10/10
·512 syf.··
2026 43. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 22:22
Sırlar, İhanetler Tılsımlar, Doğal Taşlar Firuze Koçak ve Ezra Saruhan Yıllar önce edilen bir beddua, kuşaklar boyunca etkisini sürdürmüş ve iki düşman ailenin çocuklarının yollarını sürekli ayırmıştı. Bu yüzden avukat Firuze ile doğal taş sanatçısı Ezra’nın aşkı, daha başlamadan imkânsız olarak görülüyordu. Doğu’da dilden dile anlatılan bu hikâye, yalnızca aileler arasındaki düşmanlığın değil, aynı zamanda kaderin de bir sınavıydı. Zaten üzerlerinde dolaşan lanet onları büyük bir çıkmazın içine sürüklerken, Firuze’nin yaptığı bir hata her şeyi daha da karmaşık hâle getirdi. Ezra’nın affetmeye niyeti yoktu ve Firuze de aralarındaki bağın tamamen koptuğunu düşünüyordu. Ancak beklenmedik bir gelişme yaşandı; Firuze’nin Mardin’e planlanandan on gün önce gitmek zorunda kalması, olayların yönünü değiştirdi. Böylece ne yıllardır süren lanet ne de yaşanan ihanet onların hikâyesinin sonunu belirleyebildi. Çünkü kader, tüm engellere rağmen Firuze ve Ezra’yı yeniden karşı karşıya getirmek ve yarım kalan hikâyelerini tamamlamak için başka planlar yapmıştı.
1000Kitap
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202646 okunma
8/10
·248 syf.··
2026 5. kitabı
Kitabın Temel Tezi Gazâlî'ye göre dil küçük bir organ olsa da etkisi çok büyüktür. İnsan çoğu zaman eline, ayağına veya gözüne hâkim olabilir; ancak diline hâkim olmakta zorlanır. Bu yüzden kişi konuşmadan önce sözünün Allah katındaki değerini düşünmelidir. Kitabın merkezindeki fikir şudur: "Söylenecek söz faydalı değilse susmak daha hayırlıdır." Dilin Afetleri Gazâlî kitabın büyük bölümünü dilin yol açtığı manevi tehlikelere ayırır. 1. Gereksiz Konuşmak İnsanların çoğu ihtiyaç olmadığı hâlde konuşur. Saatlerce süren boş sohbetler, faydasız tartışmalar ve lüzumsuz yorumlar kalbi katılaştırır. Gazâlî'ye göre: Her doğru sözün söylenmesi gerekmez. Fayda sağlamayan söz zaman kaybıdır. Çok konuşan kişi hata yapmaya daha yatkındır. 2. Yalan Kitapta en ağır dil günahlarından biri olarak ele alınır. Yalan: Güveni yok eder. Kalbi karartır. İnsanları birbirine düşürür. Gazâlî yalnızca açık yalanı değil, gerçeği çarpıtmayı ve insanları yanıltmayı da yalan kapsamında değerlendirir. 3. Gıybet Kitabın en dikkat çekici bölümlerinden biridir. Gıybet: Bir kimsenin hoşlanmayacağı bir özelliğini arkasından söylemektir. Söylenen şey doğru olsa bile gıybet sayılır. Gazâlî'ye göre insanlar gıybeti çoğu zaman günah olarak görmez ve bunu: Şaka adı altında, Dost sohbetinde, Nasihat görüntüsü altında, Hayret veya öfke bahanesiyle yaparlar. Oysa gıybet kişinin sevaplarını tüketen gizli bir felakettir.
