14 Yaşındaki Akıl Hastası Edgelordun Maceraları -SPOILER-
5/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:58
" Dikenlikler Prensi " roman formunda tükettiğim ilk grimdark eser oldu ancak türü çekici kılan ahlaki gri alanları,karakter dilemmallarını, yozlaşmış dünyanın ikilemleri gibi hikayeye derinlik katan konuları bu eserde bulamadım. Yazar grimdark anlatımını okuyucuyu şoke etmek için salt vahşeti kullanarak vermeye çalışmış ancak derinliksiz olduğu için çiğ durmuş. İnsanı arada bırakan saf bir kötü veya saf iyi olmayan kompleks ve katmanlı karakterler yerine (Örneğin Guts ve Griffith); ana karakterimiz domestos mikrobu gibi "Ben kötüyüm! Bakın çocuk halimle masum köylüyü r*pe edip, yağmalayıp, evlerini yakarak öldürdüm hehehehe" diyerek dolaşan, saf kötü, dandik bir edgelord. Ancak en azından yazar bu kötülüğü fena olmayan bir temele oturmuş. 9 yaşındaki Jorg, seyehat ederken pusuya uğruyor. Prensimiz bulunmasın diye yakın bir çalılığın içine atıldıktan sonra annesinin r*pe edilip kardeşiyle birlikte katledilişini saklandığı ve saplandığı zehirli dikenlerin arasından izlemek zorunda kalıyor. Günlerce dikenlerin yoğun zehrine maruz kalıp bir de yanlış tedavi sonucu 9 hafta boyunca ateşli krizlere girip aklını yitirmesi yetmezmiş gibi; sonrasında da bir büyücünün zihin manipülasyonuna uğraması ve en son finale yakın öldürdüğü nekromanser cadının kalbini yemesi... Tamam "Karakter kötü ama sebepleri var." diyorsun da eh. İyileştikten(!) sonra babasının kan parasını alıp intikamdan vazgeçmesini öğrenmesiyle daha da bilenen Jorg, zindandaki haydutları salarak onlarla birlikte hisardan kaçıyor ve hisarda yaşayan tecrübesiz burjuva prensimiz, lanetlenip aklını yitirdi diye anında insan müsveddesi dolu haydut grubuna ve raconlarına uyum sağlıyor. Yıllar sonra haydutların başına geçip geri döndüğünde babası krallığın birinci veliahtını, ilk oğlunu ortadan kaldırmak için
İnceleme
Dikenlikler PrensiMark Lawrence · Pegasus Yayınları · 2015277 okunma
10/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 21:40
Tanrım, neden evlatlarını sevmiyorsun? Neden acı çekmelerini izliyorsun? Cevabı basit: İmtihan dünyası... Peki, neyin imtihanı? Kitapta yazanlara herkes büyük öfke kusmuş fakat kitaptaki hikâyeler zaten Kur'an'dan, İncil'den ve Tevrat'tan alınmış konular, arkadaşlar. Siz yazara neden kızıyorsunuz, ben anlamadım. Burada anlatılan konuları zaten biz okulda din derslerinde dinlemedik mi? Sadece büyülü bir dille yumuşatarak anlatmadığı için kızıyorsunuz, öyle değil mi? Bence öyle. Kitaba gelecek olursak; Hâbil'i öldüren Kâbil'in kaçışı ve devamında süregelen olayları ele alıyor. Nuh Tufanı'ndan Babil Kulesi'ne, İbrahim'in oğlunu kurban etmesine, Lut kavminin helak edilişine kadar birçok olaya şahit oluyor. Yüce Efendi'ye kızgın ve öfkeli... "Ben, altı üstü bir kardeşimi öldürdüm ve Efendi beni cezalandırdı. Bütün bu ölüler için Efendi'yi kim cezalandıracak?" diye soruyor... Büyük bir keyifle okudum. Keyifli okumalar.
