9/10
·328 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:05
Bazı annelerin yüreğinde şefkat yok, sadece benciller… kendi mutsuzluğunu çocuğa kitapta yazdığı gibi emzirerek geçiriyor! Sonra çocuk onu terk ediyor ! Kitap gerçekten çok farklı yazım tekniğiyle duyguyu inanılmaz hissettirdi . Çok begendim
Annem Öldü müVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20251,816 okunma
Teori ve Pratik
Puan vermedi
Turgenyev'in “Rudin” romanını okurken, teori ile pratik arasındaki fark üzerine çok düşündüm. Rudin bilgili, etkileyici konuşan ve çevresindeki insanları düşünceleriyle etkileyebilen bir karakter. Ancak hayatının dönüm noktalarında aynı kararlılığı gösterememesi, onun en dikkat çekici özelliği olarak karşıma çıktı. Rudin aydın bir Rus genci, Almanya da tahsil görmüş, Hegel in kölesidir. Rudin köyün birine misafir olarak gelir ve bilgisiyle oradakileri etkiler. Yaklaşık iki ay bir evde misafir kalır o sırada evin kızı Natalya’ya aşık olur. Kız da ondan etkilenir. Anne Darya Mihaylovna durumu duyunca bunun imkansızlığını kızına anlatır. Natalya aşkıyla özgürlüğü seçtiyse de Rudin bunun yazgı olduğunu ve boyun eğmek gerektiğini söyler ve oradan uzaklaşır. Rudin sonra 1848 Fransız da ihtilal sırasında mücadelesinde yaşamını yitirir. İdealleri uğruna ölür! Birbirlerini sevmelerine rağmen Rudin'in mücadele etmek yerine kaderine boyun eğmesi, onun düşünceleriyle davranışları arasındaki çelişkiyi açıkça gösteriyor. Aslında Rudin, birçok insanın yaşadığı bir sorunu temsil ediyor: Doğru olanı bilmek ama onu gerçekleştirecek cesareti her zaman bulamamak. Romanda bazı düşünceler oldukça anlamlıydı. Özellikle “Kendinden emin ol ki, başkaları da sana inansınlar.” sözü bana özgüvenin ne kadar önemli olduğunu hatırlattı. Bunun yanında “Bir yargıya varmış kimseye bu yargısının yanlış olduğunu kanıtlamaya çalışmak yersizdir.” sözü de insanların düşüncelerini değiştirmenin ne kadar zor olduğunu anlatıyor. Şiir hakkında söylenen “Şiir tanrıların dilidir. Şiir sadece dizelerde bulunmaz, çevremizdeki her yerdedir.” düşüncesi ise hayata farklı bir gözle bakmamı sağladı. Mutluluk ile ilgili “Hiçbir şey geç gelen mutluluktan daha kötü ve gücendirici olamaz bence” cümlesi ise zamanında
RudinIvan Turgenyev · Karınca Yayınevi · 2006995 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kemal beni çok yordu
Puan vermedi
Dinlediğim bir kitap Gerçekten Kemal Bey insanlardan uzak dursa insanlığa daha yararlı olacağına inanıyorum. Aşk nedir bilemem ama adam akıllı sevdiğinle iletişim kurmadıktan sonra onu anlamaya çalışmadıktan sonra ne anlamı var aşkın? Kemal Füsun’a sahip olmayı seviyor bence Füsun’u değil. Onun hatırası onun için fiziksel dokunmalardan ibaret olduğu için eşyalardan teselli buluyor. Hayatın anlamı mutlu olmaktır diye diye sırf kendi mutluluğu için hem Sibel’i hem Füsun’u ve ailesini hem babasının bıraktığı şirketi harcadı. Kendi aşk diye nitelendirdiği hırs yüzünden. Ama kitap çok gerçek. Erkekler bu kadar benciller. Aşk bu diyerek istediklerini yapma hakkı görüyorlar kendilerinde. Güç ve sahip olma hırsı yüzünden. İstenmemeyi yediremedikleri için kendileri dahil herkese yalan söylüyorlar. Aşığım dedikleri insanı tanımaya anlamaya dahi çalışmıyorlar. Aynı hikayeyi Füsun’un ağzından da dinleyebilmeyi çok isterdim. Onun isteklerini ve hayallerini ondan duymayı. Kemal de annesi de anlayamadı belki ama okuyucu (ya da dinleyici) anlardı diye düşünüyorum.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
Puan vermedi·72 syf.·
2026 2. kitabı