Din İslam
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201416,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 11:36
Henry Chinaski. Aman aman düşman başına denilen bir çocuk Evet, böyle bir çocuk ama onun böyle bir çocuk olmasına neden olan olayları da görmezden gelirsek dilsiz şeytan oluruz İşsiz bir babası, düşük maaşla çalışan bir annesi var. Babasının üzerindeki etkisi büyük. Babasıyla arası pek iyi sayılmaz Henry’nin. İşsiz olduğu anlaşılmasın diye evden her sabah aynı saatte bir tuhaf adam. Yıldızı hiç barışmıyor babasıyla. Haliyle biraz sakıncalı piyade oluyor bizim eleman. Okurken Hakan Günday, kinyas ve kayra kıtabını hatırlattı, biraz öyle bir hayatı oluyor. Sokaklar, başarısız okul hayatı, sivil hayat kavga gürültü, karşı cinse karşı sapkın hareketler. Argo anlatım biraz rahatsız edici bilginiz olsun. Sonra vay Bilgin bu kitabımı önerdi oku diye bana gündüz gözüyle beddua etmeyin. Ne demiş, kim demişti ya neyse, demiş işte. Bela döner dolaşır sahibini bulur. Bilimsel olarak çok doğrulanamadı ama olsun Okunur diyorum. 10/8 mi 10/7 sanırım ya ✯Bellisperennis✯ tavsiye için teşekkürler
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
Dokuma Sözler | İlhan Çelik Yazar bu kitapta kelimeleri tezgâha atmış, kendi yaralarını, hatıralarını ve sorgulamalarını atkı çözgü yapmış. 45’e yakın şiir ve düzyazıyla dolu sıcak bir dokuma bu. Kitap Yaratım bölümüyle açılıyor. “Yazmaya Övgü”, “İlk Perde”, “İnsan Yaptıkça” gibi parçalarla seni hemen kolundan tutup “Hadi üret!” diye dürtüyor. Ardından Akış’a bırakıyor kendini; “Üçüncü Dönemeç”, “Geri Sayım Hayat”, “Sabah 6 - Gece 3”… Zamanın nasıl eridiğini, hayatın nasıl aktığını iliklerine kadar hissettiriyor. İçsel Arayış bölümünde ise insanın en çıplak hâliyle yüzleşiyorsun: “Tek Sesli Deneyler”, “Suskun Çağrı”, “Farkındalık Yoksunu”, “Hayallerimin Kokusu”… Okurken birden kendime döndüm, durdum ve uzun uzun düşündüm. Mevsim’le doğaya ve zamana teslim oluyorsun; Kışa İlanıaşk , Yazın İki Yüzü, Serin Huzur… Canlılar ve Doğa ile derin bir nefes alıyorsun: Özgürlük Ormanı, Renk Cümbüşü, Beyaz Nokta… İlişkiler kısmında yürek acıyor: “Bir Dosta”, “Kedere Teslim”, “Sevgili Beddua”, “Işık Getiren”… Ve Yol ve Yurt ile memlekete, köklerine dönüyor; Beyoğlu’ndan, Vapur’a, Kuzguncuk’tan Şirince Hatırasına , Memleket Manzarasında Hayat’a Bu kitapta her şey var: yaratma cesareti, iç hesaplaşma, mevsimlerin ruhu, doğanın şifası, ilişkilerin kırılganlığı ve en sonunda yurdun sıcaklığı. Hepsi ustaca örülmüş, tek bir büyük dokuma gibi. Kitap “ben büyük edebiyatım” demiyor. Ama tam da bu samimiyetiyle insanın içindeki yaratıcıyı uyandırıyor. Bitirdiğinizde elinizde kalem, defter arıyorsunuz. Çünkü yazar elimize ipliği veriyor, gerisini siz öreceksiniz diyor. “Biz ürettikçe sanat doğuyor, sanat yaşadıkça insan kalıyoruz” mottosu kitabın tam kalbine oturuyor. Siz de hazır mısınız dokumaya?
