Çağatay Düz’ün kaleminde en sevdiğim şey askeri kurguda aşktan ziyade aksiyonu ön planda tutması. Askeri kurguda tim olaylarını ve çatışmaları okumayı çok seviyorum. Aşk hiç mi yok derseniz tabi ki var lakin öyle olayların önünde sadece aşk okumuyoruz. Ters köşeli, aksiyonlu, aşkı da olan bir kurgu okuyoruz.
Aybars ve Sıla çiftini seviyorum. Hem çekimleri olayların önüne geçmiyor hem de yavaş yavaş yakınlaşmalarını okuyoruz. Yazar tam dozunda tutmuş, en sevdiğim en sevdiğim.
Kitapta bir örgüt var Dark Coins örgütü, adını her okuduğumda beni çok güldürüyor. Güldüğüme bakmayın aslında karanlık bir örgüt. Arkasındaki sırları yavaş yavaş okuyor olmak beni çok heyecanlandırdı. Ayy arkadaşlar kitapta bir hain var Kim olabilir diye düşünmekten kafam yandı gerçekten. Kitabı okutan böyle merak unsurları olması bence güzel. Hem timin arasındaki o güveni de görmüş oluyoruz. Sonuçta gerçek hayatta da böyle olaylar yaşanıyor ve kitapta olması ayrı gerçeklik katmış.
Merhabaalar, bu sıralar oldukça popüler olan bir seri ile geldim. Dizisinin çıkmasıyla birlikte sosyal medyayı kastı kavurdu. Ben de tabi ki hem okudum hem de diziyi izledim. Anlaşma, Off-Campus’ün ilk kitabı, Hannah ve Garret çiftini ele alıyor. Hayatlarını, sahte ilişkiden gerçek aşka dönüşü okuyoruz.
Hannah ve Garret çiftini çok sevdim. Özellikle Garret Graham’a düşmeyen de ne bileyim yani. Ayıla bayıla hem okuduğum hem izlediğim bir karakter oldu. Gerçi ben önce diziyi izlediğim için Garret’ı kafamda hep dizideki oyuncu olarak canlandırdım. Kitapta ise dizide olmayan o kadar çok ayrıntı vardı ki, iyi ki kitap okuyorum diyorum. Çünkü o boşlukları hep kitaptan tamamladım. Hannah’ın düşünceleri, Garret’ın babasından yana olan yaraları kitapta çok net anlatılıyor. Kitabı okumayanlar bence önce kitabı okusun ondan sonra diziyi izlesin.
Yazarın kalemiyle açıkçası daha önce tanışmamıştım. Tam benim ergen zamanlarımda çıkan o kesimin çok sevdiği bir seri olmuş. O zamanlarda okusam kesin beğenirdim, tam benim sevdiğim tarz. Her neyse geç olsun güç olmasın diyorum ve yeni tanıştığım içinde mutlu olduğumu aktarıyorum sizlere
AnlaşmaElle Kennedy · Yabancı Yayınevi · 20163,090 okunma
Sekiz yaşındaki Bela’nın hayatı, ailesi ve her gün ona “Kalbine girebilir miyim?” diye soran gizemli bir varlık olan Öbür Anne etrafında şekillenir. Evde yaşanan tekinsiz olaylar arttıkça Bela, vereceği kararın yalnızca kendisini değil, ailesini de etkileyeceğini fark eder. Anne ve babasının evliliği sarsılırken Öbür Anne giderek daha güçlü ve tehlikeli hale gelir. Evdeki Tuhaf Olaylar, aile bağları, korku ve doğaüstü unsurları etkileyici bir atmosferde bir araya getiren ürpertici bir roman.
