Ah bu yalnızlık…
Puan vermedi·152 syf.··
2026 28. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 09:05
Sanki yaşlı bir dostunuzla oturup hayat üzerine sohbet ediyormuş gibi hissediyorsunuz. Kitapta yazar, eşini kaybettikten sonra yaşadığı yalnızlığı anlatıyor. Ancak bunu yaparken sürekli hüzünlü ve karamsar bir hava yaratmıyor. Aksine, yaşadığı acıları yer yer mizahla süsleyerek okura aktarıyor. Kitabın en hoşuma giden yanı, yalnızlık gibi ağır bir konuyu oldukça samimi bir şekilde ele alması oldu. Fournier, günlük hayatında karşılaştığı küçük ayrıntılar üzerinden yalnızlığını anlatıyor. Boş bir ev, sessiz geçen günler ya da çalmayan bir telefon gibi sıradan görünen şeyler, aslında insanın içini burkan duygulara dönüşüyor. Bu nedenle kitabı okurken zaman zaman kendi hayatınızı ve ilişkilerinizi de düşünmeye başlıyorsunuz. Yazarın dili oldukça sade ve akıcı. Kitap boyunca uzun ve karmaşık anlatımlarla karşılaşmıyorsunuz. Bu da kitabın kolay okunmasını sağlıyor. Bazı bölümlerde gülümserken, bazı bölümlerde ise hüzünleniyorsunuz. Özellikle yazarın kendisiyle dalga geçebilen tavrı, kitabı daha sıcak ve etkileyici hale getiriyor. Bence kitabın vermek istediği en önemli mesajlardan biri, yalnızlığın sadece yaşlı insanların sorunu olmadığıdır. İnsan bazen kalabalıklar içinde de kendini yalnız hissedebilir. Fournier de bunu oldukça başarılı bir şekilde anlatıyor. Bu yüzden kitap sadece yaşlılık üzerine değil, insanın hayat boyunca yaşayabileceği duygular üzerine de düşündürüyor. Genel olarak Tek Yalnız Ben Değilim, kısa ama etkisi uzun süren bir kitap. Okurken hem gülümseten hem de düşündüren bir yapısı var. Eğer hayatın içinden gelen samimi hikâyeleri, insan psikolojisini ve biraz da kara mizahı seviyorsanız bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Kitabı bitirdiğinizde, yalnızlığın bazen kaçınılmaz olduğunu ama onunla yaşamanın da mümkün olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Ayrıca
Tek Yalnız Ben DeğilimJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20258,1bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 4108. kitabı
İleri Sar benim için biraz inişli çıkışlı bir okuma deneyimi oldu. Kitaptaki ilk öykü daha ilk sayfalardan itibaren dikkatimi çekmeyi başardı. Yapay zekânın insan zekâsını aşması, kendi kararlarını verebilen bir varlığa dönüşmesi ve insan kontrolünden çıkması fikri zaten başlı başına oldukça ürkütücü bir konu. Yazar da bu korkuyu başarılı bir şekilde hissettirmiş. Okurken sık sık "Ya gerçekten bir gün böyle olursa?" diye düşündüm. Özellikle teknolojinin hayatımızın merkezine bu kadar yerleştiği günümüzde anlatılanlar bana hiç de uzak bir ihtimal gibi gelmedi. İlk öykünün en sevdiğim yanı, sahip olduğu fikrin çok daha geniş bir romana dönüşebilecek kadar güçlü olmasıydı. Karakterleri, atmosferi ve ortaya attığı sorular beni içine çekti. Hatta öykü bittiğinde biraz hayal kırıklığı yaşadım çünkü daha fazlasını okumak istedim. Bu fikrin çok daha uzun işlenmesini, karakterlerin ve olayların daha ayrıntılı anlatılmasını isterdim. Kitabın en akılda kalan kısmı kesinlikle bu öykü oldu. Ancak ne yazık ki sonraki öykülerde aynı etkiyi bulamadım. Bazılarında anlatılmak istenen fikri tam olarak kavrayamadım. Olayların nereye bağlanacağını anlamaya çalışırken öykü bitiveriyordu. Sürekli "Acaba burada ne anlatılmak isteniyor?" diye düşünmek zorunda kaldım. Özellikle kısa olmaları da bu durumu daha belirgin hale getirmiş. Tam konuya alışmaya, karakterleri tanımaya başlıyorsunuz, hikâye sona eriyor. Belki yazarın amacı okuyucuyu düşündürmek ve bazı boşlukları okurun tamamlamasını sağlamaktı ama ben bu tarzı çok benimseyemedim. İlk öyküdeki netlik ve merak duygusunu diğerlerinde hissedemedim. Bu yüzden kitap bende iki farklı izlenim bıraktı diyebilirim. Bir tarafta uzun versiyonunu okumak isteyeceğim kadar başarılı bulduğum ilk öykü, diğer tarafta ise beni içine çekemeyen ve zaman
İleri SarKolektif · Dex Kitap Yayınlar · 202344 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 03:09
Zülfü Livaneli’den okuduğum ikinci kitaptı ve çok beğendim. Tarihî bir roman olmasına rağmen olaylar ve karakterlerin duyguları oldukça canlı hissettiriyor. Güç, hırs, kıskançlık ve aşk gibi temalar saray entrikalarıyla başarılı bir şekilde iç içe işlenmiş. Kitap boyunca merak duygusu hiç azalmadı ve sayfalar hızlıca aktı. Hem sürükleyici hem de düşündürücü bir romandı. Bende iz bırakan ve gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir kitap oldu.
