Bbbbbb VU VEDA COOK ZORR
Burda beni taniyan tanimayan bicok kisi var oncleikle sunu demeliyim hepinizi cok sevdim tanimadiklarimi nasil severim diye sormayin severim ben aaaa neyse burda coooooooook uzun suredi burdayim ama artik gitme vakti geldi sizleri cok seviyorum yarin galiba ayt var girenlere allah yardim etsin emekleriniz bosa cikmasin biz lgs calitik ama emeklerimiz cop oldu neyseeee hadi ben zibarcam eveeeet veda ediyomm bbbbbb ndjdjsksnxnsksk. İyi gicelerrrrrrr eheheheh
1000Kitap
Yine uzun bir yazı ve yine ben :)...
Bu yazıyı yazıp yazmama konusunu çok düşündüm. Ama sonra dedim ki kendi kendime yaz gitsin. Ve bu yüzden de şimdi yazıyorum :) Bildiğiniz üzere bugün sabah Türkiye - Paraguay maçımız vardı ve mağlubiyetle sahadan ayrıldık. Üzüldüm, üzüldük; üzülmedik değil. İnsan illa küçük de olsa bir hüzün hissediyor. Neyse şimdi buraya üzülmemizden bahsetmek için yazmıyorum. Bundan sonrasında konudan konuya atlarsam kusuruma bakmayın... Öncelikle nasibimizde gol atmak yokmuş diyerek başlamak istiyorum. Çünkü ben sadece son 20 dksını izleyebildim maçın. (Çünkü uykuda kalmışım. Biz kaybedince de tamamını izlemek istemedim.) Ve o son dakikalarda özellikle nasıl goller kaçırdıklarını gördüm. Hayır yani hiçbiri mi gol olmaz? Olmadı. Ve neredeyse hepsi de kaleyi milimiyle, santimiyle sıyırdı. Mesela Merih'in o son saniyedeki kafa vuruşu... O gol olabilirdi mesela ama olmadı. Buna resmen nasibimizde o gol yokmuş demek oluyor. Hayatta da böyle şeyler başımıza gelmiyor mu? Bir şeyin olmasını çok istiyoruz. Neredeyse her yolu, her şeyi deniyoruz olsun diye... Ama olmuyor. Allah nasip etmiyor. Demek ki bizim için hayırlı bir şey değilmiş deyip yolumuza bakmamız, devam etmemiz lazım. O gol de bize hayır getirmeyecekti demek ki. Bilmiyorum anlatabildim mi? Ve ben olsam oraya gelebildiğim için bile sevinirdim. Gönül isterdi ki daha da ielrleyelim ama işte nasip... Şimdi görüyorum ki herkes linç tufanına tutuyor takımı. Ben linçlemek için yazmıyorum kesinlikle bu yazıyı. Ya da mesela bir şey daha var bizim kazanmamımızı engelleyen kanaatimce... O da bir şey oldu mu bunu hemen yüceltmemiz, ortada hiçbir şey yokken kibirlenmemiz ya da daha başka şeyler... Size soruyorum karşı takım Paraguay diye ezip geçeriz ya demediniz mi? Tamam bakın belki demediniz ama hiç aklınızın ucundan bile mi geçmedi?
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hayallerimizin ucu bucağı olmasın! Yarısını – belki daha azını – gerçekleştirecek kadar ömür de olsa, sınırsız olmalı hayallerimiz… Bilirsin, ben doz aşımını severim hayal kurarken! Fadime Arslan 📚🖊️📖
Duygu ve Düşünce
Ah, Önyargılarım!
24/02/24 Nepal( Pokhara ) himalaya Ateş başında üç kişi oturuyorduk. Dolunay tam olarak tepemizde, sessizce ateşi körüklemek için arada bir bambu ve çeşitli ufak tefek kuru otları ve yaprakları ateşin çevresine yerleştirirken, odunun ateşinin kızgınlığında daha küçük parçalara ayrılırken ki çatırtısıyla hummalı alevlenen odun kemiklerimi dahada ısıtmasından dolayı mesut bir şekilde hissediyordum, mehtabın ağaçların ve dağların üzerindeki beyaz loş ışınlarının yansıması karanlığın silüetini aydınlatıyordu, dingin kuş sesleri ve uzaktan gelen köpeğin ısrarlı havlayışlarıyla, doğanın esrarengiz müziğini kalbimim en derinlerinde hissediyordum ve birkaç dakika bu sükunet sürdü ve Yazar: “Açıkçası ben Nepal de ustruplu bir Hippi ile tanışamadım; demem o ki, bir gün bahçede otururken rastgele birisi geldi ve hiç sormadan direk içeri bahçeye geldi ve “oturabilir miyim?” dedi! Parasının olmadığını ve kalacak yere ihtiyacı olduğunu sordu ve “”seni bir süre misafir edebilirim”” dedim! Bir süre benim yerimde kaldı yemek içmek hiç bir şeye para da harcamadı ancak benim yerim olmasına karşı kendi keyfine göre davrandı, düzenledi hatta rahatsızlık vermeye başladı bu durum ve vizesinin süresi dolduğundan dolayı gitmek zorunda kaldı ve gitti! Rainbow’cu ya da Hippi olabilirsin ancak bu parasız yaşamayayım, sistemden uzağım diyerek başkalarına rahatsızlık vermek! Bunu doğru bulmuyorum! Son cümlesini kararlı şekilde söyledi ve haklı olduğunu bekler bir tavırla hafifçede sırıtarak kibarca bir pişkinlikle: Nepal’ de hippilerle çok fazla böyle deneyimim oldu! Dedi! Karşısında ateşle uğraşan kadın ateşin kor aydınlığından parlayan gözlerle Yazarın yüzüne baktı ve kadın öncelikle yazarın ne demek istediğini doğru mu anladığı, yani cümleleri idrak etmeye çalışıp bu sözlerden sonra,
Edebiyat
Ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil Nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan. Belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü Biraz Nietzsche biraz Kant kafan karışmış belki Parlamanet'i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı? Pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı! Kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir derdi. İyi kitaplar okudum bir boka yaramadı.. Ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum Durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar Sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız İşin yoksa çiçek al,saç tara, parfüm sık. Küsmesi,barışması,ayılması,bayılması Hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması Meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı! Güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi. Bir sürü güzel kadın girdi hayatıma Hepsi ağzıma sıçtı.. Ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil. Her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister Seninle benim yan yana oturacağımız çekyata Ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik.. İçime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim. Ben seni severim sevmesine de İş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim.. Ali Lidar
Şiir