"Lâkin Saruman'a gelince! Saruman komşumuz olur: Onu gözardı
edemem. Bir şeyler yapmam lazım gelir kanaatimce. Son zamanlarda sık sık
Saruman hususunda neler yapabilirim diye
İbrahim bey. Biz bir şirketiz. Fidye için çocuk kaçıran mafya örgütü değiliz.
Ne fark eder ki? Amaç para kazanmak değil mi?
Fark ahlaki. Fark, biz ahlaksız değiliz. Fark, fidyeciler ahlaksız. Biz piyasa talebini karşılıyoruz. Belki bir gün fidyecilik de yasal bir iş sayılacak ama bugün değil. Neydi şu ünlü söz; bir fonksiyonu ve organize piyasası varsa, cinayet bile suç olmaktan çıkar.
"Orduda görev alamıyor mu? O zaman devlet kurumlarına başvursun. Bir tüccarın yanında çalışmaya devam etmek mi zorunda? O zaman işin ustası olmaya çalışsın. Sessizlik yemini mi etmiş? O zaman yurttaşlarına sessizliğiyle yardım etsin. Forum'a girmesi tehlikeli mi? O zaman ne kadar iyi bir iş arkadaşı, ne kadar sadık bir dost ve ne kadar ölçülü bir misafir olduğunu insanların evlerine giderek, toplantılara ve kutlamalara katılarak göstersin. Bir vatandaş olarak görevlerini başarıyla gerçekleştiremedi mi? O zaman insan olarak görevlerini başarıyla gerçekleştirmeye çalışsın."
— Seneca, Ruh Dinginliği Üzerine, 4.3
Sonunda İç Savaş'tan galip olarak çıkan Lincoln ölmeden kısa bir süre önce generallerin ve komutanların olduğu bir kalabalığa, kendisine üst düzey bir devlet görevi için başvuran bir adamın hikâyesini anlattı. Adam önce dışişleri bakanı olmayı ister. Reddedilince farklı ve daha mütevazı bir pozisyon için başvurur. Tekrar reddedilince alt kademe bir gümrük memuru olmak ister. Bu isteği de reddedilince sonunda Lincoln'dan bir pantolon ister. Lincoln hikâyesini kahkahalar atarak bitirir: "Ah, alçakgönüllü olmak ne güzel şey!"
Bu hikâye Stoacılığın esnekliğinin ve kararlılığının vücut bulmuş halidir: Eğer bunu yapamıyorsak, o zaman belki şunu yapabiliriz. Eğer şunu da yapamıyorsak, o zaman belki başka bir şey yapabiliriz. Eğer o da mümkün değilse her zaman bir alternatif vardır. Son durak sadece iyi bir insan olmak olsa bile, bu bizim için felsefemizi deneyimlemek ve ona katkıda bulunmak için sunulmuş bir fırsattır.
~•~
İnsanlar sekerat anında yalnız başlarına makinalar altında ne yapıyorlar?" Uzun uzun ellerine baktıktan sonra, yüzüme tokat gibi çarpan şu cevabı verdi: "Evet, sayamayacağım kadar çok
Canı sıkılmaz insanın. Oyun sırası gelene kadar bir şeyler söylemek lazım. Hele fırsat bulup bana öğüt vermişlerse gönülleri rahat. Ondan sonra asıl konularına dönüp heyecanla anlatmaya başlarlar. Hayatta en iyi bildikleri şeylerden, futboldan, siyasetten. Herkes kendi derdine yansın. "Koskoca adam olmuş, bize ne bundan! Kimdeydi sıra?" Böyle söylerler değil mi. Mühim olan sıra kaybolmasın. Biraz doğruluk payı var belki de. Bazen hak veriyorum onlara. Ben bile alışamadım ki kendime.