8/10
·74 syf.··
2026 7. kitabı
Daha ilk sayfada tokat gibi başlayan bir hikâye. Gregor Samsa’nın bir sabah dev bir böceğe dönüşmesi var işin merkezinde ama kitap aslında “böcek olma” meselesi değil, insanın gözden düştüğünde neye dönüştüğü meselesi. Gregor’un yaşadığı şey fiziksel bir dönüşümden çok, duygusal bir silinme gibi. İşe yaradığı sürece değerli, işe yaramadığı anda yük… Ailesinin tavrı da yavaş yavaş değişiyor ve insan okurken “sevgi ne kadar koşullu bir şeymiş” diye düşünmeden edemiyor. Kafka’nın olayı zaten bu: büyük olayları büyük cümlelerle anlatmıyor. Tam tersine, olağan bir soğukkanlılıkla yazıyor ve bu yüzden daha da rahatsız edici oluyor. Gregor’un odasında giderek yalnızlaşması, unutulması, hatta “varlığının fazla gelmesi” çok ağır ama sessiz bir şekilde ilerliyor. Bir de şu var: kitapta kimse açıkça kötü değil. Ama herkes biraz çaresiz, biraz bencil, biraz yorulmuş. Bu da hikâyeyi daha gerçek ve daha can sıkıcı yapıyor. Sonu da dramatik bir patlama değil; daha çok bir “sessiz kapanış”. Ve bitince insanın içinde garip bir boşluk kalıyor. Kısacası Dönüşüm, fantastik bir olay anlatıyor gibi başlayıp aslında insan ilişkilerinin kırılganlığını yüzüne yüzüne vuran bir kitap.
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268,2bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 01:06
Alphonse Daudet öyle güzel, öyle masalsı ve sade bir dil kullanmış ki, kitap su gibi akıp gidiyor. Okurken yazar sanki yanımıza oturmuş, bizimle konuşur gibi samimi, esprili bir dille anlatıyor hikayeyi. ​Daha ilk sayfada, Tartarin’in o evindeki silah odasına girerken herkesten silahları toplaması, "Aman ona dokunma zehirlidir" diye uyarılar yapması tam bir komedi! Ömründe kasabadan çıkmamış bir adamın evini cephaneliğe çevirmesi, bahçesindeki o küçücük saksı bitkisini "Orta Afrika baobab ağacı" diye anlatması çok eğlenceli anlatılmış bence. ​İçindeki o evcil, çorba içmek isteyen tarafıyla; macera peşinde koşan o cesur tarafının kavgası kesinlikle muhteşemdi. Korkuları ile cesareti, naifliği ile sertliği o kadar bir arada ki... "Zavallım" diyorsun okurken. Ne kadar sevimli de olsa, Tartarin de günün sonunda bir insan ve duygularına, egolarına, "millet ne der" baskısına yenik düşebiliyor. ​Beni kitapta en çok rahatsız eden yerlerden biri, o sadık deveyle olan bağı oldu. Tartarin’e o kadar bağlanan, onu koşulsuz seven o hayvandan bir süre sonra sıkılması, onu yük gibi görmesi içimi çok burktu. İnsanoğlunun o bencil ve nankör tarafını da göstermiş bize. ​Bir diğer can sıkan kısım da o dönemin Avrupalı zihniyetiydi. Türkleri aşağılaması, kadınları sadece dans eden figürler olarak görmesi beni o masalsı havadan biraz kopardı. İşin acısı, o zihniyetten hâlâ kurtulamamış bir Avrupa var bugün karşımızda. Bugün bile sinemalarda, dev filmlerde İstanbul’u hâlâ fesli, develerin gezdiği oryantalist bir yer gibi göstermeleri, Avrupa’nın gözündeki Türkiye imajının maalesef hiç değişmediğini kanıtlıyor. Bu kısımları, ırkçılığı, sömürgeciliği, o dönemdeki zihniyeti kitabında üstüne basarak özümsemiş olmasını çok rahatsız edici buldum açıkçası. Ancak kitap beni edebi anlamda çok
Tarasconlu TartarinAlphonse Daudet · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021258 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dikkat Spoiler içerir
8/10
·559 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
92 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 13:34
Notre-Dame de Paris sadece “çirkin kambur adamın hikâyesi” değil. Medeniyet, din, iktidar, güzellik, dışlanma ve insan ruhu üzerine dev bir ağıt. Ve çoğu insanın sandığının aksine bu romanın gerçek ana karakteri bile Quasimodo değil aslında: Notre Dame Katedrali’nin kendisi. Öyle katmanlı bir eser ki, bir yandan gotik romantizm var, bir yandan toplumsal eleştiri, bir yandan da Victor Hugo’nun “insanlık taşlaşırken ruhunu kaybediyor” çığlığı. Önce dönemi anlayalım: Neden böyle bir roman yazıldı? 