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Masal Ahmet Ümit' oturmamış
4/10
·256 syf.··
2026 2. kitabı
Ahmet Ümit’in Bir Aşk Masalı kitabını daha iyi anlamak için yazarın söyleşisine baktım. Kitabı aslında kadın cinayetlerine tepki olarak yazdığını söylüyor. “Çok seviyordum, o yüzden öldürdüm” gibi bir düşüncenin kabul edilemeyeceğini özellikle vurguluyor. Ayrıca neden masal formunu seçtiğini de açıklıyor; ona göre aşk, roman gibi sınırlı bir hikâye değil, daha çok masal gibi, sınırları olmayan bir şey. Kitapta farklı coğrafyalardan gelen beş prensle aşkın evrenselliğini anlatmaya çalışmış. Aynı zamanda ataerkil yapıyı eleştirerek aşkı kadının özgür seçim yapabilmesi üzerinden tanımlıyor. Ben bu düşüncelerin bazılarına katılmakla birlikte, bazı noktaları eksik buldum. Özellikle “özgürlük yoksa aşk yoktur” cümlesi bana biraz fazla iddialı geldi. Bence buna mutlaka “aşkın devamı için sorumluluk da şarttır” düşüncesi eklenmeli. Çünkü ilişki dediğimiz şey sadece özgürlük değil; aynı zamanda sadakat, güven ve karşılıklı sorumluluk demek. Kitapta prenslerin anlatımı da bana biraz dengesiz geldi. Başta oldukça olumlu çizilen erkek karakterler, ilerleyen bölümlerde sanki gereksiz şekilde abartılı ve irrasyonel gösterilmiş. Bu da bir noktada erkek karakterlere haksızlık yapılmış hissi uyandırıyor. Tabii ki ne erkek kadının ne de kadın erkeğin sahibi ya da denetleyicisi değildir. Ama bu, ilişkide hiçbir sınırın olmayacağı anlamına da gelmez. Günümüzde sosyal medya, gece hayatı, flörtöz davranışlar gibi konular hem kadın hem erkek için riskli alanlar oluşturabiliyor. Bu yüzden ilişkide tamamen sınırsız bir özgürlükten ziyade, karşılıklı saygı ve sorumluluk çerçevesinde bir denge olması gerektiğini düşünüyorum. Sonuç olarak, Ahmet Ümit’in özgürlük vurgusunu önemli buluyorum. Ama bana göre aşk sadece özgürlükten ibaret değil. Sadakat, güven ve sorumluluk da en az özgürlük kadar
Bir Aşk MasalıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202212,8bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 14:26
"Evet,birini öldürdü.Ama bu onu bir katil yapar mı?İnsanlar insanları öldürüyor ve bunun için madalya alıyorlar.İnsanlar görevleri olduğu için öldürüyorlar." Ernest Cunningham,kitabın karakterlerinden ve okuyucuya seslendirir.Kitap bir gece vakti abisinin Ernest'i arayıp birini öldürdüm şuan arabamın içinde demesiyle başlıyor.Ve bir de 267.000 dolar dolu bir çanta. Kitabı Ernest karakterimiz sohbet eşliğinde anlatıyor.Bir aile toplantısında bir çok sırlar dökülüyor ve herkes birilerini öldürdüğünü söylüyor.Her bölümde bir akrabası; annesi,babası,üvey babası,karısı,abisi... Kitabı ben çok sevemedim belki de doğru zaman değildi bilmiyorum ama pes etmeden de okuyup bitirdim.Sonunu merak ettim aslında "Kötü adamlar suç mahallinin çevresinde dolanmaktan hoşlanmazlar mı?"