Gerilim dozu bir tık yüksek bir kitaptı. Yazar okuyucuyu germesini seviyor, bunu biliyoruz lakin bence biraz da konuyu genişletebilirdi diye düşünüyorum. Bazı kısımlar çok oldu bittiye geldi benim için. Bela’nın o korkusunu hissettim, kıyamam daha 8 yaşında ve korktu çocuk Yani sürekli taşının şu evden artık falan dedim, keşke taşınsalardı
Josh Malerman ile ben Kafes serisiyle tanışmıştım. Kafes serisini sevsem de daha sonra okuduğum Gölün Dibindeki Ev’i hiç sevmemiştim. Evdeki Tuhaf Olaylar ile yazara tekrardan şans vermek istedim. Alışılmışın dışında bir yazım tarzıyla gelmiş yazar. Genelde diyaloglar okuyoruz öyle sayfalarca konu üzerine değinmemiş yazar. Bu doğrultuda benim için hızlı okunan bir kitap oldu.
“Yok olan kar taneciklerini bir şekilde yakalamak mutluluğu yakalamak gibi bir şey; anında hiçliğe dönüşüveren bir sahip olma eylemi.”
Soluksuz okuduğum bir roman oldu desem abartmış olmam bence. Okuması çok kolay, akıcıydı. Olaylar çok güzel örülmüş. Başladım ve aynı gün bitirim çünkü çok akıcı çok merak uyandırıcı . Gerilim ve heyecan hiç azalmadı. Çok yorumlamak istesem de polisiye roman içeriği yorumlamak zordur çünkü yazdığım bir sey katılı ele verir diye ürküyorum. Kesinlikle tavsiye ederim şimdiden iyi okumalar
Bir de hayata bir pezevengin gözünden bakalım diye okumaya başlayacağınız okudukça ben ne okuyorum aw diyeceğiniz(yalnız sarıyor) ama okudukça kendinizi türlü entrika ve monaconun ihtişamlı yaşamı ve hayat kadınları arasında bulacağınız bir kitap kendisi. Buna ayıracağınız vakti bi hızlı ve öfkeli filmi izleseniz çok daha karlı çıkarsınız çünkü hemen hemen benzer işler ve geriye kalan zamanla efenime söyliyim size kalır. Ağğ kendisi yaklaşık 500 sayfa
, eğer ağaç olsaydım ve bu kitap için harcanacağımı bilseydim buna yanardım yani öyle söyliyim neden paylaştın diye soracak olursanız; böyle boktan kitaplarda var bilginiz olsun , alacağınız kitabı bence okumaya başlamadan önce bi inceleyip
ve tartmalıyız diye düşünüyorum, öyle yani
Yazarımız sonunda üçüncü kitapta bize bir harita sunmayı düşünmüş. İlk iki kitapta okuyucuların yaptığı haritalardan faydalanmıştım bol bol. Bu sefer harita için telefona bakıp durmak yerine hemen kitabın başında yer alan haritaya baktım lazım olduğunda.
Serinin üçüncü kitabını okumam uzun sürdü. İlk kitapta Arlen, Leesha ve Rojer’ı çocukluklarından itibaren okurken ikinci kitapta Jardir’in geçmişine detaylı bir yolculuk yapmıştık. Bu kitapta ise Inevera’nın küçüklük ve gençlik yıllarına döndük. Ama ben bu kısımları okurken sıkıldım açıkçası. Hem bu yüzden hem de günlük hayatın koşuşturmasından kitabın ilk yarısını zor okudum. Kitaba biraz ara verince Krasia diline ait kelimelerin anlamlarını da unutuyorsun tabi. Ama kitabın sonunda bir Krasia sözlüğü varmış. Bunu da kitabın başına koysalarmış keşke.
Kitabın ikinci yarısı ise ilk iki kitap gibi güzel ve akıcıydı. İlk kitabı okurken hiç tahmin edemeyeceğim şeyler gelişti. Tahminimce bir müddet sonra insanlık aralarındaki problemleri geçmişte bırakıp iblislere karşı birlik olacaklar.
Son iki kitapta değişir mi bilmiyorum ama bu serinin bence şu ana kadarki en büyük problemi ana kahramanlardan herhangi birinin ölmemesi. Gerek insanlar arası gerekse iblislere karşı bu kadar çok savaşın, mücadelenin olduğu bir ortamda daha fazla kayıp olması gerekmez mi mantık olarak ?