Şu anda, yeni günün tan sessizliğinde, suç ve kederle başı dönmüyor muydu ki dünyanın? Tarihin döngüsü insan doğasının temel öğelerinden hangisini değiştirebilmişti? Ama doğasının iyi olarak nitelediği tarafına ihanet etmişti insan, buydu mesele. Ruhani varlığının en uç sınırlarında bir vahşi kadar çıplaktı yine ve Tanrı'yı keşfettiğinde üzerindeki her şeyden sıyrılmış olacaktı. Bir iskelet. Kemiklere ten giydirebilmek için tekrar hayata dönmek gerekir. Söz tene dönüşmelidir; ruh böyle ister. Gözüm nerede bir kırıntıya ilişse üzerine atlayıp mideme indireceğim. Yaşamaksa asıl mesele, yaşayacağım - yamyam gibi olsa bile. Bugüne dek değerli kıçımı kurtarmaya çalıştım, kıçımı örten birkaç et parçasını korumaya. Artık paydos. Dayanma gücümün sınırlarına ulaştım. Sırtım duvara dayanmış, daha fazla gerileyemem. Tarih açısından ölüyüm. Ötede bir şey varsa eğer, geriye doğru sıçramalıyım. Tanrı'yı buldum ama beceriksiz çıktı.
Sadece ruhani olarak ölüyüm. Cismen hayattayım. Ahlaken özgürüm. Biraz önce veda ettiğim dünya bir hayvanat bahçesi aslında.
Gün yeni bir dünyaya ağarıyor, ıska ruhların keskin pençeleriyle gezindiği bir cangıl dünyasına. Bir sırtlansam şayet, sıska ve aç bir
sırtlanım ben: Semirme zamanı.