Sartre'ın çıkış yok adlı oyununun meşhur repliği:
“L’enfer, c’est les autres.”
“Cehennem başkalarıdır."
İnsan, kendini çoğu zaman başkalarının gözünden tanımlar, <bazen bir özne olmaktan çıkıp bir nesneye dönüşür> başkasının yargısı, beklentisi ve bakışı, benliğin etrafına görünmez duvarlar örer.
Bu yüzden ilişki, yalnızca bir temas değil, aynı zamanda bir sınır deneyimidir kişiyi bazen sıkıştırır ve bu sosyal ilişki bazen özgürlüğü daraltan bir “cehennem” gibi hissedilir.
Öyledir.
Belki de mesele “başkası” değil, başkasının bizi nasıl gördüğüdür.
Çünkü aynı bakış, hem kurucu hem yıkıcı olabilir.
Bu noktada paradoks kaçınılmazdır:
Cehennem başkalarıysa, cennet de başkalarıdır.
Hayat, başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerin içinde şekillenir; iyi ya da kötü diye adlandırdığımız her şey, bu temasın içinden doğar.
İnsan, ilişkilerden bağımsız bir varlık değildir; onlarla birlikte biçim alır.
Octavio Paz ise "ben'i" bambaşka bir yerden okur, bir şiirinde:
Biziz ötekiler,
ben kendimden başka biriyim,
davranışlarım bana daha çok benziyor başkaları gibi davranırken,
kendim olmak için başka biri olmalıyım,
bırak kendini,
başkalarında ara kimliğini,
başkaları da yok eğer ben yoksam,
başkalarıdır veren bana varlığımı,
ben kendim değilim,
ben diye bir şey yok,
hep biz varız,
yaşam başka biridir,
cennet başka biridir,
senin ve benim ötemde.