Tanıdığı her şeyden kopmuş olarak tek bir başvuru noktası bile olmadan onu hiçbir yere götürmeyen adımlarının doğruca kendi içine götürdüğünü anladı. Kendi içinde dolaşıyordu ve yolunu yitirmişti. Bu yitiklik duygusu onu tasalandıracağına onun için bir mutluluk ve canlılık kaynağı oluyordu. Derin bir solukla içine çekti bunu. Daha önce gizlenmiş bir bilginin kıyısındaymışçasına, derin derin soludu bunu ve neredeyse utkuyla kendi kendine şunu söyledi: Yolumu yitirdim
Bugün, Roman
Jakobson’un
deyimiyle gerçek
anlamıyla çeviri, diller
arasında yaşanan
dönüşüm aşamasına
odaklanan ve çeviri
sürecinin üzerinde
tanımlamalar yapmak
anlamına gelmektedir.
♧Jakobson, 1963
Teknik bir metin bir edebî
metin içinde yer alıyorsa amacı
farklıdır, kültürler arası dolaşıma
çıkacak bir metinle, yakın kültür
ve coğrafyalarda okunacak bir
metnin çevirilerindeki amaçlar
farklı olacaktır.
Uzmanlık metinlerinin
mantığı
birbirine benzer ancak,
gelenekleri ve kullandıkları dil
jargonları ayrıdır. Bir tıp metni
geleneği bir hukuk metni
geleneğinden farklıdır.