Vedatt

Vedatt
@baykus17
Ölüm her şeyi eşit kılar…
10/10
·576 syf.··
2026 19. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 22:54
Üç İstanbul… Mithat Cemal Kuntay’ın tek romanı olan Üç İstanbul, yazara adını altın harflerle yazdıran en önemli eseridir. Spoiler vererek devam edeceğim incelememe, kitabın arka kapağındaki üç cümleyle devam etmek istiyorum; “Simsiyah ve 33 yıl sürmüş Abdülhamit Dönemi baskısıyla “İstibdat İstanbul’u!”… Özgürlük adına iktidara gelenlerin yönetimde olduğu ama Abdülhamit’e rahmet okutturan “Meşrutiyet İstanbul’u!”… Batan bir imparatorluğun bütün sefaleti ile ülkeyi işgal edenlere yaltaklanmada birinci olanların “İşgal İstanbul’u!”… Roman, özet itibariyle Osmanlı Devleti’nin son yılları olan İstibdat, Meşrutiyet ve Mütakere(çöküş ve umutsuzluk) dönemini sosyal, siyasal ve ekonomik yönüyle, dönemin gerçekliğini bütün çıplaklığıyla dile getiriyor. İmparatorluk çöküşe giderken toplumda yaşayan insanların nasıl ahlaksızlaştığı, erdem adına hiçbir duygunun kalmadığını kitapla birlikte yaşıyorsunuz. Diğer bir ifadeyle ahlaksızlığın ve zulmün her tarafa sirayet etmesiyle İmparatorluğun çöküşe gittiğini ifade etmek daha doğru olur. Çünkü bir millet nasılsa öyle yönetilir. Yazar, daha çok toplumsal olayları dile getirdiği için insan ilişkilerindeki gerçeklikler bütün detaylarıyla önümüze seriliyor. Üç İstanbul… Mithat Cemal, sadece İmparatorluğu değil, güçlü psikolojik imgeleriyle de insanların kişiliğini ustalıkla ele almıştır. Adnan karakteriyle 3 farklı insan mizacını bizlere gösteriyor. Başta fakirlikle mücadele ederken idealist ve onurlu olan Adnan, İttihat ve Terakki iktidara geldiğinde onlar vasıtasıyla zenginleşen, güç ve para kazanırken gurur ve ideallerinden taviz veren Adnan ve son olarak ülkeyi İstibdat döneminden daha hızlı şekilde çöküşe götüren İttihat ve Terakki tasfiye edilirken fakirleşen, yalnızlaşan ve içten içe çöküşe geçen Adnan…Yazar, bu 3 farklı
Duygu ve Düşünce
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,367 okunma
Reklam
10/10
·131 syf.··
2026 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 22:43
Mesud Topal, İnsan Nasıl Kaybeder? eserinde, Büyük İmam, imam-ı Gazali’nin felsefesini, düşünce dünyasın, bilgi birikimini, kısmen de olsa yaşam biçimi hakkıda önemli bilgiler veriyor. Sayfaları çevirdikçe kendi hayatınıza ait sorgulamalarla karşılaşıyorsunuz. Aynı şekilde cümleler arasında gezindikçe pür dikkat kesilerek beyin jimnastiği yapıyorsunuz. Bu eser İmam-ı Gazali’yi tanıma adına küçük bir rehber niteliği taşıyor demek yerinde olur. Yazar, gerek gündelik yaşamımızda gerekse gelecekle ilgili zihinsel sorgulamalara ilgi duyan okuyucuları Gazali deryasına davet ediyor. Bu davet okudum bittilik bir durum değil, aksine sizi her daim ayakta tutacak, diri olmanızı sağlayacak bir nitelik taşıyor. Bu eser vasıtasıyla Gazali merakım daha da artmış durumda. Hem Gazali’yi hem de Mesud Topal’ın bu eserini bütün kitapsever arkadaşlarıma tavsiye ederim… Mutlaka okuyun, okutun…
Düşünce
İnsan Nasıl Kaybeder?İmam Gazali · Destek Yayınları · 2026213 okunma
10/10
·311 syf.··
2025 30. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2025 14:55
Kur’ân’ın Anlattığı Tarih, Talha Hoca’nın okuduğum ilk kitabı. Daha önce TV programlarından tanıdığım Talha Uğurluel’in okumuş olduğum bu eseri benden tam puan almıştır. Yazarın gözlem gücü betimlemelerine yansımış, olayları ve mekanları görüyormuşçasına bize sunuyor. Tarihi değerlendirmeleri kanıtlarıyla ve kitapta yer alan birçok fotoğrafla gerçekleri görmemizi sağlıyor. Eserde, Hz. Nuh (as) ‘dan kendisine kitap indirilmeyen Dânyâl Nebi’ye, Ashâb-ı Kehf’ten Hz. Peygamber (sav)’e kadar birçok tarihi olayları , o zamanki dünya siyaseti ve kutsal kabul edilen mekanları ayrıntılarla tasvir ediliyor. Bunların dışında yanlış bilinen Hristiyanlığın tarihine kısa bir özetle; İseviliğin nasıl tahrip edildiğini, putperestlerce dünya menfaati uğruna değiştirildiğini görüyoruz. Özellikle dinler tarihi ve sanat tarihi alanlarına ilgi duyan kişilerin bu kitabı severek okuyacaklarını düşünüyorum. Kendi adıma aklımdaki birçok soruya cevap bulmuş, merak ettiğim tarihi mekanlar hakkında detaylı bilgilere ulaştığımı düşünüyorum. Yazırın üslubu sade ve akıcı olması münasebetiyle kitabı hızlıca okuyor ve devamını merak ediyorsunuz. Türkiye–1 olarak yayınlanan bu kitabın devamının bir an önce çıkmasını umut ediyor, Talha Hocayı herkesin okumasını tavsiye ediyorum.
