begoşş

begoşş
@begmcifct
sarhoş duygular, gerçek duygularıydı?
Tıbbi Laboratuvar Teknikleri
İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa
71 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı

begoşş

, bir kitap okudu
10/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2020 53. kitabı
Johann Wolfgang Von Goethe
7.5/10 · 150,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2020 52. kitabı
Hikaye, isimsiz anlatıcının, 1912’de “ Oceania” transatlantiğiyle Hindistan’dan Avrupa’ya yolculuğu ile başlıyor. İsimsiz anlatıcı, tabuttan farksız olan kamarasında rahatsız olduğu için, gece yarısı nefes almak için güverteye çıkıyor; “Öylece durdum ve gökyüzüne baktım; kendimi, yukardan sıcak suyun döküldüğü bir banyoda gibi hissediyordum, elimi yıkayan tek şey o beyaz ve ılık ışıktı; omuzlarıma, başıma yumuşacık dökülüyor adeta içime işliyordu, çünkü içimdeki bütün karanlıklar birdenbire aydınlanmıştı. Özgürleşmiş gibi nefes alıyordum; arınmış, bir anda saadete kavuşmuştum.” Okurken ben de kendimi bir an için okyanusun ortasında bir geminin güvertesinde hayal ettim, ışık olmayınca, bulutsuz gecelerde yıldızlar çok parlak ve yakın gözüküyor, tam da Yazarın söz ettiği ”beyaz hiyeroglifler” gibi… Bir yerde rahat oturup ya da bir şezlonga uzanıp, onları izlemeyi kim sevmez ki ?! Hikayenin devamında, bir doktorun, daha doğrusu bir adamın, çünkü nihayet, doktorlar da insanlar, bir kadına karşı duyduğu, karmaşık duyguların sürükleyici hikayesini dinliyoruz. Ben okumadım, dinledim âdeta… Amok bir yerel hastalık olduğunu bilmiyordum, öğrendim…Hakikaten, İbni Haldun çok haklı, “coğrafya kaderdir” ve hepimiz, doğduğumuz ve yaşadığımız coğrafyanın az çok etkisini taşıyoruz. Son zamanlarda yazları Türkiye’de sık sık çöl sıcakları yaşadığımızda, havanın etkisini bizzat üzerimde, Zweig’in tarif ettiği gibi hissediyorum “…insanın iliklerine işler, halsiz ve bitkin düşersiniz, pelteleşir, denizanası gibi olursunuz.” O yüzden sıcak ülkelerin insanları tembel olur, bir deniz anası ne kadar haraketli olabilir ki?! Genelde iki ya da üç kitap aynı anda okurum, okuldan kalmış bir alışkanlık ve tamamen tesadüfen, Amok Koşucusu ile birlikte, Roy Jacobsen’in Görülmeyenler romanı denk
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,7bin okunma
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2020 51. kitabı
Stefan Zweig'in bir insanın yirmi dört saati kadar kısa ancak bir o kadar da çarpıcı bu eserinde, Bayan C'nin, bir daha hiç karşılaşmayacağı bir adama itiraf ettiği bir günü anlatılmaktadır. Yazar kitabın başında, kocasını ve iki çocuğunu genç bir Fransız'la kaçarak terk eden Henriette'nin hikayesini anlatacağı izlenimini uyandırır ancak Henriette'nin hikayesi, yalnızca 1920'ler Avrupa'sının aristokrat manzarası hakkında fikir vermeyi amaçlamaktadır. Bir pansiyonda kalmakta olan misafirler, toplumsal tabuları bir kenara bırakarak ailesini terk eden Henriette hakkında eleştiriler yapmakta, yazarımız ise bu gruba karşı, bir insanın özgürce hareket edebilmesinin daha onurlu bir tutum olduğu fikrini savunmaktadır. İlk başta bu iki cephe arasında hakemlik yapan 67 yaşındaki İngiliz bir aristokrat olan Bayan C, yazarın bu konuya bakış açısını gördükten sonra kendi geçmişinde yaşadığı benzer bir olayı ona itiraf edip bir nebze olsun rahatlamak, suçluluk duygusunu üzerinden atmak ister. Bayan C ve genç kumarbaz arasında uzun yıllar önce yaşanmış ve kitabın bel kemiğini oluşturan olayı burada özetlemeyi ve yeni okurların hevesini kaçırmayı düşünmüyorum. Ancak Zweig'in bu kısa romanında dikkat çeken bazı noktalardan bahsetmeden edemeyeceğim. Henriette hadisesini tartışan ve yargılayan grubun enternasyonal niteliği dikkat çekmektedir. Zira Henriette'nin ailesini terk edişini ahlaksızlık ve hafif meşreplik olarak niteleyip en sert şekilde yargılayan karakterlerin Alman oluşu, Henriette ve birlikte kaçtığı genç erkeğin Fransız oluşu, genç kumarbazla yaşadıklarından dolayı büyük bir utanç duyan, pişmanlık yaşayan Bayan C'nin ise İngiliz oluşunun tesadüf olmadığını düşünüyorum. Yazarın karakter ve milliyet eşleştirmesinde, toplumlara dair öne çıkan bazı kültürel kodların rol
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024151bin okunma
10/10
·420 syf.··
Beğendi
·
2020 50. kitabı
Hak Yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil! Kainattaki her zerrede Allah'ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil her an her yerdedir. Allah'ı görüp yaşayan olmadığı gibi Onu görüp ölen de yoktur. Kim Onu bulursa sonsuza dek Onda kalır. Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. ‘Aman sakın kendini’ diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ‘bırak kendini, o gitsin!’Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var! Şu dünyada çatışma, ön yargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur. Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat’i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin. Sabretmek öyle durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney -çıktığın her yolculuğun içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi sonunda arzı dolaşır. Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur. Hakkın karşısına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın.” Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir “diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını? “Allah, içte ve dışta her
AşkElif Şafak · Doğan Kitap · 200976,6bin okunma