Sir Claud önemli bir formül geliştirir. Aslında bu bir savaş silahıdır. Bunu devlete teslim edecektir fakat formülün çalınacağını düşünmektedir. Şüphelendiği kişiler ise ailesi. Bu yüzden formülü teslim etmek için Mösyö Poirot’tan yardım ister. Fakat meşhur dedektifimiz gelmeden aile yemeğinden sonra hikayemiz gelişmeye başlar. Sir Claud dışında yemekte altı kişi daha vardır. Aile üyeleri hariç bir tek yabancı vardır. Yemekten sonra Sir Claud korktuğuyla yüzleşir ve formül çalınmıştır. Kütüphanede yapılan yüzleşme sırasında içtiği tadı acı kahve ise Sir Claud’un sonu olur. Poirot gelir fakat iş işten geçmiştir. Ve dedektifimiz de olayı çözmeye başlar.
Peki Sir Claud’un içtiği kahvede ne vardı?
Formülü kim ve ne için çalmıştı?
Kişinin geçmişi hala onun peşini bırakmamış mıydı?
Altı kişi içindeki tek yabancı bütün şüpheleri üstüne nasıl çekmişti?
Kitabı okurken “olayı çözdüm” diyebilir, “bu kişi bu sebeple ve bunun yardımıyla yapmıştır” diyebilirsiniz. Ben de öyle düşünmüştüm. Fakat bazen suçlu, gözümüzün önündeki küçük ve önemsiz detaylarda saklıdır. Belki de yazarımız bize ufak bir oyun oynamıştır.
Bugün içeceğim kahveyi bu kitaba Acı Kahve’ye adıyorum.
Keyifli okumalar…