Dokuma Sözlerİlhan Çelik · Mahlas Yayınları · 20262 okunma
Puan vermedi·512 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 19:04
Bugün konusunu okuduğum anda "tam benlik" dediğim, baskısına bayıldığım Firuze yorumumla geldim. Öncelikle şunu söylemek isterim: Mehsa'nın kalemine bayıldım. Her duyguyu bana hissettirdi; kitabı okumadım, resmen yaşadım. Kaleminin güzelliği ve okuyucuyla içten iletişimi ise ayrı bir güzel. Töre ve aşiret kurgularını okumayı çok severim. Ama bu tarz kurgular, oranın örfü, âdeti, giyimi, aileleri ve kurallarıyla yansıtılmışsa güzel olur. Mehsa bunu gerçekten hakkını vererek yapmış. Mardin Midyat'ta geçen hikayemiz, oranın mistik ve büyülü havasını bize çok güzel aktarıyor. Hikayemiz Arjin'in yaşadıklarıyla başlıyor. Saruhanlar ve Eraslan aşiretleri, yıllar süren kavgalarından dolayı kayıplar vermişti. Ailenin tüm yükünü alan Rohat Saruhan, Arap ve Süryani soyundan gelen Arjin Koçak ile evlenmişti. Maalesef iki aşiret arasındaki husumet artarak devam ederken diğer büyük aşiretler bir karar verir. Bu düşmanlığın bitmesi için Rohat'ın bir Eraslan kızıyla evlenmesine karar verilmişti. Rohat buna ne kadar karşı çıksa da yapacak bir şeyi yoktu. Arjin bu haberi aldığında hamiledir. Firuze Tepesi'nde kendine zarar vermek ister. Arjin bir erkek çocuk dünyaya getirir. Doğumdan üç gün sonra Midyat Meydanı'nda öyle bir beddua eder ki: "Bir daha ne bir Koçak bir Saruhan'ın yâri olsun ne de çocuğunu doğursun!" Yıllarca bu lanet iki aileye huzur vermez. Arjin bir daha Rohat'ın yüzüne bakmaz ve onun ölümünden sonra aşiretin başına geçer. Kendi oğlunu büyütürken kumasının oğluna da sahip çıkar. Yıllar sonra Arjin'in oğlu da bir Eraslan kızına aşık olmuş ve tüm zorluklara rağmen evlenmiş. Arjin'in üç erkek torunu olmuş: Ezra, Bedran ve Asaf. Ezra, babaannesi gibi taşların dilinden anlıyordu ve dünyaca ünlü bir mücevherat zanaatkarıydı. Ezra Saruhan ve Firuze Koçak çocukluktan itibaren
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202646 okunma
Elif Şafak - Ustam ve Ben
Puan vermedi·480 syf.··
2026 13. kitabı
Masal tadında bir eserdi ve verdiği tarih bilgileri kontrol ettiğimde çoğunun gerçek bilgi veya gerçeğe dayandırılmış güzel bir kurgu olduğunu gördüm bu da benim tarihî kurgu okurken en sevdiğim özelliklerden biridir yalnız yarısından sonra kitaba hacim yapsın diye konudan bağımsız küçük anektotlar eklenmiş ve bence eserin ahengini bozmuştur. Yani naçizane kitap normalde yarı hacminde olsa tam ayar olurdu diye düşünüyorum. Mimar Sinan'ın mizaçları birbirinden farklı Nikola Davut , Dilsiz Yusuf ve Hintli filbaz Cihan isimli dört çırağı vardır. Bunlar birbirlerine haset etmesinler diye çalışmalarını birbirlerine göstermeleri ustaları tarafından yasaklanmıştır. İçlerinden Cihan bir gün dört erkek cesedi bulur. Çırak Cihan, sarayda gece duyduğu sesler üzerine girdiği bir odada öldürülmüş genç erkek cesetleri bulur ve bir duvar halısının arkasına saklanarak faillerden korunur ancak orada mahsur kalır. Bir gece bir ulak gelir ve koca Sinanı saraya çağırdıklarını söyler. Gittiği yerde aynı cesetlerle karşılaşan Sinan, içgüdüsel olarak kaldırdığı duvar halısının altında Cihan'ı bulur. Biraz sonra da Sultan Üçüncü Murat gelir. Babası Sarı Selim haremde ayağı kayarak ölmüştür. Bu cesetler de onun saltanatın bekâsı için öldürdüğü kardeşleridir. Sinan'dan daha önce babası için bir türbe yaptırmasını istemiştir ve şimdi de tüm bu cesetlerin de aynı yere gömüleceği bir türbe emri verir. Kaderin cilvesidir ki kendinin 19 oğlu da yine saltanat bekası uğruna yay kirişiyle boğdurulup aynı türbeye defnedileceklerdir. Cihanın amcası üvey babasıdır. Annesini hamileyken dövüp hastalanıp ölmesine neden olur. Sıra Cihan'dadır ve 12 yaşındaki Cihan canını kurtarıp Çota isimli beyaz bir fille gemiyle İstanbul'a gelir. Aslında filin bakıcısı başka biridir ancak onu İstanbul'a getiren kaptan
Ustam ve BenElif Şafak · Doğan Kitap · 201314,3bin okunma