Bittiğinde "ben ne okudum" dediğim ve gerçekten tekrar tekrar okusam "asla bıkmam" diyeceğim kitaplardan. Bu kitap bir başyapıt. Belki de ikinci okuyuşta gözleri kapalı dinlemek gerek eminim İstanbul'da hayali bir gezintiye çıkarır
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Martin Eden'den sonra içinde kendimi kaybettiğim ikinci kitap. Aslı Erdoğan kendini deşelerken Tony'i anlatıyordu. Dövüş kulübündeki gibi belki de Tony diye biri yoktu. Belki de fizik laboratuarında uykuya daldı ve tüm bastırılmış duygularının patlayacağı, içinden kurtulmak isteyip de kurtulamadığı lanet bir dünyadan kaçmak için uydurduğu bir yalandı Karayipler. Belki de gerçekti. Gerçekten astımı var mıydı yoksa bu kokuşmuş dünyada nefes almakta zorlandığı için mi böyle hissediyordu. Belki ben de Tony gibi çalıların arasında kaldım, çıkmaya çalıştıkça her yerim yara bere içinde iken onunla karşılaştım. Saçma sapan bir hayatın ortasında bir anlam buldum ve kaybettim
Mükemmel bir kurgu, muhteşem bir dil, otuzuncu sayfadan sonra akıp giden olaylar. Gerçek ile hayal iç içe. İnsanın iç dünyasına farklı bir yolculuk. Okumalısınız.
Belki bu kitap çok fazla kişi tarafından bilinmiyor olabilir ama bence insanı geliştirmesi yönüyle bir başyapıt. hemen okudum bitti diyebileceğiniz sıcacık bir hikaye herkese tavsiye ediyorum
Yazmak aslında her defasında yeniden icat etmektir. Yeni ve farklı fikirler doğmalı insanın aklında. Bir fikirden yüzlerce taze filiz çıkmalı. Bu için nasıl olacağı konusunda ilham verici bir kitap okumak istiyorsanız Fahrenheit 451' in yazarı bize keyifli bir kaynak sunuyor