1000Kitap
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,8bin okunma
Aşık Olma Korkusu I
7/10
·496 syf.··
2026 19. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:00
**" Kimse olduğu gibi kalmaz. Hayat onu bir şekilde değiştirir. Olmak istediğimiz kişiyle olduğumuz kişi arasında gidip geliriz. -Han " ** Herkesin kendisinden birgün uzaklaşacağını düşünen Elisa Tanyeli, daha doğrusu onun içindeki gerçek Elisa'nın hikayesini okudum ben bu satırlarda. Ailesinin kendisinden gitmesiyle birlikte herkesin kendisine sırtını dönmüş bir şekilde bulan bir karakter. Dört yıl önce gözlerinden operasyon geçiren ve o sırada hayatındaki en derin noktalardan bir koku alan bir karakter Elisa... Dört yıl önce kendisini hastane koridorlarında en gizli noktasında keşfeden bir karakter Han. Yoksa diğer adını mı söyleyeyim. Hayır, bunu siz bulun... Dahlia Parfüm'ün gizli ortağı, Elisa'nın kendisini keşfetmesine izin verdiği ama bir türlü bulamadığı Derin Nota. Hangisini bulacak acaba. Bunu bende çok  erik ediyordum açıkcası. Sürekli bir aksiyon olmasa da kitabın sonlarına doğru gerilim seviyesi biraz da olsa yükseliyor. Rs'den çıkmaya çalışırken okuduğum kitaplardan birisidir Aşık Olma Korkusu. Kendimi nasıl bu satırlarsa buldum bende bilmiyorum. Yazımına gelirsek, bence akıcı ama çok detay verilmiş. Aksiyon tarafı istenilen kadar olmasa da biraz gizem var. Bolca kıskançlık, azcık entrika ama çokca sevgi... Evet, evet... İstediğimiz romantık komedi temasında işlenilen bir kitap. Hem de tek değil. İkinci kitabı olan Aşkı Kaybetme Korkusu adlı fırından yeni çıkan birisi var. En kısa zamanda Aşkı Kaybetme Korkusu satırlarında buluşmak üzere. Ben şimdi buradan direkt Kızıl Sarmaşık'a geçiş yapıyorum. Sizlere iyi okumalar. Mutlaka yorumlarda nasıl geçtiğini, kitabı hangi duygularla okuduğunuzu bana yazın olur mu? " Sen kendini korumuyorsun. Sen kaçıyorsun. Biriyle bağ kurmaktan kaçıyorsun. Sevgiden. Aşktan. -Han " " Demek ki birilerini mutlu etmek
Aşık Olma KorkusuZeynep Sey · Athica Yayınları · 2024167 okunma
8/10
·104 syf.··
2026 18. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:25
Kitabı okurken kurgu sanıyordum ve okudukça genç yazarımızın kendi annesinin hayatını, yaşadıklarını anlattığını sonradan farkettim. Yazardan okuduğum ilk kitaptı. Ama daha önce “Bir kadının kavgaları ve dönüşümleri” adlı kitabı okumam gerektiğini anladım. Kadının hayatından bir dönem atlamış gibi oldum Neyse az çok konuyu öğrendim. Kitaba ve bende bıraktığı hislere gelecek olursak; Annesinin mutsuz, değer görülmediği, aşağılandığı, ezildiği, şiddet gördüğü ve hakaret edildiği bir ilişkiden kaçarak hayatını yeniden nasıl inşa ettiğini anlattığı dokunaklı bir eser olmuş. Annesinin baskıdan kurtulup özgür olabilmek, kötü birine dönüşmemek yani kısacası kendi olabilmek için ne savaşlar verdiğini duru, yalın bir dille anlatmış genç yazarımız. Annesinin güçlü bir karakter olduğunu, umudunu kaybetmeyip yeniden yeşerebildiğini, artık hayatını kendisi için yaşadığını okuyoruz eserde. Aynı zamanda annesinin kaçmasına, yeni bir hayat kurmasına da epey yardımcı olduğunu görüyoruz. Hatta bunu kendi kendine soruyor; “Neden ona yardım etmeye bu kadar derinden ihtiyaç duyuyordum?” “Bildiğim şey, ona yardım etmek için elimden geleni yapmak bana bir zorunluluk gibi dayatıyordu kendini…” Kısa, akıcı ve duygu derinliği olan bir kitaptı. Diğer eserlerini okur muyum bilmem bilemem.. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim
1000Kitap
Monique KaçıyorÉdouard Louis · Can Yayınları · 202662 okunma
5/10
·192 syf.··
2026 5. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 15:15
Bekle beni, beklediğime değmedi. Yeni bir roman hevesiyle hemde Trabzon gezisinden hatıra kalsın diye ümitle aldım. Fakat okudukça zülfü livaneli nin hayatından kesitler olduğunu farkettim. Zaten kitabın sonunda yazar bunu açıklamış. Zülfü livanelinin bazı kitapları nedense (bende) umduğum gibi çıkmıyor. Mesela Serenad kitabı çok beğenilirken Konstantiniyye Oteli aynı etkiyi yapmadı. Son Ada kitabı çok vurucu olmasına rağmen Balıkçı ve oğlu biraz sönük kaldı vb. Kitapta anlatılan konu çok önemli, dönemin büyük sıkıntılarından bahsetmiş yazar. Ülkemizde düşünce konusunda nedense hangi çevreden olursa olsun hep bir önyargı, kabul etmeme mevcut ve bu durumu maalesef aşamıyoruz. Son söz olarak konu çok iyi ama kitap daha vurucu ve dokunaklı olabilirdi...
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,2bin okunma