10/10
·276 syf.··
Beğendi
·
2026 65. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
Kacey, gelecek vaat eden bir müzik grubunun baş gitaristi, hayatı uç noktalarda yaşamış, gözü kara bir kadındır. Jonah ise sağlık sorunlarından dolayı vakti azalan bir adamdır. Sanat galerisinde cam enstalasyonunu gerçekleştirmek gibi planı vardır. Koltuğa sızın kalan Kacey'i gördükten ve ona aşık olduktan sonra her şey değişir. Kacey ile Jonah arkadaş olarak başlarken zamanla birbirlerine bağlanırlar, aşık olurlar. Jonah'ın sağlık sorunları bile birlikteliklerine engel değildi. Tutkulu, samimi, sıcak ilişkileri, beraberliği olmuştur. Sonunda Jonah'a üzüldüm (öldü). Kacey'in yerinde olsam ben de çok üzülürdüm. Devamı kitabını da okuyacağım. Kitabı çok beğendim, harikaydı. Aşk, tutku, hüzün, hayata tutunma isteği vardı tema ve konular arasında. Kitaba puanım 10/10 :)
Son SüratEmma Scott · Lapis Yayınları · 2023874 okunma
Ben masumum
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:26
Mata Hari'nin hikâyesini okurken bir casusun değil, görülmek isteyen bir kadının hikâyesini okuyormuşum gibi hissettim. Şöhreti herkes tarafından bilinen ancak benliği neredeyse hiç tanınmayan; etrafı insanlarla çevrili olmasına rağmen derin bir yalnızlık taşıyan güzel bir kadın. Roman boyunca karşıma çıkan İnanna efsanesi, kafesteki kuş metaforu ve Mata Hari'nin kendi anlatıları dönüp dolaşıp aynı soruda birleşti: Özgürlük nedir? Belki de Mata Hari'nin asıl trajedisi, casuslukla suçlanması değil; hayatı boyunca insanların onun kim olduğunu görmek yerine, kim olmasını istediklerine inanmalarıydı. Döneminin erkek egemen dünyasında, kendisine çizilen sınırları kabul etmek yerine özgürlüğünün peşinden koşmuş, bunun bedelini canını vererek ödemiş fakat kendi hikâyesinin öznesi olmaktan da vazgeçmemiş. Ölümün karşısında eğilmeyen, korkusunu saklamaya çalışmadan cellatlarının gözlerinin içine bakan o kadına selam olsun. Casus Paulo Coelho
Edebiyat
CasusPaulo Coelho · Can Yayınları · 20166,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Beyaz Geceler Üzerine: Aşk, İdealizasyon ve Bağlanma
Puan vermedi·218 syf.··
2022 1. kitabı
·
85 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2022 00:31
Beyaz geceler Fyodor Dostoyevski tarafından 1848 yılında yazılmış ve aynı yıl içerisinde yayımlanmış, romantizm ile gerçeklik arasında bir geçiş niteliği taşıyan değerli bir uzun öyküdür. Eserimizin kahramanı Bay Hayalperest, olanca yalnızlığı içinde yaşama ait hissetmek, yaşamın bir parçası olabilmek, arayışını anlamlı ve amaçlı kılabilmek için gerçeklikten kopararak, bir gün gerçek bir yaşama nüfuz edebileceği ümidiyle zihninde kurmaca bir dünya yaratarak adeta bir hayatta kalma mekanizması geliştirmiştir. Hayal, aşk ve gerçeklik teması ekseninde oluşturulmuş olan bu eserde isimsiz bir anlatıcının dört gece boyunca yaşadığı duygusal deneyim aktarılmaya çalışılır. Kahramanımız Bay Hayalperest, bir gün gerçek anlamda, gerçekliğe nüfuz edebilecek ve onu derinden anlayıp sevebilecek bir bağlanma nesnesi arayışındadır. İşte tam bu sırada