Kızıl Veba 1910 yılında yazılıyor. O dönemde bu romanı yazarken esinlenecek büyük bir salgın yok .Salgının böylesine yaşanmışcasına anlatılması, mikroplar hakkında kullanılan terimler, hastaların yaşadığı psikolojik tahliller döneme göre şaşırtıcı ve korkutucu. Yaşanacak bir salgın sırasında halkın davranışı ise şöyle anlatılıyor: bir takım insan kendi sağlığını hiçe sayarak mikrobu bulmak için canla başla uğraşıyor, bazıları toplaşıp sadece kendisi ve ailesini korumak istiyor. Bazı kesimler de bu olayı kullanıp yağmacılık yapıyor, açgözlüler, benciller, çıkarcılar ve niceleri tanıdık geliyor değil mi? London salgınla sadece insanlığın değil düzenin, toplumsal değerlerin ve ahlakın da çöküşünü anlatıyor. Salgın insanı sadece biyolojik olarak etkilemiyor . Sınıfsal farklar, statü, makam farketmeden herkes aynı savaşın içine giriyor. "Uygarlık çöküyor ve herkes kendisi için yaşıyordu." Okurken düşündüm şeylerden biri ' bu kadar kolay mı bir uygarlığın çöküşü ? ' oldu .Bilim var teknoloji var ama bunlar insanı ölümden kurtarmaya yetmiyor. Medeniyet kırılıyor ve insanlar hayatta kalmak için ilkel içgüdülerine dönerken güç ve vahşet ön plana çıkıyor. Çok değil yaklaşık 50 sene sonraki torunlarını vahşi doğa içinde insanlık nedir yazı nedir bilmeden yaşıyorlar kendilerinden önceki yaşamı masal gibi dinliyorlar bu durum bize bilginin aktarılmadığında yok olucağını gösteriyor. Ölen sadece insanlar değil hafızalar da siliniyor. 3 torunun biri asker biri rahip biri kral olmak istiyor. Bu da bir uygarlığın başlaması için gerekli olan savaşma yönetme ve dua etme duygularını gösteriyor. Medeniyet tekrar başlar ve bu seneler alır, bitmesi ise bir mikroba bakar. Yani içinde bulunduğumuz dünya kapitalist düzenin yarattığı yalan algıdan başka bir şey değil. " Ne fark ederdi ki
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
Puan vermedi·312 syf.··
2026 25. kitabı
Yığınla duygu geçişleriyle okuduğum bir kitap oldu. Kızdım, güldüm, şaşırdım, bu kadarı da olmaz dedim, abartma dedim. Dedim dedim dedim ve bitirdim. Yordun beni Bayram. Gerçekten senin gibi insanların var olduğunu bilmek mi yordu araba sevdanı okumak mı arada kaldım. Ama sanırım araba sevdanın beni yormasını seçmiş olmayı yeğlerdim. Ömrümde tahammül edemediğim tek insan türü benciller!
Fikrimin İnce GülüAdalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 20212,537 okunma
Aklımızın almayacağı yamyamlık seviyeleri
8/10
·232 syf.·
2026 27. kitabı
Bazı kitaplar sizin sayfanıza düşer Beni oku diye bağırır. Kitabın kapağına baktığımda ;hey napıyorsun sen çok yufka yürekli bir kadınsın nasıl okuyacaksın bu kitabı dedim. Bu senin kulvarında değil üzülürsün de dedim. Ama hayatta gerçeklerden kaçarak yaşamak doğru değil , gerçekler hayatımızın bir parçası... Distopik kitaplardan çok fazla okumadım. Veronica Roth uyumsuz serisinde çok etkilenmiştim. Filmleri kitapla yarışacak kadar güzeldi. İnsanları sınıfları ayırmıslardı o kitapta beğenerek okumuştum. Ama bu kitapta sadece kötüler ve benciller diye iki sınıf vardı. En başta kitap roman gibi başlamadı anlamaya çalıstım biraz zorlandım sonra bana Sinem Çelik eşlik edince yarım bırakmayı bile düşündüğüm kitaba daha bir sarıldım. Sonra onunla kitap sohbetleri yaparak kitaptaki güç kısımları da konuşmaya başladık. Abla sanırım gelecekte insan yemek normal gelecek dedi. Şimdiden bunu yapan lanetlediğimiz grubu da anmadan geçemedik. Kitap Eıpstein olaylarından sonra belkı daha çok gündeme gelmişte olabilir tabii daha önce hiç okumadığım bir ülkenin yazarıydı . Yaşamak için diye bir film izlemiştim. Uçak kazasında mecbur kalıp insan eti yemek zorunda kalan insanların kurtuluş hikayesiydi. O hikayede bir çeşit zorunluluk vardı. Bu kitapta daha normalleştirilmiş gibi kendini feda eden insanlar vardı. Hatta ünlü bir rock yıldızı ile ilgili kısımlar gerçekten hem üzücü hem trajikomikti.Benim aklıma nedense Teoman gelmişti ilk kafamda böyle bir şey canlanmıstı. Kitabın içeriğine girdikçe spoıler vermeden yazabilmek çok zor. Üzücü yorucu ve yıpratıcıydı ama okunmaya değerdi. Dünyada kötülükler kol gezıyor farkındayım insanlar her geçen gün daha farklı eğilimlerle dünyayı bize zehir ediyor bunun da farkındayım. Ama bu kitapta yazılanlar inşallah bir yazarın kurgusu olarak kalır.
Leziz KadavralarAgustina Bazterrica · Çınar Yayınları · 20202,436 okunma