muhteşmdi
10/10
·255 syf.··
Beğendi
·
2026 72. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 01:56
Bazı yolculuklar bir varış noktasına ulaşmak için yapılır. Bazıları ise insanı değiştirmek için. Şafak Yıldızı'nın Yolculuğu, Narnia Günlükleri içerisinde belki de en büyülü, en şiirsel ve en unutulmaz macera. Bu kez Narnia'nın kaderini belirleyecek büyük bir savaşın değil, bilinmeyene doğru yapılan bir keşif yolculuğunun içindeyiz. Lucy, Edmund ve kuzenleri Eustace; Kral Caspian'ın gemisi Şafak Yıldızı ile doğunun en uzak denizlerine doğru yelken açıyor. Amaçları, yıllar önce kaybolan yedi Narnia lordunun izini sürmek. Ancak onları bekleyen şey yalnızca kayıp insanlar değil; korkuların gerçeğe dönüştüğü adalar, ejderhalar, görünmez düşmanlar ve dünyanın sonuna uzanan gizemli bir yolculuk. Bu kitapta beni en çok etkileyen şey, hikâyenin aslında bir deniz yolculuğundan çok bir iç yolculuk olmasıydı. Özellikle Eustace... Serinin başında kibirli, bencil ve katlanılması zor bir çocuk olan Eustace'ın yaşadığı değişim, Narnia Günlükleri'nin en güçlü karakter gelişimlerinden biri. Çünkü Lewis burada bize çok önemli bir şey söylüyor: İnsan değişebilir. Ama değişim her zaman acıtır. Her ada yeni bir sınav. Her durak yeni bir yüzleşme. Her dalga karakterleri biraz daha olgunlaştırıyor. Şafak Yıldızı ilerledikçe hikâye de büyüyor. Başlangıçta bir macera gibi görünen yolculuk, zamanla insanın korkularını, arzularını ve içindeki karanlığı sorguladığı bir arayışa dönüşüyor. Bu yüzden kitap yalnızca çocuklar için yazılmış bir fantastik roman gibi hissettirmiyor; her yaşta okura farklı şeyler söyleyen zamansız bir masal gibi duruyor. Ve sonra doğuya ulaşıyoruz... Denizin bittiği yere. Haritaların sustuğu yere.
Edebiyat
Şafak Yıldızı'nın YolculuğuC. S. Lewis · Doğan Egmont Yayıncılık · 20121,528 okunma
Yazar yine beni etkilemeyi başardı
9/10
·288 syf.··
2026 26. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 01:36
Kitap Erika Cass adlı bir annenin oğlu Liam hakkında duyduğu korkuları konu alıyor.Liam dışarıdan bakıldığında zeki, başarılı ve örnek bir gençtir. Ancak Erika ,oğlunun çocukluğundan beri karanlık bir yönü olduğunu düşünmektedir. Bir gün Liam'ın ilgilendiği bir kızın kaybolmasıyla Erika'nın şüpheleri daha da artar ve olaylar giderek karmaşık bir hal alır. Freida McFadden yine yapmış yapacağını amacı da biraz bu zaten okuyucunun kitap boyunca Liam'dan şüphelenmesini sağlamak ve sonunda asıl suçlunun beklenmedik biri olduğunu göstermek.Ve evet ben yine sonunu tahmin edemedim ters köşe yedim Yazar, olayları annenin gözünden anlatarak gerilim duygusunu artırmış.Kitabın en dikkat çekici yanı okuyucuyu sürekli şüphe içinde bırakmasıdır. Yazar, kısa bölümler ve beklenmedik gelişmelerle merakı sürekli canlı tutmayı başarmıştır. Bence kitap oldukça akıcı ve merak uyandırıcıdır. Özellikle kaybolma olayı sonrası yaşanan gelişmeler, polis soruşturması ve Erika'nın iç çatışmaları hikayeyi daha etkileyici hale getirmektedir. Özellikle gerçek suçlunun kendi suçlarını gizlemek için başkalarını kullanmaya çalışması da var. SPOİLER İÇERİR YA PİSLİK KENDİ KIZINI VE KARINI NASIL ÖLDÜRMEYE ÇALIŞIRSIN O KADAR KADINI NASIL ÖLDÜRÜRSÜN SUÇU NASIL OĞLUNA ATMAYA ÇALIŞABİLİRSİN MİDESİZ BENCİL