Düşünce
Kur'ân'ın Anlattığı Tarih - ITalha Uğurluel · Timaş Yayınları · 2025892 okunma
9/10
·517 syf.··
2025 25. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2025 08:55
Martin Eden… Bütün okurların idolü, Jack London’un mükemmel karakteri… Yazar, karakter analizleriyle insan psikolojisinin haritasını çizmiş, değişen koşullara göre verilen tepkileri çok iyi yansıtmıştır. Ana karakter Martin’in realist oluşunu şu satırlarla ifade etmiştir: “Benim doğamın emredici gücü gerçekliktir, ama burjuva ruhu bundan nefret eder. Burjuvazi korkaktır. Hayattan korkar. Senin de tüm çaban benim hayattan korkmamı sağlamak içindi. Beni şekillendirebilirdin. Hayatına ait gerçek dışı, sahte ve bayağı değerlerle dolu küçücük bir kuş yuvasına tıkıştırabilirdin. Beni şekillendirmek, senin sınıfından biri haline dönüştürmek, senin sınıfının ideallerini, değerlerini ve önyargılarını bana yüklemek istedin.” London, birçok konuyu işlediği Martin Eden kitabında burjuvaziyi sert şekilde eleştirmiş, yoksul halkı da hayatın gerçekliğiyle yüz yüze getirmiştir. Kitabı okuduğunuzda dünyanın öbür ucundaki halkların sınıfsal olarak ayırım ile bizim ülkedeki vatandaşlar arası ekonomik ayrımın benzerliği açısından eserin evresel değer taşıdığını rahatlıkla dile getirebiliriz. Yazarın bir diğer güçlü yönü ise 2 farklı aşk karakterini mükemmel şekilde yansıtmasıdır. Liezzie ile gerçek sevginin saf ve samimi halini, Ruth ile de değişen koşullara göre sevgisizliği net şekilde ifade etmiştir. Diğer yandan Martin’in sonunu getiren olay ise samimi olmayan bir aşka, kendi samimi aşkını adamasıdır. Aşk yaşarken farklı biri olan Martin, ayrılık sonrası yeni Martin’e dönüşme aşamasında yaşadığı sıkıntılar ve burjuva sınıfına ilk zamanlar duyduğu hayranlığı elde ettikten sonra samimiyetsizliğe adapte olamaması sonunu getirmiştir. Aşk, sınıfsal farklılıklar, yazar ve felsefeciler gibi birçok konuyu Martin Eden kitabında işleyen yazar, ortaya mükemmel bir eser çıkarmıştır. Okuyan
Düşünce
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
10/10
·254 syf.··
2025 23. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2025 01:56
Şükrü Erbaş’ın “Seni hiçbir dünya telaşına değişmedim” cümlesi ile başlayan İnsanın Acısını İnsan Alır eseri… Yazarın okuduğum, isminden dolayı ilgimi çeken ilk kitabı. Daha önce sadece birkaç şiirinden tanıdığım, “geç kaldığımı” düşündüğüm şahane yazarlardan. İnsanın Acısını İnsan Alır denemesi ile bende yazarın bütün kitaplarını okuma isteği uyandı. Yazarın çarpıcı cümleleri, edebi dili adeta bizleri bir girdabın içine alıp sarmalıyor. Üslubunun derinliği bizleri düşünmeye, bazı cümleleri birkaç kez okumaya sevkediyor. Bazen düşünceleriyle zihnimize ışık tutarken bazen de bildiğimiz düşünleri farklı ifadelerle dile getiriyor. Bu deneme eserinde yazarın şiir zevkini, tarihi, siyasi ve sosyolojik eleştirilerini görüyoruz. Şükrü Hoca bu kavramların yanında insan psikolojisini ustalıkla betimlerken, adeta duygu fotoğrafımızı çekiyor. Cümleleriyle ruhumuza dokunurken, yaşayıp ifade edemediğimiz duygu-düşünce arası git gellerimize ayna tutuyor. Yazarımızın gözünden tarihe eşlik ediyor, şiirin zevkine ulaşıyoruz. Bütün kitabı alıntılama arzusu peşinizi bırakmıyor. Herkese mutlaka okumalarını tavsiye ettiğim bu denemeyi, ilerde bir daha okuma niyetiyle incelememi kitabın arkasındaki kapak yazısıyla sonlandırmak istiyorum: “Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna
İnsanın Acısını İnsan AlırŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201813,9bin okunma
Reklam