kaplumbağa gibi bir canlının, birkaç yüzyıl sürdürdüğü ömrü, onun çıplak tabiatta ev diye bir kaygısının olmamasıyla, kendisini göreceli, fakat sürekli bir güvencede hissetmesiyle ilişkilendirebiliriz. Ancak kaplumbağa bu konuda olabildiğince kanaatkardır ve onun evi, sadece ihtiyacını karşılayacak büyüklüktedir.
Sultan Palamut’la Ozan
Sultan Palamut’un saltanatında
İnim inim inlerken halk
zorbalığın altında Sultan Palamut tahtında
Astığı astık Kestiği kestik
Öttürdüğü düdük Dediği dedik...
O zamanlar bir de Ozan vardı
Başı her zaman dik
Ne ezilir büzülürdü
Ne eğilir bükülürdü..
Zorbanın karşısında dimdik!
Sultan Palamut ‘ un bir huyu vardı “Huyunu sevsinler”
Dik olan olan herşeye Nedense düşmandı
Bütün dikleri, dikilenleri ve diklenenleri Hizaya sokup yamyassı etti Yassıkadayıfına döndü memleket..
“Ha bereket, ha bereket!..”
PİRELİ ŞİİR
Bu ne acaip bilmece!
Ne gündüz biter, ne gece.
Kime söyleriz derdimizi;
Ne hekim anlar, ne hoca.
Kimi işinde gücünde,
Kiminin donu yok kıçında.
Ağız var, burun var, kulak var;
Ama hepsi başka biçimde.
Kimi peygambere inanır;
Kimi saat köstek donanır;
Kimi kâtip olur, yazı yazar;
Kimi, sokaklarda dilenir.
Kimi kılıç takar böğrüne;
Kimi uyar dünya seyrine:
Karı hesabına geceleri,
Gündüzleri baba hayrına.
Açıkçası, kendimi bok gibi hissediyorum! Biraz sinirli ve yorgunum. İlk gün zorlu geçti, bakalım önümüzde- ki günlerde neler olacak! Yine de bugünkü kadar kötü geçmemesini umuyorum.