"İnsanlar bazen karşısındakilere kalben uzak oldukları için anlamakta güçlük çekerler. Bazen her ne kadar karşımızdakine yakın olsak bile, duygularını bilmediğimiz olabilir."
Gösteri çağının gereği olarak her şeyin eğlenceli bir biçimde sunulması, işe yaramayan bir yığın bilgiyle dolu çöplük hafızalar yarattı. Kitapların kamusal söylem içinde etkili bir rol oynadığı, düşünmeyi derinleştirdiği "yorum çağı" artık sona erdi. Hafızasını ve muhakeme yeteneğini kaybetmiş, "gerçek"ten çok yanılsamanın esiri olmuş topluluklarla artık "gösteri çağı" başladı. Bu çağda toplumsal öğretilerin yerini kozmetik, marka düşkünlüğü, eğlence; gerçeğin yerini ise imaj aldı.
Bir insanı keşfetmenin heyecanını duymadığınızda, anlamanın yerini beklentiler, yorumlar ve yargılar devreye giriyor. Bu da yoğun hislere, görüşün azalmasına ve gönülde mesafelere neden olur.