Sıla

Sıla
@baytarhanim
Kitapların dünyasında geziniyorum
Kırgız bozkırlarında, kurtların haykırışlarında
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2024 26. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2024 01:02
Ağlayarak kapattığım sayfalar ardında, bahsi geçen hayatların acılarını iliklerime kadar hissettim yine Aytmatov'un kaleminde. Bir başkaldırı, bir isyan görürüz satırlarda. Yönetim, sosyalizm ve politik kavramlar da karşılıyor bizi. Tek taraflı verilen acımasız kararlar ve bundan etkilenen masum sayısız canın hikayesi. Görüyoruz ki, iyilerin kazandığı kadar merhametli değil dünya. Zalim ve acımasız yaratıklarız biz, eşref-i mahlukat denir bize sözde. Yaratılmışların en lanetlisi oysaki insan; eliyle tabiatı altüst ettiği her çıkarıyla üstelik. Akbar ve Taşçaynar iki asil kurt. Kaybettiği yavruları, acı acı haykırışları ve başlarına gelen felaketler... Doğayı elleriyle katledip çıkar peşinde koşan insanoğlunun neleri yakıp yıktığından haberi yok. Arkamızda kaç harabe bırakıyoruz, sayısız... Bir yandan Abdias'ın yürek burkan öyküsü. İsa'sını yaşatmaya çalışan ve iyilik uğrunda and içtiği doktrinin peşinden koşan bir genç yürek. Bilemedi lakin bu dünyanın iyi yürekler için acımasız ve dayanılmaz olduğunu. Çektiği acılar, umutları ve çabalarının hiç uğruna heba oluşu ve dramatik ölümü aslında hayatta bazı şeyleri kadere bırakmak gerektiğini ve bazı konularda haddi aşmanın sonunun ölümü getireceğini görmüş oluyoruz... Aynı şekilde üçüncü bölümün de bir o kadar acıklı ve yürek burkan bir hikayeyle kapanış yapması beni çok etkiledi. Taşçaynarın ve Akbar'ın acıklı sonu, çok sevdiği yavrusunu da kötülere karşı mücadele ederken kaybeden dürüst ve çalışkan çoban Boston. Yıkılan hayatlar ve aileler. İşte kötü kalplerin dokunduğu her hayat tarumar oluyor... Neyse, neyse yine de biz iyi kalalım... Kaybedelim insan kalırız
Dişi Kurdun RüyalarıCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20238,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Asûde uyu, Reginâ'm
9/10
·123 syf.··
Beğendi
·
2024 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2024 00:16
Ben hâlâ senin bildiğin ben'im. Cengiz Dağcı, Kalbîkul... Yarım yüzyıllık sevdanın, ölümle ulaştığı sonsuzluk. Cengiz Dağcı kalemiyle lisede tanışmıştım. "O Topraklar Bizimdi" eseri savaş kültürünü bütün gerçekliğiyle sunmuştu önüme. Kırımlı yazar, eserlerine yaşadıklarının izlerini yansıtmasa bu kadar gerçekçi sahneleri, bu kadar acıyı, bu kadar sürgün yıllarını, savaş naralarını hissettiren satırlara şahit olamazdık. Regina'sıyla yüreğinin derinliklerini görebilmiş olmak şaşırtıcıydı benim için, savaş ve sürgün yıllarının getirdiği yorgunluk ve katılık yüreğine işlememiş aslında. Regina'sında bulmuş şifasını ve tesellisini. Onunla hayata bağlanmış, onda bulmuş yaşama tutunacak bir sebep. Sevginin iyileştirici gücünü bulmuş Regina'nın kollarında. Öyle bir aşk ki Regina'nın vefatından sonra da, aynı tutku ve aşkla krizantem çiçekleriyle hemen her gün başucuna gidecek mezarını süsleyecek kadar, beraber geçtikleri yolları, parkları, bahçeleri yalnız başına gezerken hayalinde kolunda Reginası'yla yeniden anılarını yaşayacak, yaşatacak kadar. Birilerinin Regina'sı olmak iki dünya için de en güzel mükafat olsa gerek... Kalemine sağlık Cengiz Dağcı, su gibi aktı gitti satırlar. Kaleminin yumuşaklığı ve akıcılığı, duygu yoğunluğu ve gerçekçiliğiyle aşkın sonsuzluğa nasıl uzanabileceğini göstermiş oldun.
ReginaCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 2020255 okunma
10/10
·132 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mart 2024 21:32
İki ayrı öyküden oluşan kitabın üslubuna diyecek yok. Okurken keyif aldığım ve bir o kadar da göndermeleri üzerine düşünedurduğum bir kitaptı Dalkavuklar gecesi'nin olay örgüsünde ne kadar anlatıldığı dönem eskilere tekabül etse de, her dönemi yansıtacak bir ana fikir sunuyor bize. Devlet büyüklerinin göze girmek ve torpil adı altında işlerini sudan yürütmek için ne kadar şaklaban olabilirlermiş bunu görüyoruz. Atsız'ın trajikomik üslubu, yarattığı karakterler o kadar hoşuma gitti ki yer yer kahkaha attım. Z vitamini'nde ise Atsızın yüze tokat gibi çarpan üslubu karşıladı beni. Belirli bir yaştan sonra tüketilen Z vitamininin ömür uzattığı ve geçici hafıza kayıpları etkisi olan bu vitaminleri sık sık tüketen İsmet İnönü (Beşeri şef) ve onun dalkavuklarına yapılan eleştiriyi görüyoruz. Ömrü uzamış ve 2000li yıllara yetmiş İsmet İnönü'nün Türk ve Türklüğe dair bütün kavramları zihniyetten uzaklaştırmak için verdiği çabayı görüyoruz. Türkiye'nin ismini Beşeristan yapmasını, ay yıldız bayrağı altı oktan biri olan halkçılıktan yola çıkarak halkın beğenisine sunacak şekilde birçok renkten ve 149 yıldızdan (Amerika'nın var da bizim neden yok?) yeni bayrağı meydana getirmesi, millet kelimesini çıkarıp beşer kelimesini getirmesi vs. gibi yenilikler getirerek özden uzaklaşış, daha doğru bir ifadeyle Batı'nın köpeği oluş ve en sonunda hafızasını iyice yitirmiş olan İsmet İnönü ve yönetiminin Türkçü ihtilalcilerin ayaklanmasından kaçarak gerçeklerle yüzleşmesi üzerine yazılmış bir öyküydü. Şehitlik sahnesinde tüylerim diken diken oldu çünkü ecdadımız Beşeri Şefi huzuruna dahi kabul etmedi. Atsız tarihin böyle de acımasız yüzünü bize sunmuş oldu...