karşımıza Nastenka çıkar. Hayalperest ilk defa bir şey tarafından görüldüğünü hisseder ve Nastenka’yı henüz doğru dürüst tanımamasına rağmen ona karşı derin bir sevgi ve bağlılık hisseder, hatta daha da ileri gidip ona aşık olduğunu bile ifade eder. Eserin trajedisi de işte tam burada başlar. Aslında Nastenka’nın hikâyesi, Hayalperest’in hikâyesiyle fikir olarak neredeyse aynıdır. Nastenka da yalnızdır ve yaşamı onu kaygılandırır ve huzursuz eder. Fakat Nastenka’nın yalnızlığının farkına varması ilk kez kiracının yaşamına dahil olmasıyla gerçekleşir. Zannımca Nastenka, kiracı sayesinde bir başka ihtimalin de olduğunu bütün çıplaklığıyla kavrar, sıkıştırılmış hisseder ve özgürlüğü arzu eder. Nastenka’ya bir kapı aralanır kiracı sayesinde; Nastenka kapıyı itmek, sonuna kadar açmak ve dışarı çıkmak ister. Dışarı ihtimali onu heyecanlandırır. Kitaptaki sevgi kavramı üzerinde durulması gereken bir kavramdır. Çünkü baktığında Nastenka
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,2bin okunma
Hayat İmkânsız Değil; İnsan İçindeki Mucizeye Geç Kalabiliyormuş!
8/10
·368 syf.··
2026 132. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 21:11
Hayat İmkânsız Değil; Bazen Sadece Biz Çok Yorulmuş Oluyoruz I—BAŞLANGIÇ: Matt Haig’in Hayat İmkânsız adlı eserini bitirdiğimde kitabı kapatmadım aslında; sadece sayfaları kapattım. Çünkü bazı kitaplar bitince susmaz. İçinizde konuşmaya devam eder. Bu kitap da tam olarak onlardan biri oldu benim için. Matt Haig, yine bildiğimiz yerden yakalıyor insanı: kayıptan, pişmanlıktan, yalnızlıktan, geçmişin insanın içinde bıraktığı o görünmez tortudan… Ama bunu yaparken okuru karanlığın içine bırakıp gitmiyor. Aksine, karanlığın içinde küçük küçük ışıklar yakıyor. Hani bazen hayatın bize karşı çok sert, çok yorucu, hatta biraz da “fazla mesai yapan bir kader memuru” gibi davrandığını düşünürüz ya; Haig tam o noktada çıkıp şunu fısıldıyor: “Belki de mesele hayatın imkânsız olması değil, bizim yeniden başlamaktan korkmamızdır.” II—İNCELEME: Romanın merkezinde Grace Winters var. Emekli, yalnız, geçmişin ağır yüklerini omuzlarında taşıyan, hayatla arasına mesafe koymuş bir kadın. Onun Ibiza’ya uzanan hikâyesi ilk bakışta gizemli, hatta yer yer fantastik bir yolculuk gibi görünse de bana göre kitabın asıl yolculuğu dışarıda değil, içeride yaşanıyor. Grace’in gittiği ada kadar, kendi içine yaptığı yolculuk da romanın kalbini oluşturuyor. Kitapta en çok sevdiğim taraflardan biri, Matt Haig’in “iyileşme” meselesini kolaycı bir iyimserlikle anlatmamasıydı. Bu romanda acılar bir anda geçmiyor, kayıplar sihirli bir cümleyle kapanmıyor, geçmiş yok olmuyor. Zaten hayat da böyle değil mi? Bazı boşluklar kapanmaz; sadece insan o boşlukla yaşamayı öğrenir. Bazı özürler geçmişi değiştirmez; ama insanın içindeki düğümü biraz gevşetir. Bazı başlangıçlar da cesaretten önce korkuyla gelir. Grace’in hikâyesi bana şunu düşündürdü: İnsan bazen yaşlanınca değil, ummaktan vazgeçince yaşlanıyor. Ve
Hayat İmkânsızMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20245,9bin okunma
