“Döndük iki yüz yıl önceki zamanlara,
orkestramız yok ama mehterimiz var.
...
Sağ bekte Recep var.”
gibi çok sayıda manidar, ‘hahah ne kadar da tanıdık yaaaa...’ diyerek okuyacağınız taşlamalar serisi.
Bildiğimiz, tanıdığımız, sevdiğimiz Nesin kalemlerinin hikayeleşmeden taşlamaya dönüşmüş güzel bir eseri...
•Tavsiye ederim
Aziz Nesin 'i anlatmaya kelimeler yetmez, defalarca da anlattım zaten. Türk edebiyatının ve Türk aydinlanmaciliginin mihenk taşı. Roman, öykü,anı, biyografi, şiir... Bi de taşlamalari varmış. Bir edebiyatci bütün bu türlerin hepsinde birden zirvede eserler versin, olacak iş değil. Hem de ne taşlamalar.
Kafanıza dikkat edin, bir tanesi gelebilir.
Ancak, hırsızlık uğursuzluk yapmadiysaniz,
haram yemediyseniz, dolandırıcılık, ahlaksızlık yapmadiysaniz, ki kitap okuyan insan yapmaz böyle şeyler, taşlardan sakinmaniza gerek yok.
Arkanıza yaslanın ve okuyun. Sadece okuyun ve düşünün.
Varol, yaşa Aziz Nesin...
Sevgili Ebru Ince 'nin Aziz Nesin sevgisinin, her ayrı etkinlikte extra Aziz Nesin severler olarak geri dönmesi dileğiyle...
Hoşça kalın...
***Kitap boyunca en beğendiğim mısraları veya beyitleri veya dörtlükleri seçtim. Araya yıldız koyarak şiirleri ayırmaya çalıştım.
Beğendiğim alıntıları da hemen bir çırpıda bulabilmek için inceleme bölümünün içine doldurdum :)
Sarı Çizmeli Memet’e Mektup, Kalmadı, Olmayacak, Zamanı Geldi, Geliyor, En Akıllımız Deli Ahmet, Zat’ı Devletleri, Masal, Valisiz Festival bölümlerini çok beğendim. Kitabı okuyamayacak kadar yoğun olanlara en azından bu bölümleri okumalarını tavsiye ederim.
Zalime ve zulme karşı DİKLERe, DİKİLENLERe ve DİKLENENLERe selam olsun…
***SARI ÇİZMELİ MEMET’E MEKTUP
*
Sarı çizmeli Memet, suçu bulma kimseye!
Sen eğdikçe başını, şaplak iner enseye…
*
Sen böyle uyudukça sanma ki sabah olur
Körler memleketinde şaşı padişah olur!
*
Sarı çizmelim benim, uyan artık, silkelen!
Hakkını çalanlara bir iyice öfkelen!
***
Bana sorma “N’olacak memleketin gidişi?”
Çarşambadan bellidir, perşembenin gelişi!
***KALMADI
.
Boydaşlarım içinde benden bodur kalmadı
.
Söylenecek ne varsa hepsi söylendi, bitti
Kahvede konuşacak avur zavur kalmadı
.
İnanın bıktım artık böyle manzum yazmaktan
Bitti hece, kafiye, uydur uydur kalmadı
Aziz Nesin'in muhteşem,ağzınıza tad bırakacak taşlamalarından oluşan dörtlükler,tabi taşlama seviyorsanız.
Bu ne menem bi adam ta o günlerde bile günümüze ışık tutan önemli konulardan siyasilere,aydın geçinenlere,korkaklara,yaltaklara,şebeklere vermiş veriştirmiş.
Günümüzde de aynı devran fazlasıyla dönüyor,hiçbir şey değişmemiş,o halde okuyun ki anlayın bu düzenin nasıl çevrildiğini.
Demekki ki bu memlekette sittin (60) sene geçse de bir şey değişmiyor. Yine açlık, yine adaletsizlik. Yöneticiler yine işkembelerini dolduruyor, yalakalık yapanlar yine el üstünde tutuluyor. Ya deveyi gütmeli, ya da buradan gitmeli.
eğer azizname oyununu izlediyseniz kitabın tadı bir başka geliyor insana.aziz nesin'in yazdığı şeyleri eleştirmek mümkün değil.eleştirebilmeniz için önce anlamanız gereliyor:)
70 Yılda hiçbirşey mi değişmemiş .?
Malesef değişmemiş zaman ve isimler dışında.
Değişse de eller, hep eski gidiş,
Olmazsa ucuzluk, tutulmaz dikiş.
Taşıma su ile görülür mü iş?
Yanmasın olur mu ne kebap ne şiş?
Hep eski mavaldır, eski terane,
Alt tarafı kaval, üstü şişhane!
Aziz bir gazeteci ve yazardı. Karamizahın en dip köşelerine kadar indi. Verdi veriştirdi. Korkmadı, yılmadı, kaçmadı. Halkın enayiliğini kendine araç edinenleri de enayi halkı da yerden yere vurdu. Bunu yaparken güldürdü eğlendirdi. Gördüklerini gösterdi herkese ama büyük bir aptal güruhu karşısında onun da yapacağı pek bir şey yoktu.
