözü yazdığını unutarak bir Murakami kitabı okuduğumu sandım. Bu da Soseki’nin Murakami üzerindeki etkisini net açıklıyor. Lakin yazar, madene vardırdığı karakterini, ikinci yarıda kurgu ve yazım tekniğiyle farklı bir yol izliyor. Madenci, toplumsal tabaka sıralamasında, toplumun en düşük konumunda görülen maden işçilerinin hayatına, yaşayış şekline de göz kırpmayı ihmal etmiyor. Şunu söylemeden geçmek olmaz. Madenci’nin hikayesi ve olay örgüsü, -özellikle ikinci yarı- Dino Buzatti’nin Tatar Çölü ile olan benzerliği de aşırı sevindirici. Madenci, değerli bir roman ve unutulmaması gerekenler arasında. Unutmadan, post-modern edebiyatın baştacı yazarlarından Murakami, Madenci’yi “etten kemikten bir gencin iç dünyası ile ilgili bir roman” tanımlaması çoğu şeyi açıklıyor. Kaçırılmaması gereken, ruhunuza dokunacak bir hikayesi var.
MadenciNatsume Soseki · Jaguar Kitap · 20181,466 okunma
Puan vermedi·40 syf.··
2026 15. kitabı
Kalbi Samanla Değil, Şefkatle Çarpan Bir Dostluk: "Korkuluğun Dostu" Selam anneler, kitap kurdu minikler ve çocuk kitabı sevenler Bugün sizi, çizimlerine bakarken dalıp gideceğiniz, hikayesini okurken ise kalbinizin pır pır edeceği bir şaheserle tanıştırmak istiyorum: Korkuluğun Dostu. Kadir Koç etiketiyle çıkan bu kitap, The Fan Brothers’ın o büyüleyici dünyasının en naif örneklerinden biri. Aslında bir korkuluğun görevi bellidir: Korkutmak. Ama bu hikayede korkuluk, doğasına aykırı bir şey yapıyor ve avucuna düşen yardıma muhtaç, minik bir kargayı korkutmak yerine ona kucak açıyor. :Düşman" olarak kodlanan iki canlının, şefkatle nasıl sıkı dost olabileceğini o kadar zarif anlatıyor ki okurken etkilenmemek elde değil... Korkuluğun o minik yavruyu ceketinin içinde saklayıp büyütmesi, günü geldiğinde ise sevginin "özgür bırakmak" olduğunu kabullenmesi bizi çok duygulandırdı. Her sayfa bir tablo titizliğinde. Çocukların estetik algısını geliştirmek için mükemmel bir seçim! Mevsimler değişse de, kışın ayazı gelse de gerçek dostluğun içimizi her zaman ısıtacağını hatırlatan bu masalsı yolculuk, bizim kütüphanemizin baştacı oldu. Peki sizin "okuduktan sonra uzun süre etkisinden çıkamadığınız" o özel çocuk kitabı hangisi? Yorumlarda buluşalım, listelerimizi güncelleyelim! Kadir Koç @thefanbrothers #KorkuluğunDostu #KetebeÇocuk bkmkitapcom
Korkuluğun DostuBeth Ferry · Ketebe Yayınları · 202416 okunma
Hophopname
Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 21:32
Hophopname esas olarak hiciv şiirlerinden oluşuyor. Mirzə Ələkbər Sabir bu eserde dönemin bütün kusurlarını cahilliği, ikiyüzlülüğü, din adı altında yapılan sömürüyü, geri kalmışlığı, kadın haklarının çiğnenmesini, eğitim düşmanlığını, rüşvetçiliği ve feodal kalıntıları acımasız, keskin ve bazen zalim bir mizahla ifşa ediyor. Kitabın adı, şairin kendisi tarafından kullanılan takma adlardan biri olan "Hophop" kelimesinden gelir.Sabir, şiirlerini çeşitli takma isimlerle (mahlaslarla) yayımlardı ve en çok kullandığı, tanınmasını sağlayan isimlerden biri "Hophop" idi. Bu takma ad, şairin mizahî, alaycı ve hoplayan zıplayan (hoplayıp zıplayan gibi sıçrayan, yerinde duramayan, eleştirel) üslubunu