Batuhan

Batuhan
Şiir okuyucusu, çevirmeni, yorumcusu, yazarı. Okuduklarımı yavaş yavaş siteye kaydetmeye çalışıyorum.
Üniversite
İstanbul
16 Şubat 1997
17 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
İç Çekişlerin Gölgesi
Hafif uyku, küçük uskur, Küçük, donuk, yürek gökte. Sevdası bir sihirbazın, Ağır eller, şimşekler damarlarda, Koşuyor renksiz sokaktan, Takılmış peşine kaldırım taşlarının Düşürüyor son kuşunu Dünün aylasının - Her kuyuda, bir yılan sadece. Denizin kapılarını açtığını düşünsene bir de. Paul EluardPaul Eluard
Şiir
Reklam
Seninle Kola İçmek
San Sebastian'a, Irún'a, Hendaye'ye, Biarritz'e, Bayonne'a gitmekten daha keyifli yahut midemin ağzına gelmesinden Barselona'da Travessera de Gràcia'da kısmen çünkü daha iyi daha mutlu bir Aziz Sebastian gibi gözüküyorsun turuncu gömleğinle kısmen çünkü aşığım sana böyle, kısmen çünkü böylesine seviyorsun yoğurdu kısmen çünkü huş ağaçlarının etrafındaki ışıl ışıl turuncu laleler yüzünden kısmen çünkü gülümsemelerimiz giz kazanıyor önünde insanların ve heykellerin seninle birlikteyken herhangi bir şeyin bu kadar durgun olabileceğine inanmak zor böylesine yalnız böylesine nahoşça açıklayıcı böylesine heykel gibi tam önünde dururken sıcağın altında saat 4'te New York'ta bir ileri bir geri gidiyoruz birbirimizin arasında tıpkı nefes alıp veren bir ağaç gibi ve gösterilen portrede sanki hiç surat yok, yalnız boya birdenbire merak ediyorsun kim ne yapmış olabilir bunlara Bakıyorum sana ve sana bakmayı dünyadaki tüm portrelere bakmaya yeğlerim muhtemelen ara sıra Polonyalı Binici hariç ve her ne varsa Frick'te neyse ki henüz gitmemişsin de ilk kez beraber gidebiliyoruz ve böylesine güzel hareket edişin bir şekilde gözetiyor Fütürizm'i tıpkı evdeyken hiç düşünmeyişim gibi Merdivenden İnen Çıplak'ı yahut bir provada tek bir çizimini Leonardo'nun veya Michelangelo'nun beni şaşırtan ve ne işe yarıyor ki İzlenimcilerin bunca araştırması asla bulamadıkları vakit güneş batarken ağacın yanında duran o doğru kişiyi veya Marino Marini'nin atı seçtiği dikkatle binicisini seçemeyişi gibi görünen o ki hepsi mahrum bırakılmışlar muhteşem bir deneyimden ama harcanmayacak bende bu bu yüzden söylüyorum sana bunu.
Şiir
sarsılmış turuncu endamına bak ayın
sarsılmış turuncu endamına bak ayın tünüyor bu gümüş dakikasına akşamın. Ormana giden yolu seçeceğiz—alınma sakın,kuleleri usulca cüret eden ak şehir. Keskinleşen havaya tembelce oyulmuş evsiz efsununu alacağız yolun. Tarlalar uzanıyor mucizevi biçimde yaman sessizlikte mikroskobik bir solmayla dolan ...(Kara İnsanlar bunlar,sevgilim, taşlar altında yaşarlar.) Korkma ve geçeceğiz basit çirkinliğini kesin mezarların,büyük bir yolun kesiştiği ve tüm insanların her dakika öldüğü. Sonra öpeceksin yavaşça beni E. E. CummingsE. E. Cummings
Şiir
Maintenant III: Oscar Wilde Yaşıyor
1913 yılı, 23 Mart gecesiydi. Eğer o kış akşamı hâlet-i ruhiyemi anlatmak isteseydim derdim ki hayatımın en kayda değer anlarıydı. Hayatımın acayipliklerini sunmak istiyorum size, doğasını garipliklerimin; tiksinç doğamı, beni daima doğru bir yola sevk olmaktan alıkoysa da asla hiçbir şeye değişmeyeceğim doğamı: bazen dürüst kıldı beni, bazen düzenbaz ve beyhude, samimi, kaba ve seçkin hatta. Bunları tahmin etmenize izin vermek istiyorum benden büsbütün iğrenmeyesiniz diye, bu satırları okur okumaz belki de meyledeceğiniz gibi. 1913 yılı, 23 Mart gecesiydi. Fiziksel olarak kesinlikle aynı değiliz: bacaklarım seninkilerden çok daha uzundur, başım daha diktir, oranlıdır: kalça ölçülerimiz de farklıdır, ki yüksek ihtimalle bu seni benimle ağlayıp gülmekten alıkoyar. 1913 yılı, 23 Mart gecesiydi. Yağmur yağıyordu. Saat daha yeni 10:00 olmuştu. Yatakta kıyafetlerim üstümde uzanıyordum, lambayı yakmaya çabalamamıştım çünkü o gece böyle büyük bir çaba sarf edecek olmaktan korkmuştum. Korkunç derecede sıkkındı canım. Dedim ki, “Ah Paris, ne denli nefret ediyorum senden!” Ne yapıyorsun bu şehirde? Ah! Senin burası. Kesinlikle, başardığını düşünüyorsun! Ama yirmilerinde olman gerek bunu yapman için, zavallım benim, ve olur da başarılı olursan şayet bir erkek kadar çirkin olacaksın. Anlayamıyorum nasıl çalıştı Victor Hugo tam kırk sene boyunca. Bütün edebiyat, ta ta ta ta ta ta ta ta’dan ibaret. Sanat, sanat, beni ne bağlıyor sanata? Sıç, Tanrı adına! Gerçekten kaba oluyorum böyle anlarda yine de herhangi bir sınırı geçtiğimi düşünmüyorum böylesine bastırıldığım için. Tüm bunlara rağmen, başarılı olmak istiyorum çünkü bundan nasıl keyif alınacağını bileceğimi hissediyorum ve komik buluyorum da ünlü olmayı; ama nasıl ciddiye alırım kendimi?
Edebiyat
günışığı üstündeydi
günışığı üstündeydi ağızlarımızın korkularımızın yüreklerimizin ciğerlerimizin kollarımızın ayaklarımızın ellerimizin altımızda o suskun Akdeniz daha mavi bizim hayal ettiğimizden birkaç çığlık geçip gidiyor havada bir yelken bir balıkçı teknesi biri bir görünmez izleyici, belki belli başlı hiç kimseler gülüyor belli belirsiz oynayıp yürüyerek ta aşağımızda belki bir köşk yakalanmış parçaları gibi bir uçurtmanın ağaca takılan,burada ve burada yansıtıp günışığını (her yerde günışığı keskin tamamen sessiz ve her yerde sen öpüşlerin senin tenin zihnin nefesin yanımda altımda etrafımda benim) çok geçmeden şişman bir renk yükseltiyor kendini göğe ve denize …nihayet bildi gözlerin
Şiir
Reklam