7/10
·250 syf.··
2026 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 23:04
#KitapYorum #TekBaşına #VolkanSönmez #DokuzYayınları #Roman Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Dokuz Yayınları'ndan çıkan, Volkan Sönmez’e ait, "TEK BAŞINA" isimli romanı tanıtmaya çalışacağım. Bazı kitaplar ağrı kesici gibidir. Hani mental olarak yorgun, canınız hiçbirşey çekmediğinde, ayaktasınız ama beyniniz uyuşuk, aklınız milyon km. hızla galaksiden çıkmış Venüs'e ev kuracak bir uçuklukta uçmuşsa, kalbiniz yaşam sınırları kıvamındaysa, zorla işe güce sardıysanız, değişken zatı muhterem havalar da "yat kalkma" modunu telkin etmişse, hangi kitapla nişanlansak diyorsanız işte karşınızda "TEK BAŞINA" sahnede. Bir buyur gel hizzasında, el ediyor karşı şeritte. Yani anlayacağınız yanınızdan ayırmadan her boşlukta bu kitapla sarmaş dolaş olacağınız garanti. En azından ben hayatlar sanayi, hayâller Hawai halleri etiketi ile dolaşırken, ne yesem, ne içsem, hangi kitap beynimde atık depo kirleri temizler, bi de güzel kese atar, mis gibi güne güneş gibi güller açar yanaklarımda derken bu kitapla hemhal oldum. O ağır kanlılık gitti, olimpik havuzdan çıkmış yüzücüye döndüm desem yeri. Okuma hızım düzeldi, performansım yenilendi. Artık ağır, ağdalı, anlaktan azade ne kadar cümle kitap varsa hepsini bohçaladım memleketine yolladım. Efendim bendeki haleti ruhiye bu hallerdeydi. Şimdi konu penceresi'nden bakalım, orada havalar nasıl?!.. Hayatını dürüstlük, sevgi ve erdem üzerine kuran Okan, bir anda kendisini her şeyini kaybetmiş halde bulur. İşinden kovulur, eşinden ayrılır. Güvenli limanlarını yitiren kahramanımız, modern dünyanın acımasız gerçekleriyle yüzleşirken hem geçmişiyle hem de kendi benliğiyle hesaplaşmak zorunda kalır. Büyük mücadeleler verir. Maddi ve manevi tüm kalelerini kaybeden Okan, erdemsizliğin prim yaptığı vahşi dünyada tamamen "tek başına" kalır.
Tek BaşınaVolkan Sönmez · 2022700 okunma
Kötülüğün Bir Gerekçesi Olabilir mi?
7/10
·352 syf.··
2026 9. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 15:20
İlk kez fantastik/kara mizah türünde bir kitap okudum ve oldukça beğendim. Kulüpteki arkadaşların çoğu Solbris'i çok sevdi ama ben sevemedim. Çünkü bana göre yapılan kötülüklerin hiçbir gerekçesi olamaz. Mesele sevilmekse, o zaman neden iyilik adına da bir şeyler yapmadı? Kitabın sonlarına doğru tam İyiciler kazanıyorken Karanlıktan gelenlerin Solbris'e yardım etmesine çok sinirlendim. Kitap bittiğinde Sarı Kız çocukları kurtardı ama Solbris'in durumu belirsiz kaldı. Umarım serinin diğer kitaplarında onu daha iyi bir varlık olarak görürüz. Kitabın en sevdiğim yanı ise fantastik bir hikâye anlatırken insan doğasına dair pek çok soru sordurması oldu. İyilik ve kötülüğün sınırları, insanların kabul görme isteği ve yaptıkları seçimlerin sonuçları üzerine düşünmeme neden oldu. Ayrıca serinin devamında, ağacın altında öylece duran o üç çocukla yeniden karşılaşacağımızı düşünüyorum.
