Bu aralar radarıma giren kitaplarla şans eseri mi karşılaşıyorum yoksa bir okur olarak seçimlerimi artık daha mı isabetli yapmaya başladım bilmiyorum ancak Karanlık Kız son zamanlarda beni tatmin eden okumalardan biri oldu. Ne kurgusuyla, ne olay örgüsüyle… Asıl etkileyici olan benim için ana karekterin kendi duygu ve düşüncelerini çekincesiz bir dürüstlükle okura açıyor oluşu, üstelik ana tema tartışmaya çok da açık olmayan ve çoğunluk tarafından kutsiyet atfedilmiş annelik olgusu üzerineyken.
Annelik her kadının yaşayacağı en tatmin edici duygulardan biri midir her zaman? Bir anne çocuğuna koşulsuz şartsız ve kesintisiz bir biçimde sevgi verme potansiyeli ile dolu olarak mı anneliğe adım atar, çocuğundan soğuyamaz mı, ondan uzaklaşma isteğiyle dolu olarak bulamaz mı kendini bir gün, birini diğerinden daha çok sevdiğini fark edemez mi? İşte bu soruları sorarken buluyor insan kendisini sayfalar arasında dolaşırken. Bir de şunu düşündüm okurken, ben çocuk sahibi olmayan ve öyle bir planı da olmayan biri olarak okudum bu satırları ve açık konuşmak gerekirse uzun zamandır da üstüne kafa yorduğum bir konu, yani aslında beni kitapta daha çok etkileyen şey karekterin dürüstçe kendiyle karşılaşması oldu, ele aldığı konu değil. Peki bir anne bu satırları okusa metnin onun üstündeki etkisi nasıl olurdu, merak etmeden de edemedim bunun cevabını.
Elena Ferrante ile tanışmam bu kitapla oldu. Diğer eserlerine zaman ayırır mıyım, yakın zamanda olmasa da, evet. Okuyup araştırma ihtiyacı duyduğum bir konuda bir edebi metin okumak ilk deneyimimdi. Konu sizin de ilginizi çekiyorsa tavsiye ederim.
Keyifli okumalarınız olsun.