Dalkavuklar Gecesi - Z VitaminiHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20198,8bin okunma
Olasılıklar ya da olasılıksızlar üzerine...
10/10
·494 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2024 14:28
Cüzi irademizin evrenin ve bilemediğimiz sayısız bilginin, alemin, fikrin, olasılıkların yanında o kadar küçük kaldığını görüyoruz ki. İmkansız veya olasılığı 0 dediğimiz olasılık uzayının aslında evrenin 'bildiğimiz gerçeklerin dışında doğru olmayacağı' fikrini reddettiği verilmek istenen mesajlardan biri. Evren ve insan beyni çok derin bir oluşum. Sınır ve bucak yok. Teorilerin, zihin akışının, toplu bilinçaltının iradesinin gerçekten hayata ve evrene hükmedeceğini kim bilebilir? Kahramanımız epilepsi hastası David Caine ve şizofreni geçmişi olan ikizi Jasper Caine. İkisinin de temporal lobundaki oluşumun birbirlerine benzer semptomlar göstermesini, önseziler ve öngörülerle geleceği dair ses ve görüntüler yakamaları onları bir deneyin gazisi olmalarına sebep oluyor. Konusu bilimseverler için o kadar ilgi çekici ki. Laplacenin şeytanı teorisini tam olarak David üzerinden işlendiğini görüyoruz, odaklanıp gözlerini yumduğunda HerAn'ı gördüğünü, olasılıkları saniyeler içinde hesaplayıp milyonlarca görüntü ve geleceklerin içinden döngüler ve zincirlere şahit olup doğru olanı tercih etmesi üzerine süreç devam ediyor. Ajan Nava ya da Tanja da tabi yadsınamayacak kadar romanı sürükleten karakterlerden birisi. David ile yakıştırmadım desem yalan olur :)) David'in kitap sonlarına doğru, gelecekte yalnız değilim, istesem görebilirdim ama Laplacenin şeytanları da sürpriz sever demesiyle bi tebessüm ettirmiyor değil. İstatistik, olasılık, fizik, matematik, tıp, teşkilatlar, KGB, FBI, suç ve heyecan severler için mükemmel bir kitap.
OlasılıksızAdam Fawer · April Yayıncılık · 202398,4bin okunma
Kalbime dokunan kitap:
10/10
·181 syf.··
2024 3. kitabı
"Bu kadar uzun süre kuşları tanımadığım için utanıyorum. Yaşamın anlamının doğaya ve insanın kendi doğasına yaklaşmak olduğunu sanıyorum. Böylece, yaşlanmak bir düşkünlük değil, bir yücelmedir, ölmekse bir son değil, taçlanmadır!" Kitabı okuduğum süreçte fark etmesem de Joseph ile bütünleşip dünya görüşlerimizi aynı çatı altında toplamışız. O kadar bendi ki, o kadar bendi ki... Bu toplumda canlı düşünceleri, anlamlı düşleri ve parlak fikirleri olanlara hep yan gözle bakıp yadırgarlar. Çünkü sen herkes değilsindir, herkesin alışageldiği o standartlara ve sınırlara uyum sağlamıyorsundur. Hal böyleyken aslında doğru yolda olduğumuzu söylemesi gerek birinin bize. Gerçi böyleyken birisi ya da birileri mi vardır eksenimizde? Olsa olsa bir kedi. Livingstone gibi. Şunu unutma güzel insan, yalnızlık ve uyku güzeldir. Ölüm de güzeldir. Düşler dünyadan kopuş değildir, döşek, yatak ve yastığın da kaçış olmadığı gibi. Yüzleşmedir bir bakıma, insan kendisiyle yüzleştiği kadar insandır. Benliğinin farkına vardığı kadar gerçektir. Ve yaşanacak bir an varsa o da bu andır. İster gerçek dünyada soluklan, ister düşler dünyasında. Geçmiş ve gelecek kaygısı insanın dimağına hastalık gibi yapışır ve yakasını bırakmaz. Sevgili Joseph, Sonia yerinde olmayı çok isterdim. Seni dünya üzerinde en iyi anlayacak kişi olurdum ve uçuk fikirlerinin yelkenine biner seninle çılgın adımlar atardık... olsun... ne de olsa düşler var ve sınır yok değil mi :)
İnsana ve Hayata Dair
Uyku İmparatorluğuHenri Frederic Blanc · Can Yayınları · 2000145 okunma