Edebiyatın bir manzum türü olan taşlama’yı, sanat değeri taşımasından çok, edebiyat yoluyla bir politik ve sosyal mücadele olarak değerlendirmek daha doğru olur. Taşlamala-
rın sanat ve estetik değerleri yoktur, demek istemiyorum, ama
taşlamayı biçim benzerliğinden ötürü şiir sanmamak gerektiğini
anlatmak istiyorum. Taşlama, kendi ölçüleriyle değerlendirilmelidir. Önce öz bakımından taşlama, şiir sayılmamalıdır. Çünkü, taşlamada mizahın en acısı olan yergi vardır; yergi ise sa-
natçının duygusal değil, zihinsel bir ürünüdür. Taşlamalarda zihinsellik önde gelir, daha ağır basar. Aziz Nesin'in anlatımıyla..
...
Kesinlikle tavsiye bir kitap.
Herkese merhaba, 2026 yılının ilk yorumu ile karşınızdayım. Uzun zamandır okumak istediğim ve niyetlendim bir kitaptı. #sahafganimeti Azizname ile geldim. Aziz Nesin'in çok bilinen eserlerinden biridir. Mizah-deneme tarzında bir kitap, tek bir olay örgüsüne sahip değildir. Toplumun aksayan yönlerini siyasi, ahlaki, halk ve yönetici arasındaki konuları hiciv yoluyla ele alan kısa yazılardan oluşuyor. Kısa bir bilgi vermek gerekirse Aziz Nesin Türk Edebiyatı'nın en önemli mizah yazarı, öykücüsü ve düşünce insanlarından biridir ve bunu hemen hemen tüm eserlerinde okuru güldürürken düşündürme durumuna getiriyor. Absürt gibi görünen olaylar aslında gerçek hayattaki çarpıklıkların aynasıdır. Özellikle konu temasını şu şekilde dile getirebilirim;
- Güçlünün zayıfı ezmesi
- Toplumsal İkiyüzlülük
- Cehalet ve çıkarcılık
- Adalet ve eşitsizlik
Yani kısacası eserinde tamamen bizim şuanda bile yaşanan olayları birebir mizah yoluyla bu dile getirmesi. Dili sade ama eleştiri olarak oldukça serttir.Ben Aziz Nesin okumayı seven biri olarak bende yazarın kitaplarıyla mutlaka tanışmanız gerekir. Gerek mizah yoluyla güçlü bir toplumsal eleştiri yapıyor, gerekse hala güncelliğini koruyan bir konu ve düşünce.
Benim kendi düşünceme göre iyi ki okudum dediğim kitaplar arasına girdi ve umarım bir nebzede olsa size bu kitabın merakını hissettirmişimdir. Şimdiden okumak isteyenlere veya okuyacaklara keyifli okumalar dilerim. Kitapla kalın.
20 Aralık 1915’te İstanbul’da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesinde öğrenim gördü. Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Kara Harp Okulu ve Askeri Fen Okulundan mezun oldu. Üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullanmak" suçlamasıyla yargılanıp ordudan uzaklaştırıldı. Bir süre bakkallık yaptı. Ardından gazeteciliğe başladı. Yedigün, Karagöz ve Tan Gazetesinde çalıştı. Cumhuriyet adlı bir magazin dergisi yayınladı. Sabahattin Ali ile birlikte, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba mizah dergilerini çıkardı. 1951de bir kitapçı dükkanı, ardından bir fotoğraf stüdyosu açtı. 1954ten itibaren Akbaba mizah dergisinde takma isimlerle mizah öyküleri yazdı. Yazın yaşamı boyunda 100ün üzerinde takma isim kullandı. Kemal Tahirle birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu.Yeni Gazete, Akşam ve Taninde köşe yazıları yazdı. Yazarlığı, Öncü, Yeni Tanin ve "Ustura" isimli bir mizah eki de hazırladığı Günaydın gazetesinde sürdürdü. 1962de Zübük isimli mizah dergisini çıkardı. 1963te yayınevinin yanmasının ardından sadece yazmaya başladı. 1972de Çatalcada kimsesiz çocukların eğitimini gerçekleştirmeyi amaçlayan Nesin Vakfını kurdu. Kitaplarının tüm gelirini bu vakfa bağışladı. 1976-1980 arasında her dalda edebiyat ödülleri veren Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığını çıkardı. 1979da seçildiği Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanlığı görevini yıllarca sürdürdü. Sadece Türk edebiyatının değil dünya mizah edebiyatının da sayılı isimleri arasında yer alan Aziz Nesin, düşünceleri ve yazıları nedeniyle siyasi iktidarlardan sürekli baskı gördü, tutuklandı, yargılandı, sürgün edildi, cezaevlerinde kaldı. 6 Temmuz 1995 tarihinde yaşamını yitirdi. Öykülerinde Türk toplumunu ayrıntılarıyla yansıtır. Anlatımında halk edebiyatının ana öğelerinden yararlanır. Yer yer masal temasıyla ve mizah aracılığıyla günlük olayları, toplumsal aksaklıkları eleştirir. Türk edebiyatında çağdaş mizah yazarlığı tekniklerini geliştiren, genç mizah yazarlarının doğmasına yolaçan yazardır.