Bir kimse kendi mevlid gününde mevti temenni etmemeli; her sene tekrar tekrar kendini yetim ve kimsesiz, bir sokak köpeği misali sahipsiz addetmemeli.
Her sene mi nisyan mumları yanar? İnsan, yaş aldıkça mı terk olunur sevdikleri tarafından; yoksa evvelden unutulmuş da o büyük gün gelip çattığında mı idrak olunur hakikat?
Evvelce günleri iştiyakla sayarken, şimdi “Bu sene kaç kişi hatırlayacak?” diye mi kemirir kendi özünü?
Kulaktan dolma haberlerle, riyakârane kutlanan; samimiyetten yoksun birkaç kelâma mı minnet duyar insan?
Hâlbuki doğmuştur artık — ister murad etsin, isterse dertlensin. Kutlansa da kutlanmasa da devran geriye dönmez.
Denilmiştir ki: İnsan yılda bir kez kan ağlarmış; vuslatı en çok arzuladığı günde, en sevdikleri tarafından kenara atıldığında… yahut gözü dahi görülmek istenmediğinde.
Ve işte o vakit kalbi de hicranla kan ağlarmış.
Bir mumun alevi nasıl ki zulmete mağlup düşerse, insanın kalbi de nisyanla sönermiş; o an kalp, sessiz bir cenaze gibi kendi içine kapanırmış.