Puan vermedi·178 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 18:15
Babamın büyükdedesi ve köyümüzden birçok kişi Sarıkamış'ta şehit olmuş. Savaşa gidip geri dönebilen 2 kişi olmuş ve biri ruslarda esir kaldıktan yıllar sonra dönebilmiş. Döndüğünde o kadar değişmiş ki karısı ve çocukları adamı tanıyamamış. Bu hikayeyi ve nicelerini dinleyerek büyüdüm ben. Dolayısıyla doğu cephesi ile alakalı bir şeyler okuduğum zaman hemen "acaba bizim dede de bu zamanlarda bu söz konusu yerlerde miydi?" Diye düşünürüm. Bu kitap da bende benzer bir etki bıraktı. Eserin hem akademik açıdan bir kaynak olarak kıymetli olduğunu düşünüyorum, hem de insan psikolojisinin savaşı nasıl algıladığı ile alakalı bir örnek olduğuna inanıyorum. İnsanın dışarıdaki savaş sırasında dahi nefsi ile yaman bir başka savaş vermesi gerekmekte. Acının, hırsın, kaybın ve hatanın hepsi insanlar için ve özellikle yönetici grubunun asları olan insanların hayatları üzerinde ne kadar etkileri olduğunu görmek gerçekten dehşet verici. Kitabın en kötü özelliği sadece bir tane defter olmasıydı. Keşke Teğmen'e bundan sonra ne olduğunu bilebilseydik. Belki bir başka çatışmada şehit oldu, belki evine döndü, belki de savaştan sonra dönecek evi kalmadı. Belki bir sürü defteri vardı savaş zamanında tuttuğu ve öldükten sonra orada burada heba olup kayboldu ve bize sadece bu defter kaldı. Belki de zaten sadece bu defteri yazabildi, gerisini yazacak hiç vakti olmadı. Her halükârda kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. O günlerde yaptıkları fedakârlıklar olmasa bugün burada rahatça yaşamamız mümkün olmazdı. İmkansızları zorlayarak mümkün kılan ve bizim bugünlere gelebilmemiz için canını ve cananını ortaya koyan bütün şehit ve gazilerin gurur duyacağı ve razı olacağı bir ülke ve toplum haline gelmek Allah'tan niyazımdır.
Bir Teğmenin Doğu Cephesi Günlüğüİ. Bahtiyar İstekli · İş Bankası Kültür Yayınları · 200917 okunma
Puan vermedi·%46 (161/344 syf.)·
Bu kitabı 161. Sayfasında bırakıyorum ilk sayfadan itibaren gereksiz ayrıntılarla dolu o anda dinlenilen şarkıdan içtiği kahvenin nasıl olduğuna kadar anlatıyor biraz anlatırsın hayal etmemiz için ama süreklide olmaz boş yaptığı kısımları çıkarırsan 100 sayfayı bulmaz bu kitap karakterlerinde ne olduğu belli değil hiç biri düzgün yazılmamış bir de sürekli geçmişe git geleceğe gel sıktı bu olay şuan ben kızın hayatının hangi evresindeyim diyordum hep. Kitaba vasat demek isterdim ama vasat bile buna az kalır çok kötü bir kitap tt ta sürekli önüme çıkıyordu kapağıda hoşuma gitmişti diye okumaya başlamıştım ama yok bunu okumaya devam etmemin imkanı yok. İlk kitabıymış mümkünse yazmasın bir daha. Okurken bunu bende yazarım dedim edebi bir şey zaten yok bari olayı uzatmadan anlat ıssız adamın kitabı gibi olmuş adam kızın hayatına giriyor sonra ben kaçıngan bağlanıyorum ayağı (yersen) Başladığım işi bitirmeyi severim ama bunu bitirmemin imkanı yok zamanıma yazık ve bu kitabı basmak için kesilen ağaçlara yazık (iyi ki e kitap olarak okumuşum)
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,932 okunma