2026 Okuma Raporları
Karbon Başlangıçlar ve Muhteşem SonlarBener Karaçor · Düşbaz Kitaplar · 202615 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
7/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 11:01
"Bana sorarsan, bütün bu belalar bu kitaplar yüzünden. Kitaplar bir yandı mı, hiçbir şey düşünmez, güzel güzel yaşarız.” (s. 407) Kitabın arka kapağında “Bir ülkenin hikâyesi, bir insanın hayatında saklıdır.” yazıyor. Ancak kitabı bitirdiğimde bu vaadin çok da karşılanmadığını hissettim. Aslında güzel bir açılış cümlesi var: “Ben bir tohumum. Geldim, kendimi bu şehre ektim.” diyor yazar. İlk bölüm de aynı şekilde merak duygusunu canlı tutuyor. Anlatıcı, köyünden kente eğitim almak için gelmiş ve akademisyen olma yolunda ilerleyen bir genç. Ancak bir yandan da köylülerinin, özellikle köyün sözü geçen isimlerinden (muhtarı diyebileceğimiz) “Yaşlı Enişte”nin taleplerini geri çeviremediği için sürekli bir koşturmacanın içinde kendini buluyor ve bunun nedenlerini anlatıyor.Sonra kendisi bambaşka yerlere savrulurken, köyü de değişiyor elbette! Anlatıcının yaşam öyküsü ile köyündeki insanların hikâyeleri bölüm bölüm ilerliyor. Zaten annesi ve babası olmadan, köylülerinin büyüttüğü bir çocuk olduğu için de hikayeler oldukça gerçekçi. Bir bölümde anlatıcının kendi hayatına, bir başka bölümde ise köylülerinden birinin yaşamına tanıklık ediyoruz. Bu paralel yapı, "Vayy be! Bu dünyada bilmediğimiz ne çeşit insanların ne çeşit hikayeleri var(!)" düşüncesi oluşturuyor. Bu yönüyle, adının da çağrıştırdığı gibi tam anlamıyla bir “Hayat Kitabı”. Diğer yandan, arka kapakta yer alan “bir ülkenin hikâyesi” vurgusunun kurguda beklediğim kadar karşılığı bana kalırsa yok. Evet rüşvet, sağlık sistemi, eğitim ve bürokrasi gibi toplumsal meseleler yer yer hikâyelerin içine yedirilmiş. Ancak daha çok insan hikayelerinin arkasındaki çok ince detaylar gibi kalmış. Fakat bazı seçme konularda da fazlasıyla detay vardı. Ama bunlar insana veya ülke tarihine değil de daha ilgi alanı gerektiren
Hayat KitabıLi Peifu · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20262 okunma
okuyucuya trip atan katil+deus ex machina hürmetine dönen kurgu
1/10
·480 syf.··
2026 2. kitabı
·
137 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 20:43
Merhabalar, ben Sülde. Oyuncak Müzesi yazardan okuduğum ilk kitap dolayısıyla bu kitap, yazarla tanıştığım kitap oldu. Keşke olmasaydı. İncelemelerim SPOILER a.k.a SÜRPRİZ BOZAN içerir daima. Bunu bilerek lütfen bu incelemeyi okuyun. Kitap Yerme Geceleri formatında kitabı toplam 3 saat boyunca eleştirdiğim podcast'e ulaşmak için linke tıklayınız; Birinci Kısım: youtu.be/AjVkDd1RzkA İkinci Kısım: youtu.be/YnsXE_ZNtL8 Kanal adım: benSülde Başka kitapların yerme videoları da mevcut! 1) Deus Ex Machina Deus Ex Machina nedir? Karakterlerin bir olaydan tanrısal bir müdahale ile kurtulmasıdır kısacası. Ededbiyat ve sinema sektörünce 'zayıf yazarlık' eleştirisi yapılırken kullanılır. Bu kitap da buram buram Deus Ex Machina kokuyor. Ne hikmetse katilimiz için şans daima yaver gidiyor. Birisini mi öldürecek? Kameralar yok ya da çalışmıyor, oradan kimse geçmiyor, polis soruşturmuyor, DNA örneği alınmıyor. Yahu çok komiktir, bir noktada Nate-Rose Cierra ikizlerinin evine gidiyor parti için ve orada üç kişiyi öldürecek. Üst kata çıkıyor ve banyodaki dolaptan insanların sindirim sisteminden kanına 5-10 dakikada karışabilecek bir kimyasal (yazar o kadar tembel bir yazarlık örneği sergilemiş ki bize ne olduğunu bile söylemiyor) bulup shot bardaklarına atıyor. Yani sen ilk defa gittiğin bir evde orada ilaç bulacağını nereden bildin, öyle bir kimyasal olmasaydı o insanları nasıl öldürecektin? Yok, hiçbir cevap yok. Çünkü Deus Ex Machina!!! 2) Çehov'un Silahı Çehov der ki eğer bir oyunun ilk perdesinde duvarda bir silah asılıysa oyunun ikinci perdesinde o silah patlamalı. Meali: sen bir karakter, olay ya da özellikten bahsediyorsan bunun kurguda işlenmesi ya da yararlı olması gerekir. O zaman Oyuncak Katili'nin Lexa'nın evine girip çıkıyor olmasının olayı