Kusursuz ÇocukFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 2026778 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi
George Orwell'ın iki kült eseri 1984 ve Hayvan Çiftliği okuma listemde uzunca bir zaman bekliyordu ve nihayet Hayvan Çiftliği'ni okumak nasip oldu. Şimdi sadece 1984 kaldı. O da bakalım hangi güne nasip olacak? Hayvan Çiftliği şöyle ilk başta hiç bilmeyen birine normal bir fabl veya bir masal gibi gelebilir. Ancak anlattığı şeyleri okuyunca aslında kitabın sadece bir fabl, bir masal olmadığını anlıyorsun. Aslında dıştan fabl ama anlattığı içerik olarak sert bir toplum düzeni eleştirisi ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Hayvan Çiftliği hayvanların insanlara karşı isyanı ile başlayp ve bu isyanın asıl amacından sapıp artık kişisel bir çıkara dönüşme hikayesi. Okurken orda hayvanların olmasından ziyade yaşananlar okurken günümüzde maruz kaldığımız toplum düzenini o kadar göze sokacak şekilde anlatıyor ki orda hayvanların olmasının bir önemi kalmıyor. Günümüzü okutuyor adeta. Hayvan Çiftliği okurken aslında hiçbir şeyin değişmediğini, gücün belli zaman sonra belli grubun elinde nasıl bencillik ile çıkar malzemesi haline geldiğini, her ne kadar 1945'te yazılsa da günümüzden bir farkının olmamasından ötürü zamansız bir kült roman. Toparlayacak olursam Hayvan Çiftliği basit bir fabl okur gibi değil günümüz ile ilişkilendirerek okunduğu zaman çok daha anlamlı bir kitap. Hayvanlar üzerinden insanların ne kadar bencil ve çıkara dayalı bir varlık olduğunun anlatısı Hayvan Çiftliği ... Okuyun, okutun...
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025296,1bin okunma
Karanlıkta iki gölge yan yana geldi ve karanlık bitti...
Puan vermedi·376 syf.··
2026 68. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 21:00
"He is half of my soul, as the poets say." ya ben bu kitabın beni bu kadar mahvedeceğini tahmin etmemiştim.. ne yazcam kelimeleri nasıl toplıcam hiç bilmiyorum hala. Madeline Miller mitolojik bi efsaneyi alıp öyle bi aska, öyle zarif bi bağlılığa dönüştürmüş ki kitabı bitirdiğimde göğsümde kocaman bi ağırlık vardı hala etkisinden cıkamıyorum ağlamaktan yoruldum .. biz akhilleusu hep o yenilmez gururlu yarı tanrı savasçı olarak bildik ya hani, tarihteki o gaddar imajı falan. ama bu kitap bize onun savas meydanlarındaki ihtişamını diil patroklosun gözlerindeki o saf masum halini anlatıyo. o kadar insani ki.. hele o Chiron'un yanındaki çocukluk yılları, pelion dağındaki o huzurlu günler.. yazar oraları o kadar güzel anlatmış ki keşke hep orada kalsalardı dedim okurken. patroklosun sadakati, o herkesin korktuğu akhilleusun onun yanındaki o çocuksu ama devasa sevgisi içimi titretti resmen. bi de şu kader mevzusu ve tanrıların o kibirli, bencil dünyası beni acayip delirtti okurken.. özellikle Thetis karakterine o kadar sinir oldum ki anlatamam, kadındaki o kibir ve oğlunu sadece şan şöhret için harcama isteği delirtti beni. iki ölümlünün kaderin önüne geçemeyen o çaresiz ama yine de pes etmeyen hikayesini izlemek hem büyüleyiciydi hem de cok can yakıcıydı bence truva savaşı