yansıtan bir lakaptı. Sunuş bölümünden kısa bir alıntı Mirza Elekber Sabir, İslam dünyasında halkın topladığı bağış ile heykeli dikilen ilk büyük adam. Bu keyfiyet bile onun ne olduğunu anlatmaya kadirdir. Mirza Elekber Sabir gibi bir halk dehasını ortaya çıkarmıştır. Kısa ömrü içinde doğduğu Şamahı'yı, ardından da Azerbaycan'ın tümünü, İran, Türkiye ve Orta Asya'nın ufuklarını onun şiirleri kaplamıştır. Şiirleri, Doğu Türkistan'dan Balkanlar'a kadar herkesin dilinde terennüm edilmiştir. Sadece Türkçede değil, Fars dilini konuşanlar ve Ermeniler arasında da tekrarlanagelmiştir. O, Ortadoğu modernleşmesinin tipik öncülerinden biridir. Dünkü Şark gibi bugünkü Şark ve yarınki Şark onu hep baştacı edecek, çünkü ele aldığı sorunlar aktüel olmaktan çok insan toplumlarına aittir. Galiba onu hep canlı kılan da bu tarafıdır. İlber Ortaylı Kitapta bulunan ülkemizde bir çok sanatçının seslendirdiği korkirem #299662623 şiiri Mustafa Özarslan yorumuyla... youtu.be/49TsZMA-8bM?si=...
Dünya Klasikleri
HophopnameMirzə Ələkbər Sabir · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2016479 okunma
ELMALILI HAMDİ YAZIR – KURAN MEALİ
10/10
·632 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 04:00
Bu Ramazan ayında memnun olacağım bir şey yapayım dedim ve Elmalı’nın Kuran mealini baştan sona bir dinleyeyim dedim. Elmalılı Hamdi Yazır tarafından hazırlanan Kur’an mealini elime aldığımda, bunun sadece bir çeviri olmadığını çok kısa sürede fark ettim. Bu eser, kelimelerin ötesine geçen, insanın zihnine olduğu kadar kalbine de hitap eden derin bir tefekkür daveti gibi. Elmalılı’nın dili öyle incelikli, öyle özenli ki; Her ayet ince bir işçilikle çalışılmış gibi. Ne kuru bir akademik mesafe var ne de anlamı daraltan bir sadeleştirme çabası… Aksine, her cümlede hem ilmin ağırlığını hem de imanın sıcaklığını hissediyorsun. Bu dengeyi kurabilmek, gerçekten büyük bir gönül ve birikim işi. Okurken en çok etkileyen şeylerden biri de, metnin insana düşünme alanı açması. Sadece anlam vermiyor; sorular sorduruyor, durup yeniden bakmaya davet ediyor, düşündürüyor. Bazı ayetlerde uzun uzun kalıyor, bazılarında ise tek bir cümleyle derin bir sarsıntı yaşıyorsunuz. Enfal 48 gibi. Bu yönüyle eser, hızlı okunacak bir metin değil; sindirile sindirile, adeta bir yolculuk gibi yaşanması gereken bir çalışma. Dolayısıyla senede bir en az okunacak ve dinlenecek baştacı bir eser. Ayrıca Elmalılı’nın klasik İslam ilimleriyle kurduğu güçlü bağ, metne büyük bir güven veriyor. Tefsir geleneğini bilen ama onu Türkçeye aktarırken ruhunu kaybetmeyen bir yaklaşım bu. Okuyucu olarak kendinizi emin ellerde hissediyorsunuz. Bana böyle geliyor. Kısacası bu meal, sadece “anlamak” için değil; hissetmek, derinleşmek ve iç dünyada bir kapı aralamak için okunacak bir eser. Her sayfasında insanı biraz daha yavaşlatan, biraz daha düşündüren ve belki de en önemlisi, biraz daha kendine yaklaştıran bir rehber gibi. Belki de kendini tanımasına vesile olan bir başucu kılavuzu. Bazı kitaplar okunur ve biter. Ama
1000Kitap
Kur'an MealiElmalılı Muhammed Hamdi Yazır · Ketebe Yayınları · 20256,8bin okunma