Martin Eden…
Bütün okurların idolü, Jack London’un mükemmel karakteri… Yazar, karakter analizleriyle insan psikolojisinin haritasını çizmiş, değişen koşullara göre verilen tepkileri çok iyi yansıtmıştır. Ana karakter Martin’in realist oluşunu şu satırlarla ifade etmiştir:
“Benim doğamın emredici gücü gerçekliktir, ama burjuva ruhu bundan nefret eder. Burjuvazi korkaktır. Hayattan korkar. Senin de tüm çaban benim hayattan korkmamı sağlamak içindi. Beni şekillendirebilirdin. Hayatına ait gerçek dışı, sahte ve bayağı değerlerle dolu küçücük bir kuş yuvasına tıkıştırabilirdin. Beni şekillendirmek, senin sınıfından biri haline dönüştürmek, senin sınıfının ideallerini, değerlerini ve önyargılarını bana yüklemek istedin.”
London, birçok konuyu işlediği Martin Eden kitabında burjuvaziyi sert şekilde eleştirmiş, yoksul halkı da hayatın gerçekliğiyle yüz yüze getirmiştir. Kitabı okuduğunuzda dünyanın öbür ucundaki halkların sınıfsal olarak ayırım ile bizim ülkedeki vatandaşlar arası ekonomik ayrımın benzerliği açısından eserin evresel değer taşıdığını rahatlıkla dile getirebiliriz.
Yazarın bir diğer güçlü yönü ise 2 farklı aşk karakterini mükemmel şekilde yansıtmasıdır. Liezzie ile gerçek sevginin saf ve samimi halini, Ruth ile de değişen koşullara göre sevgisizliği net şekilde ifade etmiştir. Diğer yandan Martin’in sonunu getiren olay ise samimi olmayan bir aşka, kendi samimi aşkını adamasıdır. Aşk yaşarken farklı biri olan Martin, ayrılık sonrası yeni Martin’e dönüşme aşamasında yaşadığı sıkıntılar ve burjuva sınıfına ilk zamanlar duyduğu hayranlığı elde ettikten sonra samimiyetsizliğe adapte olamaması sonunu getirmiştir.
Aşk, sınıfsal farklılıklar, yazar ve felsefeciler gibi birçok konuyu Martin Eden kitabında işleyen yazar, ortaya mükemmel bir eser çıkarmıştır. Okuyan