8/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
Türkiye’de hem en çok yarım bırakılan hem de en çok okunan kitaplardan biri olması sebebiyle hem başlamaya korktuğum hem de çok okumak istediğim bir kitaptı.. korktuğum kadar da varmış zaten.. elbette müthiş bir edebiyat eleştirmek benim haddim değil. Ama bu kadar uzun olması beni biraz sıktı sonunu zor getirdim. Fakat Oğuz Atay muhteşem bir kitap yazmış. Bildiği bütün teknikleri tek bir kitapta kullanmış ve kitap bu yüzden sanırım bu kadar uzun. Alt metinler üst metinler Pontuslar ne ararsanız var bir kitap. Ancak benim kitapta en çok sevdiğim şey ironik dili oldu. Yazardan daha önce de kitaplar okumuştum ancak Tutunamayanlardaki ironi bence hiçbirinde yoktu. Zaman zaman kahkahalar attım zaman zaman da beni düşündürdü. Sonuç olarak elbette okuması zor bir Metin’de ama iyi edebiyat okumak her zaman zordur
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Puan vermedi·68 syf.··
2026 7. kitabı
Çok güzel ve de duygusal bir kitap. Ama bence haddinden fazla abartılıyor. Stefan Zweig'in diğer kitapları kadar mükemmel değil ama yine de çok iyi. Ama adam aşırı sinir bozucuydu. Kadını unutmasını affedebilirim ama kadının montunun cebine para koymasını asla. Mutlaka okuyun!
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·246 syf.·
2026 12. kitabı
Telefonunuzun ekranını kapattığınızda, çok kısa sürede olsa sürekli zaman geçirdiğiniz o sosyal medya uygulamasını açmadığınızda içinizde bir şeyleri kaçırıyormuş ve bir an önce tekrar o uygulamayı açmanız gerekiyormuş gibi hissettiğiniz oluyorsa, herhangi bir ses veya titreşim duymasanız dahi ekranı yeniden açıp tekrar bakma isteği duyuyorsanız merak etmeyin yalnız değilsiniz. İnternet sebebiyle günümüzde hiç olmadığı kadar hızlı ve büyük bir bilgi bombardımanına sürekli maruz kalıyoruz. Artık kendimizi sadece komşularımızla değil, dünyanın öbür ucundaki Hollywood yıldızları ile de kıyaslıyoruz. Artık başarı algılarımız herhangi bir dalda en üst mertebedeki kişinin bulunduğu seviyeye göre şekilleniyor. Dolayısıyla elde olanların devede kulaklığının ağırlığı ile sürekli bir tatminsizlik hisleriyle boğuşuyor ve kendimizi bir hamster misali sonu olmayan bir koşu tekerleğinde çırpınırken buluyoruz. İşte yazarımız çağımızın insanları düşürdüğü bu koşturmacada biraz soluklanması ve yavaşlayarak farkındalık oluşturması gerektiğine dikkat çekiyor. M. Kemal Sayar okurların kafalarında daha kolay canlanır diye düşünmüş olacak ki, girişi arabalar ve trafik ile somut bir konu seçerek yapıyor. Ancak bu bence kötü bir başlangıç. En azından ben bu bölümdeki görüşleri eksik veya yanlış buldum. Hava kirliliği, gürültü, şehirlerin otoyollarla delik deşik olması gibi savları ile durumun problemli oluşuna tabii ki katılıyorum ancak çözümün araba girmeyen bazı sokaklar planlanması olmasına pek katılamıyorum. Çünkü bence ana problem şehirlerdeki nüfus yoğunluğunun çığırından çıkmasıdır. Ayrıca yazar: "Yollarda herkes eşittir." diye bir cümle kuruyor. (Syf.19) Bu cümleyi nasıl yorumlasam bilemedim, İstanbul trafiğinde patron da çalışan da arabaya binince eşittir diyebileceğimizi pek
Hayata Dair
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,2bin okunma
9/10
·112 syf.··
2026 54. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:26
Küçük Prens’i okurken sanki bir masal okuyormuş gibi ilerliyorsunuz ama aslında her bölümde hayatla ilgili önemli bir şey söylüyor. Sevgi, dostluk, yalnızlık ve birine emek vermenin değeri üzerine düşündürüyor. Kitabı bitirdiğimde içimde hem tatlı bir huzur hem de hafif bir hüzün kaldı. Bence bu kitap, yaşı kaç olursa olsun herkesin en az bir kez okuması gereken eserlerden biri. Çünkü büyürken kaybettiğimiz bazı duyguları bize yeniden hatırlatıyor.