Oyuncak MüzesiEmre Gül · Guardian Yayınları · 20241,736 okunma
Bence bir şans verin derim
Puan vermedi
Bakın şimdi, size öyle bir kitaptan bahsedeceğim ki, bitirdiğinde oturduğun koltukta şöyle bir doğrulup "Ben az önce ne okudum?" diyeceksiniz. John Steinbeck’in Gazap Üzümleri’nden bahsediyorum. Hani hep duyduğumuz ama kalınlığından gözümüzün korktuğu o klasikler vardır ya, işte bu kitap o önyargıların hepsini yerle bir ediyor. Sana bu kitabı edebi terimlerle değil, bende bıraktığı o derin hisle anlatmak istiyorum. Çünkü bu roman, sadece bir hikaye değil; insanın içine işleyen devasa bir deneyim. Nedir Bu Kitabın Olayı? Hikaye aslında çok basit ama bir o kadar da vurucu: 1930'ların Amerika’sındayız. Büyük bir ekonomik kriz var, üstüne bir de korkunç bir kuraklık patlak veriyor. Bizim odağımızda ise Joad ailesi var. Bu insanlar nesillerdir ektikleri topraklarından, bankaların ve dev şirketlerin açgözlülüğü yüzünden bir günde kovuluyorlar. Ellerinde kalan son kuruşla eski püskü bir kamyonet alıp, "Kaliforniya’da iş varmış, orada broşürler dağıtıyorlar, cennet gibi yer" diyerek yola çıkıyorlar. Kitap, bu ailenin o meşhur Route 66 otoyolundaki göç yolculuğunu ve Kaliforniya'ya vardıklarında karşılaştıkları o tokat gibi gerçekleri anlatıyor. Neden Bu Kadar Etkileyici? (Beni Sürükleyen Ne Oldu?) Kitabı okurken Steinbeck sana çok zekice bir oyun oynuyor. Kitap bir bölüm Joad ailesini anlatıyorsa, bir sonraki bölüm araya girip o dönemki tüm Amerika'nın halini, sistemin nasıl çürüdüğünü, insanların nasıl acımasızlaştığını anlatıyor. Yani tek bir ailenin dramını okurken, aslında o dönemin bütün dünyasını izliyorsun. Ama beni asıl vuran şey kitaptaki karakterlerin dönüşümü oldu: "Ben"den "Biz"e geçiş: Yolun başında aile sadece "biz kendimizi kurtaralım, çocuklarımızın karnı doysun" derken; yolda diğer ezilen insanları gördükçe "Biz tek başımıza kurtulamayız, hepimiz biriz"
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,6bin okunma
1/10
·551 syf.·
2026 14. kitabı
·
Öncelikle yayınevine birkaç çift lafım olacak. Son kitap benim için hiç zevkli bir okuma serüveni değildi ama anlaşılan onlar için de değilmiş. Bu kitabın çeviriden sonra tekrar okunduğuna inanmak benim için zor. Neredeyse her sayfasında öylesine tuhaf hatalar var ki okumak eziyete dönüşüyor. Konuşmalar tırnak veya konuşma çizgisiyle ayrılmamış çoğu yerde ve satır başı bu edisyonu hazırlayanların henüz tanımadığı bir teknoloji olsa gerek. Tabii bence sebep böylesine saçmalayan bir kurguyu aman bir kez daha kim okuyacak şimdi deyip matbaaya olduğu gibi göndermek de olabilir fakat bir iş ne kadar kötü yapılabilir ödülü Akılçelen Yayınevi'ne acilen ulaştırılmalı. Zaten kitabın baskısı oldukça okumayı zorlaştıran bir tuğla modeli derken içeriği de mahvedelim de hiç zevk alan çıkmasın diye düşünmüş olmaları muhtemel. Gelelim kurguya... Uzun uzun yazacak kadar tahammül edemeyeceğim çünkü zaten okurken beni hayattan bir soğuttu. Başlangıçtan sona kendi içinde mantıklı görünen bir işleyiş olmakla birlikte genel olarak kurgu benim için okuduğuma pişman olduğum 1800 sayfadan ibaret. Bu başlangıçtan bu son çıkar mı? Neden olmasın, olabilir tabii ama bu olabilir kurgu iyi mi, hele ki en iyisi mi tartışılır. Bana göre 7 civarı başlayan içerik ve işleyiş gide gele 1'e kadar indi. Ne tekrar okumak ne de görmek isterim, vaktimin iadesini alabilseydim mesut olurdum. Belki gerçek dünyaya dair bilgim daha az ve okuduğum ilk fantastik kitap da bu olsaydı bir parça olsun ilginç bulurdum ancak hiçbir koşulda beğeni ve sevme olmazdı gibi geliyor. Siz en iyisi sevenlerin yorumlarına bakın derim ben. Bana göre sadece vakit kaybı.
Sissoylu - Çağların KahramanıBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 2016931 okunma