Gerçekten hiçbir kaçış yoktu. Tek uygulanabilir yol olan intiharı ise akıllarının ucundan bile geçirmiyorlardı. Her gün, her saat hayata dört elle sarılmak gerçekten yoksun olduğunu bile bile günübirlik yaşamayı sürdürmek, tıpkı hava olduğu sürece nefes almayı bırakmamak gibi karşıkonulmaz bir içgüdüydü.
Berâ b. Azib (ra) anlatıyor: "Çölde yaşayan bir şahıs Resûlullah Efendimiz'in (s.a.v) huzuruna gelerek,
'Beni, cennete girdirecek bir amele sevket' dedi. Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu:
Karnı aç olana yemek yedir. Susuz olana su ver. lylliği emret. Kötülükten menet. Eğer (bunlara) gücün yetmiyorsa diline hakim ol, ancak hayır konuş.''