Dur! Bağımlı olan sen misin o mu?
Puan vermedi·208 syf.··
2026 5. kitabı
Hiç düşündünüz mü? Hareketlerine anlam veremediğim, aynı evde birbirimizin yabancısı olduğumuz bu çocuk benden doğma, eşimden olma olan değil mi? ​Benim evimde, benim soframda büyümedi mi? Peki neden şimdi aynı dili konuşamıyoruz? ​Bu çocuk ne oldu da ekranlara benim yüzümden daha çok bakar oldu? Halbuki doğduğunda en çok aradığı yüz bendim. Peki o beni ararken ben ne ile meşguldüm, neye bakıyordum? ​Yoksa bağımlı olan ben miyim? ​Bağımlılık nasıl başlar? Modern çağda nelere ve nasıl bağımlı hale geldik? ​Çok uç örneklerle bağımlılık bilimini ve bağımlılık kapanlarını kapsamlı bir şekilde irdelemek ve kendimize ayna tutmak için hadi sevgili ebeveynler, hadi canım yol arkadaşlarım bu kitabı da okuma listemize dahil edelim mi? ​Her ebeveynin önce kendi kişisel savaşını verip sonra da çocuğunun yolunda ışık olması dileğiyle...
1000Kitap
Dopamin ToplumuAnna Lembke · Diyojen Yayıncılık · 2025108 okunma
10/10
·280 syf.··
2026 116. kitabı
Zaman gerçekten kimin? Koşturuyoruz, yetişmeye çalışıyoruz, sürekli meşgulüz… ama çoğu zaman içimizde o tanıdık boşluk: “Hiçbir şeye yetemiyorum.” Bu kitap bana şunu fark ettirdi: Sorun zamanın az olması değil, onunla kurduğumuz ilişki. Kronos (ölçülen zaman) ve Kairos (hissedilen zaman) ayrımı üzerinden ilerleyen bu hikâye, sadece plan yapmayı değil, gerçekten yaşamayı hatırlatıyor. Eren ve Bilge’nin yolculuğu, aslında hepimizin hikâyesi. En sevdiğim yanı mı? Baskı kurmuyor. “Daha verimli ol” demiyor. Sadece durup şunu sorduruyor: Ben zamanımı gerçekten neye veriyorum? Okurken yavaşladım. Düşündüm. Ve biraz da hafifledim. Zamanı yönetmekten çok, onu hissetmek isteyenlere…
Kronos BilgeliğiBora Erkmen · Ceres Yayınları · 03 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
GÜZELDİİİ
10/10
·112 syf.··
2026 21. kitabı
Merhabaaa, Antoine de Saint-Exupéry’nin ellerinden çıkan Küçük Prens, sadece bir çocuk kitabı değil; yetişkinlerin tozlu raflara kaldırdığı kalplerini bulmaları için yazılmış bir pusula gibidir. Onu her okuyuşumda, sanki B-612 asteroidinden kopup gelen bir dostla yeniden karşılaşıyormuşum gibi hissediyorum. Kitabın en meşhur cümlesi olan "İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir; gerçeğin mayası gözle görülmez," aslında tüm hikayenin özeti. ​Küçük Prens, kendi gezegenindeki o tek gülüyle olan karmaşık ilişkisinden kaçıp evreni dolaşırken, aslında bize "değer vermenin" ne olduğunu öğretiyor. Biz yetişkinler rakamlarla, mevkilerle ve "ciddi" işlerle o kadar meşgulüz ki; bir çiçeğin neden dikenleri olduğunu ya da bir gün batımının neden hüzünlü olduğunu sormayı çoktan unuttuk. Küçük Prens’in uğradığı her gezegen, aslında modern insanın birer hapishanesi: ​Kral: Otorite tutkumuzu, ​Sanatçı/Kendini Beğenmiş: Alkışa olan açlığımızı, ​Sarhoş: Utançlarımızdan kaçma döngümüzü, ​İş Adamı: Sahip olma hırsıyla kaybettiğimiz zamanı temsil ediyor. ​Küçük Prens her defasında o masum şaşkınlığıyla "Büyükler kesinlikle çok tuhaf," derken, aslında aynayı bize tutuyor. Biz ne ara bir çiçeğin kokusunu içimize çekmek yerine, banka hesaplarımızdaki sıfırları saymaya başladık? Tilki ile Küçük Prens’in karşılaşması, edebiyat tarihinin en saf dostluk tanımıdır. Tilki ona "evcilleştirmenin" bağ kurmak olduğunu anlatır. ​"Eğer beni evcilleştirirsen, birbirimize ihtiyacımız olacak. Sen benim için dünyada tek olacaksın, ben de senin için..." ​Bu bölümü her okuduğumda, hayatımdaki insanların ve anıların neden "özel" olduğunu bir kez daha anlıyorum. Emek verdiğimiz, zaman harcadığımız her şey bizim için dünyadaki benzerlerinden ayrılır. Tıpkı Küçük Prens'in gülü gibi; o gül milyonlarca
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015280bin okunma
8/10
·162 syf.··
2026 15. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 12:23
29.04.26 Edit: Kitabın Türkçeye çevrilip basılmasıyla birlikte kütüphanemde bulunmasını istediğim için satın alıp tekrardan okudum. İlk defa okumanın heyecanı yokken bile güzel. İlk defa okurken acaba çok salakça ama ben heyecandan fark etmiyor muyum dediğim zamanlar olmuştu ama değilmiş. Diğer kitapları da hemen elime almak için sabırsızlanıyorum. Neyse ki bizimkinin kapağı bu sıçmıktan çok daha iyi. ... Bu boktan kapaklı kitabı okuduğum için mutluyum. Öncelikle beni reading slumptan çıkardı. Sonra da okumak için sabırsızlanmamı sağladı. İkinci kitabını şu an indirmekle meşgulüm ve hemen başlayacağım. Lana/Victoria'nın başına gelen korkunç olaylar sonucu kimliğini bir yana bırakıp sadece kendi katillerinin seri katili olması tabii ki çok da özgün değil. Hırsız polis misali bir fbi alanına âşık olması tabii ki özgün değil. Ama heyecanlı. Ayrıca Lana çok akıllı. Kendisini sevdim ve beğendim. Yeni katliamlarında başarılar dilerim. Umarım daha kanlı sayfalar okuruz.
