Berkay Yıldırım

Berkay Yıldırım
@bekoyldrm
Öğrenci
İstanbul
Bakırköy
11 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
"Onun halk ile askerler üzerinde nüfuzu büyüktü."
7/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2025 17:39
Birinci Dünya Savaşı sonrası Türkiye’nin kuruluş sancılarını bir İngiliz subayının gözünden anlatan, tartışmalı ama kesinlikle dikkat çekici bir kitap. H. C. Armstrong sadece gözlemci değil; savaşta Kutü’l-Amâre’de esir düşmüş, 1919’da İstanbul’da ataşemiliter olarak bulunmuş, sonrasında ise jandarma subayı sıfatıyla İstanbul'da çok zaman geçirmiş birisi. Yani içeriden biri. Türkiye Nasıl Doğdu?, hem dönem anlatısı hem de siyasi analiz yönüyle öne çıkıyor. Ama asıl olay, yazarın samimi ama zaman zaman oryantalist yaklaşımında saklı. Türkler için çoğunlukla olumlu ifadeler kullanırken, Arapları ve daha nicesini neredeyse sistematik olarak aşağılıyor. İstanbul hükümeti, Ermeniler, Rumlar, müttefikler, İtalya, Fransa ve Venizelos dahi nasibini alıyor bundan. Mustafa Kemal Paşa için “sert, hesapçı, müthiş etkin ve halkla asker üzerinde büyük nüfuzu olan” bir lider portresi çizilmiş. İzmir’in işgalinden sonra doğan direniş hareketi için “ölü Osmanlı’dan yeni bir ruh çıktı” gibi oldukça çarpıcı tespitlerde bulunuyor. Sevr Anlaşması’nı “modern tarihin en ahlaksız planlarından biri” olarak değerlendiriyor. Yunanların yaptığı katliamları detaylıca anlatıyor. Türklerin misillemelerini ise “daha yumuşak” olarak nitelendiriyor. Özellikle dikkat çeken bir diğer unsur da yazarın, Türk halkı ile Batı arasında kurduğu fark: Osmanlı elitleri ve azınlıklar “Batı’nın maymunları” olarak nitelendirilirken, Anadolu insanı daha sahici ve “direnecek karakterde” bulunuyor. Birinci elden gözlemlerle bezeli olması, eseri tarihçiler için kaynak hâline getiriyor. Ama hem siyasi pozisyonu hem de dönemin emperyal bakışı nedeniyle çok dikkatli okunmalı. Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı’nı ve Lozan’a giden yolu bir yabancının gözünden okumanın verdiği tuhaf bir merak var. Yazdığı her şeye katılmasanız
Tarih
Türkiye Nasıl Doğdu?H. C. Armstrong · Dorlion Yayınları · 20218 okunma
Reklam
2073!
9/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
Günümüz okuyucusuna fazlasıyla tanıdık hissettiren bir atmosfer sunan Jack London kitabı. Zira bizler de COVID-19 gibi küresel bir salgını deneyimlemiş bir nesiliz artık. Belki biz torunlarımıza, çocuklarımıza bu günleri anlatırken; tıpkı romandaki Granser gibi, "Bir zamanlar dünya bambaşkaydı." diye başlayacağız söze. Bir yaşlının, salgın sonrası yabanileşmiş torunlarına geçmişi anlatması gibi, biz de market kuyruklarını, kolonya savaşlarını, maskeleri, kapanmaları ve insanların birbirinden uzak durmasını anlatacağız belki. “Kızıl Veba”, bu yönüyle sadece bir post-apokaliptik kurgu değil, aynı zamanda yaşananların hafızalarda nasıl kaldığını da gösteren güçlü bir anlatı. Jack London’ın öngörüsü ve zamanının ötesindeki bakışı ise ayrı bir saygıyı hak ediyor. Okurken “Biz de bunları yaşadık.” dedirten kitaplardan. Pandemiyi yaşayanlar için daha da etkileyici. Tabii ki o kadar kötü şeyler yaşamadık, fakat ucundan döndük. Bazıları esere "distopik" dese de buna katılmıyorum; post-apokaliptik bir eser. Bu iki kavramı çok karıştırıyoruz, bilelim.
