«"Peki bu pozisyon için kaç başvuru olduğunu biliyor musunuz?" Başımı iki yana salladım. "Siz," dedi. "Bu boşluğu doldurmak için öne çıkan tek kişi sizsiniz. Hatta birini zorunlu çalıştırmak için Kurul'dan yetki istemeyi ciddi ciddi düşünüyorduk ki kapıdan siz girdiniz. Şimdi, standart test puanlarından aslında o kadar da aptal olmadığınızı görebiliyorum. Hatta burada… tarihçi olduğunuz yazıyor."»
Sayfa 28
Edebiyat
İki
«Bu keşif gezisinde yer almak için on binden fazla başvuru aldık. Sadece altı yüz atmosfer pilotu talepte bulundu. Atmosfer pilotları için kaç kişilik yerimiz olduğunu biliyor musunuz?»
Sayfa 27
Edebiyat
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Batı toplumunda kaşiflik ve keşifler yalnızca erkeklere mahsus kal­madı. Doğu toplumlarında kadın evinin kapısı önüne çıkma özgür­lüğüne sahip değilken, Batılı kadınlar seyyahlık ve keşif konusunda sınırlı da olsa başarılar gösterdiler. Yazdıklarıyla kendilerinden sonraki kuşaklara cesaret verdiler. 381 -384 yılları arasında Mısır ve Kudüs'e seyahat etmiş erken dönem kadın gezginlerden Egeria'nın yazdıkları Batı toplumunda biliniyordu. 1832'de Kanada'ya giden Susan Moodie, 1835'te Hindistan'ı ziyaret eden Emily Eden, 1842 yılına Orta Do­ğu'yu gezen ilk kadın Ida Pfeiffer, 1854'de Amerika, Kanadayı 1878 yılında Japonya, Çin ve Güney Asya'yı gezen Isebella Bird Bishop ve 1861-1865 yılları arasında Afrika'daki gezilere katılan Florance Ba­ker'in hatıraları 19. yüzyılın ikinci yarısında dünyaya gözlerini açmış Avrupalı kadınlar için hala canlılıklarını koruyordu. Özellikle Jules Verne'nin 1873'te yayınladığı 80 Günde Devri Alem adlı kitabından etkilenerek 1889 yılında dünya etrafında seyahat yarışına çıkan Ameri­kalı gazeteciler Elizabeth Cochran (Nellie Bly) ve Elizabeth Bisland'ın başarısı kadınlara cesaret veren örneklerden oldu. Kaşifin ve keşfin kutsandığı, bilgi edinmenin haz kaynağı olarak ka­bul edildiği bir toplumda dünyaya gelen Genrude Bell'in gelişmelerden etkilenmemesi mümkün değildi. Babasına yazdığı mektupta kendisini mutlu eden bilgi alanının tarih ve sanat olduğunu yazıyordu. Tarihe duy­duğu ilgi onu aynı zamanda farklı kültürleri tanımaya yöneltiyor, kaşifle­rin hayat hikayelerini ve gezi notlarını büyük bir hayranlıkla okuyordu. Büyük bir zevkle okuduğu şair ve kaşiflerden biri de Charles Montagu Doughcy (1843-1926) olmuştu. Doughcy, Filistin ve Kuzey Arabistan'da seyahat ederek gezilerini Travels in Arabia Deserta (1888) başlığı ile ya­yınlamıştı. Bu
Sayfa 30·Kitabı okuyor
Dünya Sağlık Orgütü tarafından kabul edilen ve hastalıkların teşhisinde dünya çapında standart bir başvuru kaynağı olan "Vuslararası Hastalık Sınıflandırması" 11. baskısını (ICD-11) 2022 yılında yayımladı. Bu baskıya yeni bir rahatsızlık türü eklendi: Uzayan Yas Bozukluğu (UYB). UYB tanısı konması için sevdiğiniz birinin ölümünün üstünden altı ay geçmiş olması ve pektiğiniz derin acının iş ve özel yaşamınıza hâlâ önemli ölçüde zarar vermesi gerekiyor. Bazı belirtilerin arasında "kişinin hayattaki rolüne dair kafa karışıklığı ya da benlik bilincinin zayıfla-ması", "kaybı kabullenmede güçlük", "uyuşukluk" ve "kayıptan kaynaklı karamsarlık ya da öfke" var. Bir başka deyişle, UYB kişinin tuttuğu yas artık "normal" sayılamadığında konulan bir tanı. Kederin zamanla, haftalar ya da birkaç ay içinde azalacağı yönünde bir sosyal beklenti var. Zaman zaman çöken hüzün anlarının dışında, bu zaman dilimini aşan herhangi bir duygu durumu, tedavi edilmesi ve giderilmesi gereken bir ruhsal hastalığa işaret ediyor.
Tanıdığı her şeyden kopmuş olarak tek bir başvuru noktası bile olmadan onu hiçbir yere götürmeyen adımlarının doğruca kendi içine götürdüğünü anladı. Kendi içinde dolaşıyordu ve yolunu yitirmişti. Bu yitiklik duygusu onu tasalandıracağına onun için bir mutluluk ve canlılık kaynağı oluyordu. Derin bir solukla içine çekti bunu. Daha önce gizlenmiş bir bilginin kıyısındaymışçasına, derin derin soludu bunu ve neredeyse utkuyla kendi kendine şunu söyledi: Yolumu yitirdim
1000Kitap
Bugün, Roman Jakobson’un deyimiyle gerçek anlamıyla çeviri, diller arasında yaşanan dönüşüm aşamasına odaklanan ve çeviri sürecinin üzerinde tanımlamalar yapmak anlamına gelmektedir. ♧Jakobson, 1963
Sayfa 29·Kitabı okuyor