Tanpınar'ı anlamakta çok önemli bir yeri olan "Antalyalı Bir Genç Kıza Mektup"ta yazarın "(...) şiir, söylemekten ziyade bir susma işidir. İşte o sustuğum şeyleri roman ve hikayelerimde anlatırım.", sözlerini dikkate alarak, Huzur'u titiz bir okumaya tabi tutarsak
Ahmet Hamdi'nin "Ne İçindeyim Zamanın" şiirinde sustuğunu Huzur romanında söylediğini çıkarsayabiliriz.
Bayramoğlu'na göre insan, bu dünyada yalnız be yalnız kendine güvenmeliydi. Yüzyıllardır, üstlerinden zulümler, işkenceler, savaşlar, salgınlar geçmiş köylüler öylesine kaypaklaşmışlardı ki elle tutulacak yerleri kalmamıştı. Bilselerdi ki yarın İnce Memed'le Bayramoğlu karşılaşacak, bu karşılaşmada da İnce Memed yenilecek, daha Bayramoğlu yetişmeden İnce Memed'i haklarlar, kellesini de bir sırığa geçirip, alır getirir Bayramoğlu'na verirlerdi. Eğer köylü insan gibi insan olsaydı, Bayramoğlu hiç dağdan iner miydi?