Ahmet Turgut'un Put kitabı yavaş yavaş ve sindire sindire okunması gereken bir eseri. Hızlı okunacak ve geçilecek bir kitap değil. Etkisinden hemen kurtulamıyorsunuz. Bu hissiyatı "Kelimelerin Kalbi" ve "Akıl, Aşk ve Ötesi" kitaplarında da hissetmiştim.
Kitabın başlığının altında "Şirkin ne olduğunu bilmeyen, Tevhidi de tanıyamaz." açıklaması var. İlk başta kitabı okumadan bu ifadeyi okumanızla kitabı bitirdikten sonra okumanız arasında epey bir anlam farkı çıkıyor.
Çünkü şirk deyince akla ilk gelenler dışında epey farkında olmadan şirk (davranış, duygu ve düşünce olarak) ile ilgili birçok konunun da buna daha dahil olabileceğini ayrıntılı ve çeşitli örneklerle anlatıyor.
Kitap 8 tane bölümden oluşuyor. Bu bölümler içinde açıkçası beni en çok etkileyen 6. bölüm olan Put Fabrikası bölümü oldu. Bu bölüm tamamen insanın içe dönük her an bu duruma farkında olmadan düşebileceğini anlatan aşağıdaki durumlardan bahsediyor. Heva, Kibir, Kimlikçilik, Riya, Hırs ve Menfaatperestlik, Kompleksler, Alışkanlıklar ve Hevanın Medya Dili.
Put Kırıcılık ve Tevhid bölümü de ayrıca önemli bölümlerdendir.
Kitabın içi kadar kapağı, başlığı ve arkasındaki yazılar da çok iyi seçilmiş.
Arka kapaktaki bu yazı kitabı özetler gibi:
"Elinizde tuttuğunuz bu eser bir yandan aleni ve klasik put algılarını tahlil ederken, bir yandan da sinsi ve güncel put(laştırma) örneklerine karşı bireyi ve toplumu farkındalığa çağırmakta."
Her yönüyle tavsiye edilir. Keyifli okumalar.....
Kibir-bilgi ilişkisi de türlü tahlillere gebedir. Öyle ki; istişareye mani "en doğrusunu ben bilirim" kibri, hem kişinin hakikate dair nasibini bitirir hem de bildiği şeyleri bile layığınca yaşama geçirmesine mani olur.
Dikkat edileceği üzere kibrin bu çeşidi tecrübe ve/veya akademik-ilmî müktesebata bağlı olarak gerçekten çok şey bilen ama "Her bilenin üzerinden bir bilen vardır'" ikazını görmezden gelen "hikmet ve edep yoksunu malumat obezlerinde" açığa çıkar.
Sonuç itibariyle diyebiliriz ki; ilâhî rızaya konu olan işleri, Allah'tan ziyade başkalarının hoşnutluğunu kazanmak için yapmak yahut yine aynı gerekçeyle onları terk etmek, böyle yaparak hoşnutluğunu aradığımız kişi veya topluluğu put/rab edinme afetine gebedir.