Bilgelik dolu öğretilerinizin ruhu olan mantığı; ve onun, karmaşıklaştıkça anlaşılırlığı artan tasımlarını (kıyaslarını) birlikte verdiniz bana. Böylece, gözü pek güçlerinin iki katına çıktığını duyumsadı zekâm. Bu korkunç yardımcı sayesinde, diplere doğru dalarken, kin kayalığının karşısında, göbeğini hayranlıkla seyrederken, zararlı miyasmalar ortasında kokuşmuş bir yaşam süren kara ve iğrenç kötülüğü bulguladım insanlıkta. Bağırsaklarının karanlığında, şu zararlı kusuru, onun varlığında iyilik karşısında baskın olan kötülüğü bulguladım ilk önce. İnsanlığın alçaklığından yapılmış olan Yaratıcı’yı üzerinde bulunduğu ayaklıktan aşağı indirdim, bana ödünç verdiğiniz zehirli silahla! Dişlerini gıcırdattı ve sineye çekti bu iğrenç hakareti; çünkü karşısında kendinden daha güçlü bir hasım vardı.
Sevgilim hiçbir söz söyleme bırak düşsün bu kelimeler sessizliğe
Tıpkı uzun zamandır parlayan bir taş gibi avuçlarım içre
Çabuk ve güçlü bir taş
Bir taş ki hayatımızın içine düşer gibi derin
Bu katettiği yol yalnız hiçlikle buluşmak için
O bitimsiz sessiz yolla zamandan önce buluşmak için
Ve bir korku doğar işitemeyince hiçbir su sesini uzaktan
Çarpmadıkça hiçbir yere vurmadıkça duvarlara
Hiçbir şeye evren bir bekleyiştir sadece ben ise elini tutuyorum
Yok hiçbir yankısı, kulak kabartsam bile
Hiçbir şey bir iç çekiş bir ses bile
Düştükçe o daha derinlere geçtikçe daha da karanlıkları
Artar baş dönmesi artar gecenin hızı
Bir çökmüş ağırlık bir belirsiz türkü kalır yalnız geriye
Kaçıp gitmiştir mucize kaçırılmıştır incinmiştir çoktan
Aşk da böyledir belki de
Hayır öyle değil aşk henüz öyle değil
Ölçüsüz çekilmez bir beklemedir aşk yalnızca
Mutlak bir yıkımdır ıstırap içinde ertelenen
Bir taş yahut bir kalp mükemmel bir şey
Sonlanmış ve henüz hayatta olan bir şey
Ve gittikçe daha derinlere daha az benziyor bir taşa
Ne ters bir kuyu av gider gölgesi peşinden incitir kuşu
En nihayetinde bir taş yine bir taştır
Sıkılır her şeyden mezar olur günün birinde
Dinle kuyunun başına git de
Bir sızlama çarpışma ya da kırılma değil bu