Mektup yazmak güzeldir.Ama en güzeli kendine yazılandır...
Aslında Werther değil burada kahramanımız. Goethe'nin kendisi. Kitap bir nevi yazarın duygu boşalması gibi. Hayata dair tahlillerini, insanların değişen ruh hallerini tuvale çok güzel boşaltmış. Her duyguyu kitapta pasaj pasaj işlemiş; nefret, aşk, mutluluk, iki yüzlülük....
Dilim döndüğünce yazayım ben de bunları:
İnsanların tuhaf hallerini:
"İnsan soyu tek kalıptan çıkmadır. Çoğu, yaşayabilmek için günlerinin büyük bir bölümünü çalışarak geçirir ve özgürlük olarak artakalan zaman onları o kadar kaygılandırır ki, ondan kurtulmak için denemedik şey bırakmazlar." Syf:24
Mutluluğun küçük ayrıntılarda olduğunu:
"Bizim en mutlu olduğumuz anlar, Tanrı'nın bizi sevimli bir deliliğin içine sürüklediği anlardır ve biz de çocuklara aynı biçimde davranmalıyız." Syf.52
Çıkarcı hallerini:
"Sonuçta dünyanın bütün işleri aşağılıktır; başkalarının sözüyle, hiçbir tutkusu ya da bir gereksinimi olmaksızın, para, şan şeref ya da bilmem ne uğruna didinen biri her zaman budaladır." Syf. 57
Bıkkınlık ve isyan bayrağını çekme:
"Evet Wilhelm, bazen bir an için kalkıp gitme, bağları koparma cesaretini buluyorum kendimde, keşke nereye gideceğimi bilsem! Herhalde giderdim." Syf.61
Bir sesleniş!
"Evet, yeryüzünde bir gezginim yalnızca, bir yolcu! Sizler bunun ötesinde misiniz sanki?" Syf. 100
Değer bilmemek:
"İçimden, göğsümü parçalamak ve beynimi dağıtmak geliyor; insanların, birbirleri için ne kadar az bir anlamları var." Syf.111
Başkaldırı:
"Tanrı'nın oğluna verdiklerinin, kendisinin yanında olacaklarını söylememiş miydi İsa? Ya Tanrı beni ona vermediyse? Ya yüreğimde hissettiğim gibi, Tanrı beni kendi tasarrufu için ayırdıysa?" Syf. 113
Deliliğe övgü:
"Tanrım, bu mudur insanların yazgısı? Ya henüz akıl sahibi değilken ya da