Dahası, kendisinden sıkılıp büyük bir gayretle başkası olmaya çalışmış da bunu bir türlü basaramamış, başaramayınca da orta yerde öylece kalakalmış gibi gözüküyordu.
Bir Adım Daha
Herkes gibi herşey gibiyim. Bir ben değilim sadece. Bekliyorum, can güvenliğim için, sarı çizginin arkasında, ellerim düşmemesi için çantamı tutuyor ya da ayakta durabilmek için ben onu. Tam olarak kendimi nerede kaybettiğimi hatırlamıyorum. Bir sahafta eski bir kitap kokusunda, çocukların gülüşünde, bir annenin doğum sancısında... Bulmak içinde uğraşmadım gerçi. Nihayet metro geliyor, uzun bir yolculuk yok önümde. En son ben biniyorum. Ayakta durmak hayli yorucu. Telefonuma bir kaç bildirim geliyor. Biri doların beş lira olduğunu söyleyen bir bildirim diğeri annemden; nerde kaldığımı merak etmiş ve yemeğe başladıklarını söylemiş. Özel bir okula matematik öğretmenliği için gittim. Birkaç ders anlattım ve hocaların sorduğu sorulara cevap verdim. Çocuklara nasıl eğitim verecektim, nasıl öğretecektim, daha önce başka bir yerde öğretmenliği deneyimlemişmiydim. Bir yığın soru... Matematik bölümünden mezun olalı beş sene oluyor, bir kaç özel ders vermem dışında yaptığım pekte bir şey yok. Bilim insanı olmak isterken sadece evde oturuyorum. Bilmiyorum, her şey yoluna ne zaman girecek. Metro bir sonraki durağına yaklaştı. Çoğu insan indi. Şimdi ise bomboş bir köşede oturuyorum. Yüzüm avuçlarımın içinde. Metronun sesini dinliyorum; furuu, vuvuuv, çıçoco. Şimdiki durak benim ineceğim durak olduğundan ayağa kalkıyor ve iniyorum. Bir kaç sokak sonra bizim sokağa varmış oluyorum. Ama o eşsiz gitar sesini yine duyuyorum. Yolumu uzatarak o gitar sesinin geldiği balkonun altına yürüyorum, her akşam sekiz civarında pratik yapmak için o balkona çıkar bende her zaman onu duyar ve balkonun altında otururum. O tanışmayacağım biri. Aslında bir yandan beni fark etsin isterken bir yandan da deliler gibi korkuyorum fark edilmekten. Çaldığı hiçbir ritmi bilmiyordum ama bir