başladığı andan itibaren zaten kalbim sıkışa sıkışa okudum, o savaşın anlamsızlığı, gurur yüzünden verilen o kayıplar falan çok iyi işlenmişti. yazarın dili de o kadar akıcı ki betimlemeler falan acayip şiirsel, sanki düz yazı diil de bi melodi okuyosun gibi. akhilleusun şan şöhret açlığıyla patroklosun o şifacı, merhametli yönünün tezatlığı muazzam verilmiş. sonunu bile bile okumak canımı cok yaktı, o son sahneler, mezar taşındaki o isim detayı falan beni benden aldı bittim orda zaten.. ama her saniyesine
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,3bin okunma
7/10
·512 syf.··
2025 10. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2025 23:36
‎Edebiyat bazen bize ayna tutar, bazen ise karanlık bir dehlize hapseder. Lionel Shriver’ın Kevin Hakkında Konuşmalıyız eseri, ikinci tanıma tam uyuyor. Roman, sadece bir "suç" hikâyesi değil; anneliğin kutsal kabul edilen o steril imgesinin ardındaki çatlaklardan sızan, oldukça rahatsız edici bir hakikat arayışı. ‎​Eva, oğlu Kevin’ın işlediği o dehşet verici okul saldırısından sonra, aslında kendi içindeki suçluluk duygusunu ve "anormal" gördüğü anne olma halini bir mektup dizisiyle dışa vuruyor. Shriver, okuru bir mahkeme salonuna oturtuyor; ancak yargılanan sadece Kevin değil, Eva’nın kendi varoluşu, eşiyle olan iletişimsizliği ve modern toplumun ebeveynlik üzerindeki baskısıdır. ‎ ‎​Kitapta en çok altını çizdiğim cümlelerden biri olan "Son zamanlarda politika da benim için küçük, kişisel hikâyelerden oluşan bir yığına dönüştü. Artık hiçbir şeye inanmıyorum. Yalnızca insanlar ve başlarına gelenler var," itirafı, Eva’nın dünyasının nasıl paramparça olduğunu en iyi anlatan satırlardan. O, dünyayı değil, kendi küçük ve trajik evrenini çözmeye çalışıyor. ​Kitap boyunca sorduğumuz o yakıcı soru şu: Bir çocuk doğuştan mı "kötü"dür, yoksa biz mi ona o kötülüğü gıdasıyla, sevgisizliğiyle ya da fazla sevgisiyle aşılarız? Eva’nın o soğuk, mesafeli ama bir o kadar da içten dökülüşleri, okuru kendi vicdanıyla baş başa bırakıyor. "Yalnızca vicdanı olan bir insana acı çektirebilirsiniz. Yalnızca boşa çıkacak umutları ya da sevdiği insanlardan uzağa düşmekten endişelenenler cezalandırılabilir," satırları, sanırım bu kitabın tüm o karanlık atmosferini tek bir noktada özetliyor. ‎ ​Bazen bir ebeveynin en büyük itirafı da şu oluyor: "Bugünlerde benim için anlaşılmak, sevilmekten çok daha önemli." İşte Eva, bu anlaşılma arzusuyla bizleri o dehlize çekiyor. ‎ ‎​Kitabın 2011 yapımı,
Edebiyat
Kevin Hakkında KonuşmalıyızLionel Shriver · Koridor Yayıncılık · 2025238 okunma
Puan vermedi·284 syf.··
2026 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 16:20
Zeynonun oğlu kitabından önce okunması gereken eser.Romantik ilişkilerin bol olduğu , akıcı bir roman .Her karakterin kendince kusurları var .Özellikle Azize tam bir Barbie bebek .Hayatının iplerini en baştan eline alması gerekirdi .Zeyno bana gerçek hayattaki şanslı ama itici karakterleri hatırlattı.Hasan ise başlı başına bir sıkıntı .Bencil ve küstah .Saffet karakteri de umarım hikayenin sonunda mutlu olacağı bir hayata sahip olmuştur .
Kalp AğrısıHalide Edib Adıvar · Özgür Yayınları · 20003,073 okunma