“Hafızanın bahçesi çoraklaşmaya başlayınca insan elde kalan son ağaçların üzerine titrer. Kuruyup gitmesinler diye, onları suluyorum. Hatırlıyorum, hatırlıyorum ki unutmayayım!”
Dokunmak; karşındakinin çocukluğuna,acılarına, umutsuzluklarına, hüzünlerine dokunabildiğin zaman gerçekten “dokunmaktı” ve öpmek; karşındakinin acılarını öpebildiğin zaman gerçekten “öpmekti”.
“Bazı insanlar vardır, yaşadıkları halde artık sizin için yokturlar, dışarıda da göremezsiniz,çevrenizde de konuşamazsınız. İşte bu yaşarken bir çeşit ölüm değil midir?”