Ailemdeki Herkes Birini ÖldürdüBenjamin Stevenson · Altın Kitaplar Yayınevi · 0147 okunma
Puan vermedi·270 syf.·
2026 340. kitabı
İnanmak istediğine inanır insan. Yalan olduğunu bile bile inanır insan. "S:15 kurmaca ile gerçeğin iç içe geçtiği bir yolculuğun hikâyesi. Sabahattin Ali cinayetini aydınlatmaya çalışan esrarlı bir yazarın, kendi hakikatini de aramasının, her durakta, her otelde, her gecede, her kentte cinayetin izleriyle birlikte kendinden ve hayatından eksik parçaları da bulmaya çalışmasının romanı. Sabahattin Ali'yi Ben Öldürdüm Gerçekten hakikati bilmek istiyor musun? Peki hakikate ulaşmak mümkün mü? “İnsanlar öldüğünde izlediği filmler ne olur bilmiyorum. Dinledikleri şarkılar, içlerinde biriken özlemler. Okudukları kitaplar boşa mı okunmuş olur misal? Bir kuş gibi çırpınan kalpleri, ısındıkları bahar güneşleri, ciğerlerine çektikleri taze çimen kokuları. İlk sonbahar yağmurlarıyla gizledikleri gözyaşları. Yalnızlıktan üşüdükleri kışlar, kederi gizlemek için saklandıkları çocukluk gülüşleri, sadece yalnız olmadıklarını düşündükleri için imrendikleri insanlar…” Sabahattin Ali'yi Ben Öldürdüm Gerçekten hakikati bilmek istiyor musun? Peki hakikate ulaşmak mümkün mü?
Roman-Edebiyat
Sabahattin Ali'yi Ben ÖldürdümGökçer Tahincioğlu · İletişim Yayınları · 2023116 okunma
8/10
·366 syf.·
2026 63. kitabı
Tavan ‘Gereksizyazar’ bir kitap yazar ve oradaki karakter M gibi davranmaya başlar. Karısı 1 yıldır bu durumu idare etmektedir. Yazar renk körüdür, sıklıkla karısını öldürdüğü kanlı bir rüyadan sıçrayarak uyanır, güvenlik görevlisi gibi giyinip evden çıkar, mahalledeki kırmızı arabaya kafayı takar.. hepsini idare eder kadın ağlama krizlerinde ona sarılır evdeki diğer adam halüsinasyonlarına bile ses etmez. Yazarımız kafayı yemiştir belki de. Bir gece fena tartışırlar, yazar aldatıldığını düşünür yazar olduğunu bile inkar eder, karısının onun aklıyla alay etmek için tüm bunları uydurduğunu söyler .. Çatı Eşi tüm ‘gerçekleri’ yüzüne söylediğinden beri artık rüya görmez. Karısını o gece evde öldürüp üstü başı kan içinde oradan kaçtığını düşünerek eski bir konağa sığınır. Çocuklulunun geçtiği konakmış güya. Babasının halasından onlara kalmış. İki ev arkadaşı da vardır bu izbe yerde. Onlara durumunu anlatır ve bir odaya sığınır. Eşi bir gün çıkıp gelir haftalardır onu aradığını böyle yapmaması gerektiğini ifade eder ancak ‘ ölüsün sen, öldürdüm seni. Gerçek değilsin’ diyerek kovar kadını..Yazar ve bunalımda mı, kimlik karmaşası mı yaşıyor yoksa gerçekten bir güvenlik görevlisi ve aldatıldı, karısının aklıyla oynadığı gerçek mi karar veremiyorsunuz okurken. Öyle derin iç konuşmalar yapıyor ki.. neredeyse ikna edecek okuru..Sonra eve döner çekmeceden Z’nin bahsettiği kağıtları alıp okur kendi hayatını okuduğunu anlar ama yine ikna olmaz. Yazan ben değilim, bir başkası beni yazmış. Ben gerçek değilim bir roman karakteriyim. Sonunda Z’yi öldürdüğüm bir roman bu.. der ve bölüm biter. Gök Kitabın anlam bulacağı bölüm, nihayet. Sıklıkla M’nin geçmişine gideriz. Dilsiz bir anne, koca bir konak, trafik ışıklarını öğreteceğim diye oğlunu neredeyse arabaların altında bırakacak
Düş KesiğiGüray Süngü · Okur Kitaplığı · 20131,055 okunma