Batuhan

Batuhan
@batuhankavak
Kontroller, aşırı ısınan bir motorla sıcaklık göstergesini kapatarak baş etmeye benzetilebilir. İşe yaramaları için hükümet harcamalarının düşürülmesi veya para politikasının sıkılaştırılması gibi genel talebi hafifletecek tedbirler alınması gerekiyordu.
Sayfa 36
Batuhan
Nobel ödüllü FED Eski Başkanı kiraya %25 zam sınırı koymakla, kur korumalı mevduatla, doğalgazı bedava yapmakla, üç harfli marketleri denetlemekle enflasyonun düşmeyeceğini söylüyor.
Bu sistemi korku ve borç yönetir. Sistemin verdiği mesajlar, bizi her ücreti ödemeye, her borcu kabul etmeye, kapının ucunda olduğu söylenen düşmanları durdurmak için her şeyi yapmaya zorunlu olduğumuza inandırarak korkutur. Oysa sorunun kaynağı başkadır. Asiler. Teröristler. Onlar. Çözüm, geniş şirket ağları, bankalar, gizli anlaşmalar yapmış devletler ile bunları birbirine bağlayan varlıklı, güçlü insanlardan oluşan şirketokrasi adını verdiğim şeyin üretilmiş ürünlere ve servislere büyük paralar harcamasını gerektirmektedir. Giderek borcun derinliklerine batarız, ülkemiz ve Dünya Bankasındaki finansal yandaşlarıyla kardeş kurumları, başka ülkeleri borç batağına çeker, borç bizi ve diğer ülkeleri köleleştirir.
Batuhan
-Saddam Irak petrol gelirlerini millileştirmişti. ABD Saddam'ın kimyasal silah kullandığı bahanesi ile Irak'ı işgal etti. İşgalden sonra Irak’ın altyapısı tamamen çöktü. Bu durum, Amerikan ve müttefik ülkelere ait şirketlerin önünü açtı. ABD şirketleri milyonlarca dolarlık ihaleleri aldılar. Bu yatırımlar için Irak'a IMF ve Dünya Bankası destekli krediler önerildi. Bunun neticesinde Irak, petrol gelirleri teminat gösterilerek borç altına sokuldu. -1970li yıllarda ABD menşeili şirketler yoksul bir ülke olan Ekvador'un altyapısının güçlendirilmesi maksadıyla Ekvador'a büyük krediler teklif ettiler. Ekvador'un ciddi borçlar altına girmesiyle birlikte Amazon ormanlarındaki petrol kaynakları ABD'li şirketlere çok ucuz bedellerle kiralandı. Ekvador borç batağına saplandı. - 1970’lerde Panama lideri Omar Torrijos, IMF ve ABD’nin önerdiği borçlara temkinli yaklaştı ama ülkeye altyapı yatırımı gerekiyordu. Her zamanki gibi ABD'li şirketler devreye girdi ancak Omar Torrijos şirketokrasiye teslim olmadı. 1981 yılında Omar Torrijos şüpheli bir uçak kazasında öldü. Yerine gelen hükümet ABD ile daha uyumlu bir politika izledi. 1989 yılında ABD uyuşturucu ticareti bahanesi ile Panama'yı işgal etti. Ancak asıl maksat Panama Kanalı'nın kontrolüydü. - ABD ve İsrail İran'ı 2000'li yılların başından beri nükleer bomba ve terörle işbirliği kapsamında suçluyor. İran ise IMF ve Dünya Bankası ile bir borç ilişkisine girmedi. Bugünkü çatışmaların sebebi de şüpehsiz Panama'dan, Irak'tan ve Ekvador'dan farklı değil. - Libya, Muammer Kaddafi döneminde Batı merkezli ekonomik düzene meydan okuyan ülkelerden biriydi. Kaddafi, petrol gelirlerini yalnızca kendi halkı için değil, aynı zamanda Afrika kıtasının ekonomik bağımsızlığı için kullanmak istiyordu. IMF ve Dünya Bankası gibi küresel finans kurumlarına karşı alternatif bölgesel yapılar kurmayı savundu ve en radikal adımı olarak doların yerine altın dinarı önerdi. Bu tutumu, Batı için kabul edilemezdi. 