Mesele, Tesniyeci tarihçinin, sadece, Yoşiya ile ilgili bir kehaneti öykünün başına ve {bu kehanetin} gerçekleşmesini de sonuna yakın bir yere koymasından ibaret değildir. Tarihçi hem Yahuda hem de İsrail'in Yoşiya'dan önceki bütün krallarını tarih boyunca değerlendirmekte ve her bir kralı iyi veya kötü olarak sınıflandırmaktadır. Kralların çoğu kötüdür; iyiler de mükemmel değildir. Davut bile Bat-Şeva'yla zina yaptığı ve Bat-Şeva'yı kendisine alabilmek için kocasının ölümüne sebep olduğu için eleştirilir. Hizkiya da peygamber Yeşaya tarafından eleştirilir. Tesniyeci tarihin yazarı Yoşiya'yı değerlendirirken yalnızca onun tam anlamıyla iyi bir kral olduğunu belirtir ve açıkça şunu söyler: Ve ondan önce Musa'nın tora'sına uygun olarak onun gibi tüm yüreği, tüm canı ve tüm gücüyle Yahve'ye dönen hiçbir kral çıkmamıştı ve ondan sonra da onun gibisi çıkmadı.
Sayfa 144
1000Kitap
"EĞİTİMDE REFORM HER ŞEYDEN ÖNCE ÖĞRETMENIN KAFASINDA BAŞLAR" Bence, sayfalar dolusu anlatılabilecek bir eğitim sistemi sadece bir cümleyle ancak bu kadar net anlatılabilirdi. İşte öğretmenin vazifesinin ne kadar değerli ve önemli olduğunu ifade eden bu sözünü her öğretmenler odasının duvarında görmek dileğiyle... Söz iyi de ya çözüm? İşte dünyada ilk örnek Köy Enstitüleri. Ve Milli Eğitimin nasıl olması gerektiğine her yüzyıl ve her dönem için geçerli önerisi: Atatürk 1923'te Eskişehir'de yaptığı bir toplantıda geleneksel eğitimi şöyle eleştirir: "Bundan önce her milli eğitim bakanının birer programı vardı. Memleketin eğitiminde çeşitli programların uygulanması yüzünden öğretim ber-bat hale geldi. Efendiler! Bu seyahatim sırasında görüştüğüm 25 yıllık bir milli eğitim müdürü memleketin çeşitli yerlerini dolaşmış. Dediğine göre, birbirine zıt birçok programlar almış, uygulamış ve uygulattırmış. Çünkü hükümetin başına gelen her bakan kendine göre bir program yapıyor, onu uygulatıyor. Bir müddet sonra başka bir bakan geliyor, onu beğenmiyor, başka bir program uygulatıyordu. Bu ne gaflet! Eğitimimizin amacı kendini, hayatı bilmeyen, her konuda yüzeysel bilgi sahibi, tüketici insan yetiştirmek olmuştur. Bütün bu uygulama ve programlar ne veriyordu. Çok bilmiş, çok öğrenmiş birtakım insanlar. Amma neyi bilmiş, efendiler! Birtakım teorileri, birtakım nazariyatı sadece ezberlemiş kişiler. Amma neyi bilmemiş efendiler! Kendini bilmemiş, yaşamak için lazım gelen hiçbir şeyi bilmemiş ve aç kalmış insanlar. İşte bu devamlı program değişmesinin uğursuz neticesi olarak denilebilir ki; memlekette aydın olmak demek çok okumuş olmak demektir. Sefalete ve fakirliğe mahkûm olmak demektir. Bundan sonra eğitimde izlenecek yol her an değişmeyen, belirli çizgisi olan eğitimdir. Bu eğitimden
Sayfa 226·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yalnız ölüm mezar kazmaz mezar kazılır ölüme de.. Bir boydan boya bat batı selsebillerine Yeniden doğ ol kendi kendinin ışıldağı..
Sayfa 23 - Diriliş yayınları 11.baskı
Şiir
Yahudiye şak şak, müslümanın kafasına her fırsatta tak tak... Yahudiye övgü, Müslümana sövgü!. Yahudiye “kalk” Müslümana “bat”!.. Işte Yahudi hizmetkârlarının, Yahudi uşaklarının kasalar dolusu maddi menfaat karşılığında Müslüman Türk yurdunda sürdürmek gayretinde oldukları düzen!
Sayfa 234 - Nur yayınları Özden matbaa 1975 Baskı (Kitaptır; PDF değil.)·Kitabı okuyor
1K
"Sözcükler parıldar, sözcükler gün ışığında çakıl taşları gibi parıldar, ama ruhu beslemezler; Bat'nın bize öğrettiği sözcüklerdir bunlar."