"Cavit Bey söylediklerini pek anlamış değildi. Birçok birbirine benzeyen be birbirine zıt bilgiler ve fikirler kafasında, tıpkı, hafif rüzgârlı bir havaya serpilmiş kuş tüyleri gibi, uçuşup duruyorlardı. Bu, onlardan hangisini yakalayabilirse, eline hangisi gelir, yüzüne hangisi sürünüp geçerse onu söylüyordu. Bunun için kendisiyle konuşmak zor, sözlerini anlamak imkânsızdı."
Her çağ kendi ışığını ve gölgesini, kayıtsızlığını ve çabasını, doğrusunu ve yanlışını, sistemlerini, yeni fikirlerini ve yeni yanılsamalarını be raberinde getiriyordu; her biri baharın yeşiliyle coşuyor, zamanla sararıyor, sonra yine gençleşiyor, tekrar yeşeriyordu.