1. Fransa’nın kırıldığı dönem Romanın geçtiği dönem 1482. Ama kitap 1831’de yazılıyor. Yani Hugo geçmişi anlatırken aslında kendi çağını eleştiriyor. O dönem Fransa’da: Sanayi Devrimi büyüyor Kilisenin gücü değişiyor Monarşi sarsılıyor Şehirler modernleşiyor Eski yapılar yıkılıyor İnsanlar “ilerleme” adına geçmişi siliyor Ve Hugo buna çok üzülüyor. Çünkü ona göre: İnsan sadece teknolojiyle yaşayamaz. Hafızasını kaybeden toplum ruhunu kaybeder. Bu yüzden roman aslında bir “medeniyet hafızası savunması.” Notre Dame neden bu kadar önemli? Katedral = taşlaşmış insanlık hafızası Notre-Dame de Paris romanda canlı gibi anlatılır. Hugo için katedral: dinin merkezi,halkın sığınağı,sanatın zirvesi,tarihin hafızası,insanlığın ortak vicdanıdır. Hatta Hugo’nun meşhur fikri vardır: “Matbaa mimariyi öldürdü.” Bunu ne demek için söylüyor? Eskiden insanlar fikirlerini taşlara işliyordu: katedraller,heykeller,vitraylar,mimari… Ama matbaa çıkınca bilgi kitaplara geçti. Böylece mimarinin “medeniyetin kitabı olma” rolü azaldı. Notre Dame bu yüzden geçmiş dünyanın son nefeslerinden biri gibi. Romanın merkezindeki büyük tema:
1000Kitap
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
6/10
·56 syf.··
2026 16. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 01:33
Beş farklı hikayeden oluşan ve çocuklara yönelik olan öykülerde insanlara dair sosyal ve evrensel mesajlar hikayeleştirerek anlatılmıştır. Çocuk kitabı olarak öne çıktığı için intak yani konuşturma sanatı hikayelerde öne çıkmaktadır. Eserde anlatılanlar “aşk, iyilik, sevgi, dostluk, bencillik, saflık” gibi konular üzerine yazılmıştır. Hikayeler ise “Mutlu Prens”, “Harika Fişek”, “Bencil Dev”, “ Bülbül ve Gül”, “ Vefalı Dost”tur. Hikayelere kısaca değinecek olursam; Kitaba ismini veren Mutlu Prens’te, Mutlu Prens ile bir kırlangıcın dostluğunu ele alır. Mutlu Prens şehrin tam ortasında duran kocaman bir heykeldir. Heykelin gözleri,kalbi ve diğer her yeri değerli taşlarla süslüdür. Mutlu Prens şehirdeki yoksulluğu, sefaleti ve fakirliği görünce ve de kendiside heykel olup hareket edemediğinden ötürü gördüğü her üzücü şeyde dostu olan kırlangıçtan kendi bedeninde bulunan değerli taşları alıp o ihtiyacı olan kişiye götürmesini rica eder. Böylelikle herkese dostu sayesinde yardım etmiş olur. Bu durum heykeldeki tüm her şey bitip tükenene kadar devam eder. Artık eski değerli ve güzel hali kalmayan heykel kötü bir görüntüde kalır ve şehirdeki insanlar tarafından yıkılır. Dostu kırlangıç ise soğuktan ötürü ölür. Ancak her ikiside sonunda Tanrı tarafından ödüllendirilir. Harika Fişek’te, Fişeğin herkes tarafından sevildiğini düşünmesi ve herkesten kendisini üstün görerek ortaya bencil ve narsist bir karakter koyar. Fişek her ne kadar kendisini üstün görsede her seferinde daha aşağı düşerek gerek fişeğin ateşlenememesi, gerek atılması veya fişeğin kendisini ne kadar üstün görsede dışardan öyle olmadığını söylenerek hep en kötü duruma itilerek en son odun niteliğinde yanmasını konu edinir. Bencil Dev’de, bahçesinde çocuk istemeyen devin mevsimler yaz olduğunda kendi bahçesi
Mutlu PrensOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,9bin okunma
Mutlu Prens
Puan vermedi·56 syf.··
2026 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 01:20
Oscar Wilde’nin 1888 de yayımlanan kitabıdır. Her ne kadar çocukları için yazdığı masallar olduğu düşünülse de, okuduktan sonra hedefinin sadece çocuklar olmadığını anlayacak, yetişkinlere de hitap ettiğini göreceksiniz. Bencillikten görülemeyen güzellikler, kibrin vermiş olduğu kendini bilmezlik, dostluk gibi temaları kısa masallarla işlemiş Oscar Wilde. Kitapta toplam 5 masal yer almakta. Sevdiğim masallara göre bir sıralama yapacak olursam; 1- Bencil Dev 2- Mutlu Prens 3- Bülbül ve Gül 4- Harika Fişek 5- Vefalı Dost şeklinde olurdu. Ben keyifle okudum. Sizin için de öyle olmasını umarım. Keyifli okumalar Mutlu Prens Oscar Wilde
Duygu ve Düşünce
Mutlu PrensOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,9bin okunma
7/10
·56 syf.··
2026 15. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 00:23
Çok tatlı, kısa hikayelerden oluşan akıcı bir anlatıma sahip. İçinde 5 farklı hikaye var. Benim en sevdiğim Bencil dev oldu. Çok söyleyebileceğim bir şey yok. Her yaşın rahatlıkla okuyabileceği bir kitap. Kapanışı yine beğendiğim bir metinle yapmak istiyorum. Çocuk, Dev’e bakarak gülümsedi ve ona “ Sen bahçende oynamama izin vermiştin, şimdi de ben seni kendi bahçeme götüreceğim, Cennet bahçesine, “ dedi.
Mutlu PrensOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,9bin okunma