Duygu ve Düşünce
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015280bin okunma
10/10
·293 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
🪾 HAMNET HAMLET 🪾 Bitkilere can veren, kuşlara fısıldayan, elini tuttuğunda insanın içini görebilen şifacı kadın Agness.... Bir tek oğlu #hamnet in geleceğini göremeyen şifacı anne... İkizi için ölümü kandıran HAMNET. Uzun zamandır okumayı ertelediğim bir kitaptı. Sonun da okudum. Kalın kitaplara başlamak insanı biraz korkutabiliyor ama HAMNET i elinizden bırakamayacaksınız. Ağaçlar, kuşlar, birbirinden farklı bitkiler ile dolu ormanda kendinizi kaybedeceksiniz adete. Bir annenin hisleri, bebeği ile arasında olan bağ, hayalleri için herşeyden vazgeçen bir adam. Ben çok keyifle okudum doğrusu. Çevrenin tasvir edildiği uzun parağraflar biraz eleştirilmiş. Bence tam yerindeydi. Sonra filmini de izledim. Ama kitabı kadar zevk vermedi diyebilirim. Siz HAMNET i okudunuz mu? Filmini mi daha çok sevdiniz? Kitabını mı? @domingo_yayinevi #maggieofarrell #okudumbi̇tti̇ #bookstagramtürkiye
1000Kitap
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,6bin okunma
Savaş gibi görünmeyen savaş.
Puan vermedi·224 syf.··
2026 3. kitabı
Kargalar izliyorlar. Herhangi bir eylemde bulunmuyor ve sadece gözlemliyorlar etraflarındakini. Kötülüğün olduğu yerde baş gösteriyor ve sadece izliyorlar. Büyük Irmaklardan Bile kitabı; küçük olayların nasıl büyük değişiklikler yaratabileceğini, savaşın görünürde savaş olmadan da yaşanabileceğini ve tanımların nasıl yıkıcı olabileceğini anlatan başarılı bir roman. Kitabın başında ada yaşaması huzurlu bir yer. Farklılıklar önemsenmiyor. Güzel-çirkin pek de umursanmayan kavramlar. İnsan, insan olduğu için insan. Herkes kendine özgü. Dibâcede de yazdığı gibi: "Herkes kendi rengindeydi. (...) Bir şeyin ne olduğunu başka bir şeyden hareketle anlatmak mümkün değildi. Her şey kendisiydi." Sonrasında adaya Zedeler geliyor. Kitapta bir süre daha bir sorun çıkmıyor. Zedeler de insan çünkü ve insan, insan olduğu için insan. Karakterler yardımcı bile oluyorlar Zedelere. Ancak sayı arttıkça tek tük rahatsızlıklar çıkıyor. Hala çok değil ama. Asıl sorunlar Yüksek Ülkenin müdahalesi ile başlıyor. Kitabın başında adada hiç karga yok. Karakterler karga nedir tam bilmiyorlar bile. Ancak Yüksek Ülkenin müdahaleleri ile kargalar da görünmeye başlıyor. Kitap ilerledikçe kargaların sayısı da artıyor. Kötülük yayıldıkça kargalar da yayılıyor. Hatta sonda her tarafı kaplıyorlar. Kötülüğe bir katkı sağlamıyorlar; ancak durdurmuyorlar da, sadece gözlemliyorlar. Bu yönden ana karakterimizi, anlatıcımız Yamuk'u andırıyorlar. Yamuk, doğrudan bir etki sağlamıyor kitaptaki olaylara. Sivri Adamlar geldiğinde karşı çıkmıyor onlara. Yanlarına gidip konuşacağında bile yanında hep birileri oluyor. Karşı çıkmaya çalışacağında bu, bir kaç sahne ileriye gitmiyor. Yamuk gözlemliyor, uyum sağlıyor. Çevresinde kim varsa ona uyuyor. Zedeler geliyor; kimi zaman zedelere yardım ediyor, kimi zaman onlarla sohbet
1000Kitap
Büyük Irmaklardan BileGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 2022509 okunma