Mindf*ck 1: RiskS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026190 okunma
Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir; Ama Önce De Botton
9/10
·224 syf.··
2026 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 00:00
Dürüst olmak gerekirse, bu kitabı Proust için okumadım. De Botton için okudum. Kitaba başlarken, Marcel Proust'u biraz olsun tanıdığımı sanıyordum. Adını biliyordum, o meşhur madlen kurabiyesini biliyordum, Kayıp Zamanın İzinde’nin yedi ciltten oluştuğunu ve çoğu insanın bitirmeden bıraktığını biliyordum. Ama de Botton'ın yaptığı şey, bir yazarı tanımanın onun söylediklerini bilmekle aynı şey olmadığını, bazen bir aracıya ihtiyaç duyduğumuzu göstermekti. De Botton'ı gerçekten okumuşluğum var; onun kalemine güveniyorum. Kitabı okumadan önce aklımda de Botton'ın bana Proust'u neden okumam gerektiğini anlatacağı fikri vardı. Yanılmışım. Bana neden, nasıl yaşamam gerektiğini anlattı. De Botton Neden Bu Kadar İyi Başka yazarlar büyük düşünürleri size sunarken onları bir kaide üzerine koyar; siz aşağıdan bakarsınız, anlarsınız, not alırsınız. De Botton ise kaideden indirir, masaya oturtur, yanınıza koyar. Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir tam olarak bunu yapıyor: Proust'u bir otorite olmaktan çıkarıp bir düşünce arkadaşına dönüştürüyor. Ve bunu yaparken kendi sesini hiç kaybetmiyor; o tanıdık, ironik, zarif ama hiç şişinmeyen ses. De Botton'ın en büyük marifeti bu bence: Zekasını göstermek için okuyucuyu küçük düşürmeye ihtiyaç duymuyor. Aksine, okuyucunun zaten akıllı olduğunu varsayarak yazıyor. Bu, nadir bir kibarlıktır ve onu diğer popüler felsefe yazarlarından ayıran şeyin tam özüdür. Kitap dokuz bölümden oluşuyor ve her biri bir soru soruyor: Nasıl yaşanır? Nasıl okunur? Zaman nasıl iyi kullanılır? Nasıl acı çekilir? Nasıl ifade edilir? Nasıl arkadaş olunur? Nasıl görülür? Nasıl sevilir? Kitaplar ne zaman bırakılır? Bu sorular sıralandığında bir kişisel gelişim kitabının içindekiler gibi görünüyor. Ama de Botton'ın elinde
Felsefe
Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir?Alain de Botton · Everest Yayınları · 2024691 okunma
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 13:20
Kitap Adı: Birinci Tekil Şahıs Yazar: Haruki Murakami Çeviri: Ali Volkan Erdemir Sayfa Sayısı: 152 Tür: Öykü/ Hikaye Yolum yerel kütüphaneye düşünce Birinci Tekil Şahıs adlı kitapla karşılaştım ve alıp okumak istedim. Böylece kitap, Ocak ayının son kitabı oldu. Bu sayede Ocak ayında farklı türlerde okumalar yapmış oldum. Kitap, birbirinden ilginç 8 öyküden oluşuyor. Öykülerde yalnızlık, ölüm, hayat gibi insana dair temalar ele alınıyor. Anlatım boyunca yazar, okuru karakterlerin iç dünyasına davet ediyor. Birinci tekil şahıs anlatımın yoğunluğu, öykülerde güçlü bir iç monolog hissi yaratıyor. Bu durum zaman zaman kafa karıştırıcı olsa da kitabın ruhunu oluşturan temel unsurlardan biri. Yazarın kalemini daha önce tanımıyordum ancak farklı kültürlerin eserlerini okumanın insana bambaşka ufuklar kazandırdığına inanıyorum. Bu kitap, modern edebiyatın dikkat çekici örneklerinden biri olabilir. Çünkü günümüzde insanlar çoğunlukla kendileriyle meşgul, kendi iç dünyalarına dönük bir yaşam sürüyor. Kitabın monolog ağırlıklı yapısı da ister istemez bu durumu düşündürüyor. Öyküler birbirinden bağımsız gibi görünse de anlatıcının geçmişle hesaplaşması, yalnızlık hissi ve belirsizlik duygusu ortak bir çizgide buluşuyor. Gerçek ile hayalin zaman zaman iç içe geçmesi, Murakami’nin anlatım tarzına özgü bir atmosfer yaratıyor ve okurda sorgulayıcı bir etki bırakıyor. Alıntılar: - “Sevinç ve üzüntü arasındaki çeşitli hisleri henüz ayıramıyordum.” - “Mesaj çok açıktı: ‘Herkes bir gün ölecek.’” - “Kendi duygularımla o kadar meşguldüm ki başkalarının duygularını değerlendirmeye vaktim yoktu.” - “Acaba hâlâ hatırlıyor muyum diye elime birkaç kravat bağlama tekniğini denerim.” - “Endişeyi nasıl ifade etsem iyi olur? Bu, özgeçmişini gerçek olmayan bilgilerle zengin gösterip yaşayan
Birinci Tekil ŞahısHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20251,347 okunma