2011'de "Arap Baharı" dalgası ile iç savaş tetiklendi, NATO müdahalesiyle rejim devrildi ve Kaddafi vahşice linç edilerek öldürüldü. Libya, fiziksel olarak işgal edilerek çöktü; ülke parçalandı ve enerji kaynakları çok uluslu şirketlerin denetimine açıldı. Direniş, bedelini rejimin ve ulusun çökmesiyle ödedi. - Suriye ise benzer şekilde Batı'nın bölgesel çıkarlarına ters düşen politikalar izleyen, fakat daha uzun süre ayakta kalan bir örnekti. Beşar Esad yönetimi, Rusya ve İran’la stratejik ittifaklar kurarak Batı merkezli şirketokrasiye mesafeli durdu. Bu nedenle 2011’den itibaren iç savaşla boğuştu; Batı ve Körfez destekli muhalif gruplarla ülke vekâlet savaşına sürüklendi. Uzun yıllar boyunca direnmesine rağmen, 2024 sonunda rejim resmen çöktü ve 2025 başında Ahmed al‑Sharaa geçici devlet başkanı olarak iktidara geldi. Yeni yönetim Batı ile diplomatik ve ekonomik ilişki kurma adımları atarak şirketokrasiyle uyumlu bir çizgiye yöneldi. Böylece Suriye, on yılı aşkın bir direnişin ardından rejim değişimiyle sisteme yeniden eklemlenmeye başladı; ekonomik kuşatma yerini kontrollü entegrasyona bıraktı.
Japonya
1955'te yaklaşık 500 dolar olan kişi başı milli gelir 1994'te 29.244 dolara yükseldi.
1000Kitap
Batuhan
Türkiye 1960'ta 509 dolar 1994'te 4.957 dolar
"Mülteci Sorunu"
"Türkiye, dünyada en çok mülteci barındıran ülke konumunda"196 FARKLI ÜLKEDEN 5,5 MİLYON İNSAN VAR Türkiye'de 3.688.238 Suriyeli mülteci. Türkiye'de 173.250 Iraklı mülteci. Türkiye'de 169.919 Afgan mülteci. Türkiye'de 27.000 İranlı mülteci. Bulunuyor tabi bunlar kayıt altına alınmış veya alinabilmiş sayılar. Mülteciler hakkında ne düşünüyorsunuz? A) Kesinlikle gitmeliler benim ülkemde işleri yok. ( Hükümetin hatasını halk çekmek zorunda değil.) B) Biz misafirperver bir toplumuz kim isterse gelebilir. ( Hükümetin mülteci politikasını destekliyorum.) C) Beni ilgilendirmez bana dokunmayan bin yaşasın.
Anket
Sidelya isimli okura yanıt verildi
Batuhan
Biz onların yerinde olsaydık onlar bize bu iyiliği yaparlar mıydı acaba? Biz onların yerinde olsaydık 6 aylığına savaşın ortasındaki Türkiye'ye bayram tatili için "Ekşın" olsun diye gidip Suriye'ye geri döner miydik acaba? Savaşın ortasındaki Türkiye'den kendimize Türk eş bulup evlenip Suriye'ye döner miydik acaba? 5 6 çocuk yapıp sığınmacı olarak bulunduğumuz ülkenin demografik yapısını tehdit eder miydik acaba? Suriye'de ülke bizimmiş gibi kümeler halinde dolaşıp bir Suriyeli gencin gırtlağına bıçağı saplar mıydık acaba? Siz böyle din kisvesi altında kandırılmaya devam edin olur mu? On yirmi yıl sonra her dört kişiden biri mülteci olduğu zaman göreceğim ben sizi. O zaman çocuklarınıza torunlarınıza bakacak yüzünüz olur mu görürüz. Belki de Türk-Kürt, Alevi-Sünni diye başaramadıkları şeyi dışarıdan bir fitille Türk-mülteci ile başarabilirler kim bilir? Ha peki siz uyanır mısınız buna? Sanmıyorum. Onlar bizim din kardeşimiz yahu!