Edebiyat
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
Bates Motel...
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2025 00:00
İlk kez filmini izlediğimde, toyluktan olsa gerek, gidişatı tahmin edememiş; hâliyle sonunda büyük şok geçirmiştim. Hitchcock’un filminden sonra, 1999 yapımı olan versiyonunu da izledim. Sadece “Ne gerek vardı?” diye sordum. Zira bu kadar klasikleşmiş, kült bir filmin aynısını çekmek manasız. Tabii bu kesmedi. Sonrasında aslını, yani Robert Bloch’un romanını da okudum. Hitchcock genel olarak esere sadık kalsa da kendine has düzenlemeler yapmış. Örneğin, romanda Norman kırk yaşında, kısa boylu, şişman, alkolik ve içine kapanık bir portre çizer. Hitchcock’un Norman’ı ise yakışıklı, jön bir tiplemedir. Tam olarak bu değişiklik yüzünden, sıkıntılı bir tip olabileceği ihtimalini vermek istemez Hitchcock. Şok etkisi yaratmak için bilinçli bir tercihtir. Bates Motel dizisine ise apayrı bir parantez açmak gerekir... Roman tek oturuşta bitirilecek tarzda bir seyir sunuyor. Sıkmıyor, gereksiz betimlemelerle boğmuyor, sadece işini yapıyor.
Edebiyat
SapıkRobert Bloch · İthaki Yayınları · 2020864 okunma
Rahmetli Atatürk, ihtilal terimini severdi.
8/10
Atatürk’ün bizzat isteğiyle yazılmış, Kemalist devrimi hem hukuki hem de ideolojik açıdan temellendirmeye çalışan 1940 tarihli eser. Bir kısmı, Bozkurt’un İstanbul Üniversitesi’nde verdiği konferanslardan derlenmiş. Kitap, “Bu yapılanlar düpedüz ihtilâldir ve meşrudur.” mesajını doğrudan verir. Önce Osmanlı'nın neden çöktüğünü anlatır, sonra Millî Mücadele’ye, ardından da yeni rejimin hukuk ve toplum düzenine geçer. Lafı eğip bükmeden, net ve yer yer sert bir üslupla anlatır: Hilafetin kalkması, şer’î hukukun tasfiyesi, halkçılık, laiklik vs. Bozkurt, Kemalizm’i bir düşünce sistemi olarak konumlandırır. Devrimin teorik zeminini merak eden için adeta bir kaynak metin. Ayrıca 80 sene önce yazılmış olmasına rağmen günümüzde hâlâ üzerine konuşulabilecek tespitlerle dolu. Tabii hepsi doğru olmak zorunda değil. Mesela Bozkurt, “Bizim halkın seviyesi Cumhuriyet rejimine yeterli miydi?” gibi sorulara bayağı sinirlenmiş olmalı ki bunu doğrudan “gizli kaytaklık” yani “gizli gericilik” olarak kabul etmiş. Varsın öyle etsin; fakat o kuşak bugünleri görmedi. Görselerdi belki bu düşüncede olmazlardı, vesselam. Onun dışında Bozkurt, pek çok konuda oldukça açık sözlü. Atatürk’ün taktiksel bir dâhi olduğunu; devrimler için uygun zamanı beklemesi, yeri geldiğinde imamı Meclis’ten kovması, Mussolini ve daha nice isimden daha büyük olduğunu, Kemalizm’in ırkçı olmadığını, Şapka Kanunu’nun neden gerekli olduğunu vs... birçok soruya cevap veriyor.
Tarih
Atatürk İhtilaliMahmut Esat Bozkurt · Mavi Gök Yayınları · 2021276 okunma