Memleket hâli :))
Canı sıkılmaz insanın. Oyun sırası gelene kadar bir şeyler söylemek lazım. Hele fırsat bulup bana öğüt vermişlerse gönülleri rahat. Ondan sonra asıl konularına dönüp heyecanla anlatmaya başlarlar. Hayatta en iyi bildikleri şeylerden, futboldan, siyasetten. Herkes kendi derdine yansın. "Koskoca adam olmuş, bize ne bundan! Kimdeydi sıra?" Böyle söylerler değil mi. Mühim olan sıra kaybolmasın. Biraz doğruluk payı var belki de. Bazen hak veriyorum onlara. Ben bile alışamadım ki kendime.
Sayfa 30·Kitabı okuyor
1000Kitap
Memleket hali, dünya halini, hayrettir, biraz unutturuyor.
Sayfa 86·Kitabı okudu
Edebiyat
Bir Şair Bir Kitap
Alper Gencer - Şarkısızın Şarkısı susamıyorum sevgilim
DERGAH
18. asrın başında, Rusya, Avrupa’nın en geri memleketlerinden biriydi. Ruslar korkunç bir miskinlik içinde yaşıyorlardı: Sakallarını göbeklerine kadar uzatırlar, kolları geniş ve uzun, etekleri yerlerde sürünen esvaplar giyerlerdi. Gayet kaba insanlardı. “İnsan karısını kendi canı gibi sever ve eşeği gibi de döver” derlerdi. Halk, Boyar adını taşıyan bir zadegân sınıfıyla mujik denilen köylü sınıfına ayrılmıştı. Mujiklerin hâli esirden farksız, acınacak bir şekilde idi. Pop denilen Rus papazlarına gelince, cahil ve hurafeciydi. Çok iptidai bir devlet teşkilatına sahiptiler. Çar adını taşıyan hükümdar, milletin başı sayılırdı. Sonsuz salahiyetleri vardı. Önlerinde eğilmeyen başlar, aman verilmeden kesilirdi. Çarlar Moskova’da otururlardı. Memleket zaman zaman açlıktan doğan köylü isyanlarına, saray cinayet ve entrikalarına, askerî ihtilallere sahne olurdu. İşte bu geri memleketten modern bir devlet çıkaran, Rusya’ya Garp medeniyetinin kültürünü sokan, birbiri arkasından birçok inkılaplar yapan, Rusya’nın komşuları ile durup dinlenmeden harbler yaparak memleketini büyüten ve zenginleştiren Deli Petro oldu; çılgın, kaba, hatta vahşi, fakat münevver büyük bir hükümdar idi.
Sayfa 65 - DK·Kitabı okudu
Tarih